İstanbul Barosu’ndan İBB davası raporu: Adil yargılanma hakkı risk altında

İstanbul Barosu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) yönetimi ve çalışanlarına yönelik açılan, 107’si tutuklu 402 sanığın yargılandığı davaya ilişkin ilk gözlem raporunu yayımladı. Silivri’de devam eden duruşmaları yerinde takip eden bağımsız heyet; yargı bağımsızlığı, savunma kısıtlılığı ve fiziki koşullar nedeniyle "adil yargılanma hakkı" açısından ciddi risklerin oluştuğunu raporladı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında açılan ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran davanın yargılama süreci, İstanbul Barosu tarafından mercek altına alındı. Silivri’deki Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde görülen davada; İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, ilçe belediye başkanları ve belediye üst düzey yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 402 sanık hakim karşısına çıkıyor. İddianamede, İmamoğlu hakkında "örgüt kurucusu ve lideri" suçlamasıyla 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

Avukat Hakları Merkezi koordinasyonunda 9 Mart 2026 tarihinden itibaren duruşmaları takip eden bağımsız gözlem heyetleri, sürecin hukuksal standartlara uygunluğunu denetleyerek ilk hafta raporunu tamamladı.

Yargı Bağımsızlığı ve Tarafsızlık Kaygısı

Raporda yer alan en çarpıcı tespitlerden biri, yargının "objektif görünümü" üzerindeki gölgeler oldu. Davanın soruşturma aşamasında görev yapan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’nın, yargılama sürecinde Adalet Bakanı olarak atanması, kamuoyunda tarafsızlık tartışmalarını beraberinde getirdi. Baro heyeti, yürütme organının temsilcisi konumundaki Bakanın dava hakkındaki açıklamalarının, yargı ile yürütme arasındaki mesafeyi zedelediği değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca savunma makamının "hakimin reddi" taleplerinin, bizzat reddi istenen heyet tarafından "davayı uzatma amacı taşıdığı" gerekçesiyle geri çevrilmesi, hukuki tartışmaların odak noktasını oluşturdu.

Savunma Hakkına Yönelik Kısıtlamalar

Savunma makamının karşılaştığı engeller, raporun geniş bir bölümünü kapsıyor. Heyetin gözlemlerine göre, bazı sanıkların beyanları kesilirken, kritik delillerin savunma ile paylaşılmadığı yönünde itirazlar yükseldi. Yaklaşık 4 bin sayfalık devasa iddianameye karşın, tutuklu sanıklara cezaevinde haftada sadece iki saat bilgisayar erişimi verilmesi, savunma hazırlığı için tanınan sürenin yetersizliğini gözler önüne serdi.

Silivri Kampüsü ve Aleniyet İlkesi

Duruşmaların şehir merkezinden yaklaşık 2,5 saat uzaklıktaki Silivri’de yapılması, "yargılamanın aleniyeti" ilkesi açısından eleştirildi. Ağır güvenlik önlemleri ve basın mensuplarına getirilen sayı sınırı, davanın kamuoyu tarafından denetlenmesini fiilen zorlaştırıyor. Raporda, sanıkların yoğun güvenlik çemberi içinde, avukatlarının ise izleyici bölümünde tutulmasının, müdafi-müvekkil arasındaki doğrudan iletişimi ve göz temasını dahi imkansız hale getirdiği vurgulandı.

Masumiyet Karinesi ve Medya Dili

Yargılamanın cezaevi kampüsü içerisinde yürütülmesinin masumiyet karinesini zedeleyen bir atmosfer yarattığına dikkat çeken İstanbul Barosu, bazı medya organlarının sadece iddia makamının görüşlerine yer vermesini de eleştirdi. Mahkemenin, nisan ayı sonuna kadar haftanın 4 günü yapılacak duruşmaların ardından tutukluluk durumlarını yeniden değerlendirmesi bekleniyor.

İLGİLİ HABERLER