Fatih Altaylı: İmamoğlu’nun en büyük zaafı adam seçme konusundaki hatasıdır

Gazeteci Fatih Altaylı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun binlerce yılla yargılandığı davanın başlamasıyla birlikte süreci sert bir dille eleştirdi. İmamoğlu’nun liderlik vasıflarını takdir etmesine rağmen, ekip kurma stratejisindeki "hemşehricilik" ve "yakın dost" tercihini en büyük zayıflığı olarak nitelendiren Altaylı, davanın hukuki bir süreçten ziyade siyasi bir kuşatma olduğunu vurguladı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 2 bin 352 yıl hapis istemiyle yargılandığı ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran "İBB Davası", 9 Mart 2026 itibarıyla Silivri’de gergin bir atmosferde başladı. 3 bin 739 sayfalık devasa bir iddianame ile şekillenen dava sürecini değerlendiren Fatih Altaylı, hukuki metnin içeriğinden ziyade davanın ortaya koyduğu yapısal bir soruna dikkat çekiyor. Altaylı’ya göre, bu süreçte gün yüzüne çıkan en çarpıcı gerçek; İmamoğlu’nun "adam seçme" konusundaki belirgin zafiyeti.

Ekip yönetiminde hemşehri çıkmazı

İmamoğlu’nu "çalışkan, güçlü ve dirayetli bir figür" olarak tanımlayan Altaylı, buna karşın belediye yönetiminde kurulan kadroların liyakatten ziyade yakınlık ilişkilerine dayandığını savunuyor. Yazısında, İmamoğlu’nun çevresini oluştururken profesyonel siyasi figürler yerine, "hemşehrisi ve yakın dostu" olduğu için tercih ettiği isimlerin bugün gelinen noktada en zayıf halkayı oluşturduğunu ifade ediyor. Altaylı, bu durumu "çevresi tarafından satılmak" olarak nitelendirirken, davanın kilit isimlerinden biri haline gelen ve etkin pişmanlıktan faydalanarak tahliye olan Ertan Yıldız’ı bu zafiyetin en somut örneği olarak gösteriyor.

Yargıdaki gerginlik ve reddi hakim talebi

Davanın 9 Mart'ta görülen ilk duruşmasında yaşananlar, sürecin ne denli sancılı geçeceğinin sinyallerini verdi. (9 Mart 2026 tarihli mahkeme kayıtlarına göre) Duruşma sırasında Mahkeme Başkanı ile Ekrem İmamoğlu arasında sert tartışmalar yaşandı. İmamoğlu’nun savunma yapma ve söz hakkı taleplerinin kısıtlanması üzerine avukatlar "reddi hakim" talebinde bulundu; ancak bu talep mahkeme heyeti tarafından "davayı uzatmaya yönelik" olduğu gerekçesiyle reddedildi. Altaylı, davanın bu denli geniş kapsamlı (402 sanık) tutulmasının, yargılama sürecini fiilen imkansız hale getirebileceğini ve mütalaaların tamamlanmasının yıllar sürebileceğini öngörüyor.

Devlet ve İmamoğlu arasındaki büyük hesaplaşma

Davanın temel motivasyonunun hukuki bir soruşturmadan öte, siyasi bir mesaj içerdiğini savunan Altaylı, iddianamenin satır aralarında "Devlet İmamoğlu’na teslim edilemez" algısının pekiştirilmeye çalışıldığını iddia ediyor. İddianamede kullanılan "çıkar amaçlı suç örgütü" tanımının ve İmamoğlu’nun en yakın çalışma arkadaşlarının "örgüt yöneticisi" olarak sunulmasının bu stratejinin bir parçası olduğu vurgulanıyor. Altaylı’ya göre dava, İmamoğlu’nun siyasi geleceğini hukuki bir abluka altına almayı hedeflerken, aynı zamanda CHP içerisindeki dengeleri de sarsmayı amaçlıyor.

İLGİLİ HABERLER