DEM Parti'den çerçeve yasa mesajı: "Bir başlangıç, bütün sorunları bir anda çözmeyecek"

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, çerçeve yasanın sürecin ilk adımı olduğunu belirterek kapsamı ve bundan sonra atılacak adımlara ilişkin mesajlar verdi.

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Meclis'e sunulan çerçeve yasaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Doğan, düzenlemenin yıllara yayılan çatışmaların ardından başlayan süreç açısından önemli bir ilk adım olduğunu belirterek, yasanın Türkiye'deki tüm sorunları tek başına çözecek nihai bir düzenleme olmadığını söyledi.

Çerçeve yasanın ardından yeni demokratik düzenlemelere ihtiyaç duyulacağını ifade eden Doğan, sürecin farklı siyasi ve toplumsal kesimlerin ortak sorumluluğunda ilerlemesi gerektiğini vurguladı.

"Siyasi ve hukuki bir dönemin ilk kapısı aralandı"

Ayşegül Doğan, barış sürecinin uzun ve çok aşamalı bir niteliğe sahip olduğunu belirterek, çerçeve yasanın bu sürecin başlangıç noktalarından biri olduğunu ifade etti.

"Barış süreçleri kolay değil. Bir andan bahsetmiyoruz. Yalnızca bir zaman diliminden ve dönemden de bahsetmiyoruz. Tarihsel bir zamandan geçiyoruz. Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında gelecek yüzyılı birlikte inşa etmek için bu adımlar atılıyor. Siyasi ve hukuki bir dönemin ilk kapısı aralandı. On yıllara yayılan çatışmaların ardından barışa giden yolun çok aşamalı olması da kaçınılmaz. Böyle dönemlerde atılan adımları ne olduğundan büyük göstermek ne de küçümsemek, görmezden gelmek doğru bir yaklaşım olur. Eleştirilerimiz ve önerilerimizle süreci güçlendirmeye çalışacağız. Yapıcı katkılar bu süreci zayıflatmaz, aksine güçlendirir. Bu düzenleme bütün sorunları bir anda çözen bir nihai düzenleme değil. Bir başlangıç. Bir anda Türkiye'yi demokratikleştirecek bir yasal düzenlemeden de bahsetmiyoruz. Böyle sihirli bir etkiyle Kürt sorununu da çözmeyecek. Tüm bunlar bizim ortak mücadelemize bağlı. Bundan sonra. Ama tüm bunlar için çok kritik bir kapı aralandı. Bu kapıdan girmeli ve bu kapıyı ardına kadar ortak mücadeleyle açmalıyız. İşte bu nedenle diyoruz ki ilk günden beri barış ve demokratik toplum sürecinin esas barış ve demokrasi mücadelesi verenlerdir. Ve bu mücadele onların omuzlarında yükseldi bugüne kadar. Bundan sonra da onların omuzlarında vermeye devam edecek. Bu ilk adım sevgili arkadaşlar, değerli Türkiye halkları, sizler de çok yakından takip ettiniz.

Doğan'dan siyasi partilere teşekkür

Çerçeve yasa teklifinin uzun süren istişarelerin ardından ortaya çıktığını belirten Doğan, görüş ayrılıklarının sürecin doğası gereği bulunduğunu söyledi. Doğan, teklifin eksikliklerinin toplumsal ve siyasi mücadeleyle giderilmesi gerektiğini savundu.

Saatler süren, günler, aylar süren istişarelerin sonucunda ortaya çıktı. Tabii ki görüş ayrılıkları vardı. ki bu sürecin doğası gereği kaçınılmaz bir durum. Elbette farklı fikirler konuşuldu. Tüm bunlar tartışıldı. Neticede karşımıza çıkan yasa teklifi ve bu teklife yaklaşımla ilgili yapıcı katkı gösteren çaba sarf eden tüm siyasi partilere partimiz adına teşekkür etmek isteriz. Yalnızca siyasi partiler değil toplumsal dinamikler de süreci bugüne getirdi. Aslında geç kalındı, geç kalınmış olsa da bu yeni başlangıç çok önemli bir başlangıç. Tekrar ediyorum, bu adımı eksikleri dolayısıyla küçümsemek, görmezden gelmek veya reddetmek. Bunun yerine eksiklerini toplumsal mücadeleyi büyüterek en geniş siyasal uzlaşı ve kararlılıkla tamamlama çağrısı yapıyoruz. Bu teklif ortak geleceği birlikte kurabileceğimiz hukuki zeminin ilk taşı. Bundan sonra tarihsel değerinin doğru anlaşılması ve uygulanması için ardından gelecek demokratik düzenlemelere tabii ki ihtiyacımız var. Nitekim Buna doğrudan ve açık bir şekilde yasa teklifinin gerekçesinde de biliyorsunuz gönderme yapılıyor.

"Teklif bir yol açıyor"

Doğan, çerçeve yasa teklifine ilişkin eleştirilerin ve kaygıların bulunduğunu belirterek, düzenlemenin tek başına tüm beklentileri karşılayıp karşılamamasından ziyade açılan siyasi ve hukuki imkanın nasıl değerlendirileceğinin önem taşıdığını söyledi.

Teklif hakkında son derece haklı kaygılarla çeşitli değerlendirmeler de yapılıyor. Kimi pozitif, kimi eleştiriler eleştirel olması gerektiği gibi. Ancak biz parti olarak diyoruz ki içinde bulunduğumuz anda sorulması gereken temel soru teklifin tek başına bütün beklentileri karşılayıp karşılamadığından ziyade önümüzde açılan tarihsel imkanı nasıl değerlendireceğimiz ve nasıl bir yolu birlikte inşa edeceğimiz. Yine teklifin kapsamı çok tartışılıyor. Daha da tartışılacak. Ama dünden bu yana teklifin kapsamıyla ilgili zaten açık bazı bilgiler var yasada.

Teklif hukuki belirsizliği tabii ki sonsuza kadar sürdürmemeli. Teklif bir yol açıyor. ülkeye dönüş yolu açıyor. Ülkeye dönmek silahlı çatışmadan demokratik hayata geçmek ilk kez ayrıntılı ve öngörülebilir bir hukuk prosedürüne bağlanıyor. Onlarca yasa yapıldı Türkiye'de bugüne kadar. Geçmişte çıkarılan düzenlemelerin bir bölümü bireysel kopuş, etkin pişmanlık, itiraf veya bilgi verme anlayışı üzerine kurulmuştu biliyorsunuz. Ve hiçbiri soruna çare olmadı. Aksine çözümsüzlüğü derinleştirdi, aksine acıları arttırdı. Ancak ilk kez bu teklif örgütün feshi ve silahsızlanması sonrasında ortaya çıkan kolektif durumu düzenleyen bir yaklaşım içeriyor ve biz bu yaklaşımı önemsiyoruz.

Yeni kurullar ve demokratik siyaset vurgusu

Doğan, silahlı çatışmadan demokratik yaşama geçişin hukuki çerçevesinin belirlenmesinin önemine dikkat çekerek, süreçte ortaya çıkabilecek risklerin giderilmesi için yeni mekanizmaların oluşturulabileceğini dile getirdi.

İnsanları onur kırıcı bir pişmanlık ilişkisine zorlamak yerine dayatmacılık yerine çatışmanın sona ermesinin hukuki sonuçlarını tanımlayan bir yasa teklifinden bahsediyoruz. Tabii ki ülkeye dönüşler yalnızca sınırı geçip gelmek değil. Elbette. Bunun da gerekleri var. İşte bu yüzden de çeşitli mekanizmalar öngörüyor. Biz bunu çağrısını daha önce de yapmıştık. Gerekirse yeni kurullar oluşturulsun sürecin ivme kazanması için. Süreçte oluşabilecek risklerin bertaraf edilebilmesi için. Ve bunları yaparken de korkulardan özgürleşmeliyiz demiştik.

Bu açıdan bazı kurulları öngörüyor olması yasanın yine o hukuki belirsizlikleri giderebilecek bir önem taşıyor. Dinamik bir süreçten bahsediyoruz. Gerekçesinde de var. DEM Parti'nin sorumluluğu dün olduğu gibi bugün de demokratik siyasetin temel öznelerinden biri olarak mecliste gerekli hukukun kurulmasına katkı sunmak toplumun temel talep ve kaygılarını bu siyasal alana taşımak uygulamayı denetlemek ve sürecin demokratikleşmesi doğrultusunda ilerlemesi için kurucu bir sorumluluk üstlenmek gibi. Ancak yine ilk günden beri söylediğimiz bir konu var. Yaptığımız bir çağrı var. Bu yalnızca DEM Parti'nin sorumluluğu değil. Bu tüm siyasi sorumluluğu. Bu farklı toplumsal kesimlerin aynı zamanda sorumluluğu. Türkiye'de ortak bir demokratik gelecek inşa etmek için çaba sarf eden herkesin sorumluluğu. Farklı düşünebiliriz. Aynı yerlerden bakmıyor olabiliriz. Farklı acıların özneleri olabiliriz. Ancak bir daha bu acıların yaşanmaması için ülkede çatışmaların tamamen ve kalıcı bir biçimde sona ermesi için önümüzdeki yüz yılı inşa edebilmek için bu sorumluluğu ortak bir biçimde paylaşmalıyız. konuşarak, diyalog kurarak çözemeyeceğimiz bir sorunun olmadığını hem siyaset kurumuna hem topluma ispat etmek gösteriyor. Gündelik hayatta bunun somut değişimlerini dönüşümünü emarelerini iz düşümünü yaratmak başta tabii ki siyasi kararlılık gerektiriyor. Ancak toplumsal mücadeleyi de zorunlu kılıyor.

"Demokratik siyaset alanının genişletilmesi çok önemli"

Çerçeve yasa teklifinin demokratik siyasetin alanını genişletme potansiyeline de dikkat çeken Doğan, silahların devreden çıkmasının yalnızca güvenlik alanında değil, toplumsal ve siyasal alanda da değişim yaratması gerektiğini belirtti.

Sevgili arkadaşlar teklifin biliyorsunuz bir başka olanağı var. O yüzden bu yasanın yürürlüğe girmesi çok önemli. Demokratik siyaset alanının genişletilmesi. Hangi ölçekte ne kadar genişleteceği de bundan sonra verilecek mücadeleye bağlı. Ancak demokratik siyaset olanağının genişlemesi partimiz açısından çok önemli. Silahların devreden çıkması yalnızca güvenlik alanında bir değişiklik anlamına gelmez. Bir toplumsal değişim ve dönüşümü bir zihinsel dönüşümü de gerektirir, karşılıklı hassasiyetleri gözetmeyi gerektirir, kapsayıcılık gerektirir. Ötekileştiren, dışlayan, itham eden yaklaşımlardan uzak durmayı değil bunları tamamen unutmayı ve bunlardan vazgeçmeyi gerektirir. Bu imkân kendiliğinden ve doğrudan bir demokrasi süreci ya da sonucu üretmeyecek belki. Ancak demokratikleşme için bir süreç başlatacak. Ve bu yüzden 86 milyonun eşit bir biçimde soluklanmasını sağlayabilecek. Yine bu bağlamda düşünce özgürlüğünün önünü açacak. Yeni bir siyasal iklime ihtiyacımız var. İşte bu yasayla bu siyasal iklime girişin de ilk adımı atılmış olacak.

Öcalan mesajına ilişkin değerlendirme

Doğan, sürecin geçmiş aşamalarına da değinerek terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın sürecin önemli aktörlerinden biri olduğunu söyledi ve iletişim koşullarının sürecin ihtiyaçlarına göre düzenlenmesi gerektiğini savundu.

Çok konuşulan, çok tartışılan ve geldiğimiz imkânı somut bir biçimde konuşabilmemizi Meclis gündemine gelebilmemizi sağlayacak ilk çağrı biliyorsunuz 27 Şubat 2025'te Sayın Öcalan tarafından yapıldı. Sonra bir dizi gelişmelerle ve siyasi kararlılıkla tabii ki bugüne geldik. Sayın Öcalan kamuoyuna açıklanan mesajında 'henüz her şey çözülmüş değil' diyor ancak bir anahtardan bahsediyor ve bunun bir anahtar işlevi oynayabileceğini söylüyor. Sürecin dinamik niteliğine dikkat çekiyor. Dolayısıyla şunu söylemek gerekir. Sayın Öcalan sürecin esas aktörlerinden. Biz bunu barış ve demokratik toplum süreci başlamadan önce de ifade ediyorduk. Bunun mücadelesini veriyorduk. Bunun nedenlerini anlatmaya çalışıyorduk. Esas aktörlerin belirleyici yol ve ön açıcı öznesi düzenli ve kesintisiz bir biçimde bu sürece katkı sağlayabilmeli, koordinasyonunda yer alabilmeli. Çalışma ve iletişim koşulları buna göre düzenlenmeli. Sürecin ivme kazanması ve risklerin ortadan kaldırılması için bunun çok önemli bir ihtiyaç olduğunu yeniden hatırlatmak isterim.

"İlk adımı değerli kılan yolun mümkün hale gelmesi"

Doğan, açıklamasının sonunda çerçeve yasa teklifinin tamamlanmış bir sürecin değil, yeni bir sürecin başlangıcı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, kalıcı barış için ortak sorumluluk çağrısı yaptı.

İlk adımı değerli kılan yolun tamamının alınmış olması değil. Yol, bir süreç ve biz bu sürecin içinden geçiyoruz. İlk adımı değerli kılan yürünecek yolun mümkün hale gelmesi. Yolu mümkün hale getiren herkese hangi fikirden, hangi görüşten, hangi dilden hangi kimlikten, hangi aidiyetten, hangi inançtan olursa olsun herkese ama herkese müteşekkiriz. Bundan sonra da yapılması gereken bu başlangıcı birlikte yaşamın eşit yurttaşlığın demokratik siyasetin ve kalıcı barışın kurucu zeminine dönüştürmektir. Son olarak Hepimizin barış içinde yaşama hakkına ihtiyacı var. Ve bu en temel insan hakkımız. Silahlar sustu. Parmaklar tetikten çekildi. Şimdi hep birlikte barışı ve barışın koşullarını olgunlaştırma zamanı. Birlikte olgunlaştırmalıyız bu koşulları. Barış için olanakları birlikte arttırmalıyız. Barış süreci aynı zamanda bir empati sürecidir. Kendini karşındakinin yerine koymak ve onu anlamaya çalışmaktır. Acıları yarıştırmak acı getirdi. Yarıştırmayalım. Bir daha asla dememek için yaşadıklarımızı unutmayalım. Ancak kaşımak için hatırlatmayalım. Unutmadan, bunları bir daha yaşamamanın mücadelesini vermeliyiz. Gündelik hesaplar, siyasi çıkarlar, kişisel çıkarlar, oy kaygıları, siyasi rekabet, parti çıkarları tüm bunlar ne yazık ki dünyanın çeşitli çatışma çözümü deneyimlerinde de sorunlu alanlar olarak görünür. Bunlardan vazgeçmek gerekir."

İLGİLİ HABERLER