İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada hem iktidara hem de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yönelik sert eleştirilerde bulundu.
Dervişoğlu, eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk’u anarak başladığı konuşmasında yasama süreçleri, demokrasi ve muhalefet anlayışına ilişkin değerlendirmeler yaptı.
“Son dönemdeki yasama süreçlerinde özellikle bu yaklaşım içerisinde hareket ediyoruz. Parlamento süreçleri bir tartışma ortamı yaratmayı ve böylelikle bir mutabakat zemini oluşturmayı; doğru ve yerinde müdahalelerle süreci yönetebilme ve yönlendirebilmeyi kapsar. Bu aynı zamanda, demokrasilerdeki milli iradenin temsil mercii olan meclisin, etkinliğinin, saygınlığının ve verimliliğinin artmasını sağlar. Muhalefette olmak, körü körüne bir itiraz makamı olmak değildir. Hakikati söylemek, milli menfaatleri savunmak ve doğruyu göstermektir. İYİ Parti olarak TBMM Grubumuz da bu demokrasi mücadelesini, gerçek muhalefetin omurgasını taşımaktadır.”
Sosyal Medya Düzenlemesi ve Hak Özgürlük Tartışması
Dervişoğlu, sosyal medya ve oyun platformlarına ilişkin düzenlemeleri de eleştirerek temel hak ve özgürlüklerin korunması gerektiğini vurguladı.
“Bu hafta Meclis gündeminde olan torba yasa içerisinde, doğum izni olarak bilinen yasa teklifi ile sosyal medya ve oyun platformlarına ilişkin yapılmak istenen düzenlemeler vardır. Öncelikle şunu söylemek isterim, Meclis'te çoğunluk sahibi olan partinin Meclisi, kendi parti takvimiyle çalışan alelade bir yer olarak görmesi, anne ve anne adaylarının yaşadığı hayal kırıklığı ile sonuçlanmıştır.”
“Sosyal medya ve oyun platformlarına ilişkin düzenlemeye gelirsek, konu kuşkusuz önemlidir. Ailenin, gençliğin ve çocuklarımızın sanal tehlikeler de dahil olmak üzere her türden tehlikeden korunması devletin en başta gelen görev ve ödevlerindendir. Ancak yine bir 'torba yasa mantığıyla' karşı karşıyayız. Yine elmalarla armutlar aynı kefede, çok boyutlu bir tasavvurdan yoksun şekilde ele alınmaktadır.”
“15 yaş altındakilere sosyal medyanın tümden yasaklanması, en başta, 'ifade hürriyetinin; maddi manevi varlığı geliştirme hakkının' ihlalidir.”
Ekonomi Eleştirileri ve Sosyal Devlet Vurgusu
Dervişoğlu, ekonomik tabloyu sert sözlerle eleştirerek hayat pahalılığı, borçluluk ve sosyal yardım politikalarını hedef aldı.
“Yoksula tahsildarlık yapan bu anlayış, ekonomide de rakamların arkasına saklanmaktadır. Önümüze konulan tablo gerçek değil, rakam cambazlığıdır. Açıklanan enflasyon oranı sokağın yangınından kopuktur.”
“Şimşek’in 'kurda istikrar' dediği şey, ihracatçının idam fermanına dönüşmüştür. Türk lirasını kâğıt üzerinde değerli tutma çabası, yerli üretimi ithalata mahkûm etmektedir.”
“Eskiden borç, yatırım için düşünülürdü. Bugün borç, hayatta kalmanın aracı haline geldi. Milyonlarca insan sadece bankalara değil, hayata borçlu yaşıyor.”
Dış Politika ve Bahçeli’ye Sert Yanıt
Dervişoğlu, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin “Moskova-Pekin-Ankara” önerisine sert tepki gösterdi.
“Üstüne üstlük bazıları, hayretle müşahede ediyoruz ki, Türkiye-Rusya-Çin ittifakı önermektedir. Bu hususta evvela şunu söyleyelim: Allah kimseye gençliğinde Alparslan Türkeş'in tedrisatından geçip yaşlılığında Doğu Perinçek çizgisinde siyaset yapmanın dayanılmaz hafifliğini yaşatmasın.”
“Türkiye, Türk milletinin devletidir. Türklük folklorik bir özellik değildir. Türklük bir medeniyetin adıdır. Türkiye'nin istikameti kapalı kapılar ardında değil, büyük Türk milletinin menfaatleriyle çizilir.”
Nepotizm ve Yönetim Eleştirisi
Dervişoğlu, kamu yönetiminde liyakat yerine akrabalık ilişkilerinin öne çıktığını savundu.
“Adını doğru koyalım: Bu, nepotizm iktidarıdır… Devletin makamları milletin emaneti olmaktan çıkarılmış, eşe, dosta, akrabaya ve yandaşa dağıtılacak bir ganimet gibi görülmüştür.”
“Bugün Türkiye’de bilgi değil, bağlantı kazandırıyor. Emek değil, ilişki sonuç veriyor. Ehliyet değil sadakat ödüllendiriliyor.”
Genel Siyasi Çerçeve
Dervişoğlu konuşmasını, Türkiye’nin yönetim, ekonomi ve dış politika alanlarında ciddi bir dönüşüme ihtiyaç duyduğunu belirterek tamamladı.
“Biz yalnızca bir atamaya karşı çıkmıyoruz. Devletin akrabalık düzenine çevrilmesine karşı çıkıyoruz. Biz yalnızca bir ekonomik programa itiraz etmiyoruz; vatandaşın borçla, yoksulluğun yardımla, emeğin çaresizlikle yönetilmesini reddediyoruz.”
“Türkiye hiçbir karanlık hesabın figüranı yapılmayacaktır. İşte biz buradayız.”