CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, Habertürk TV’de katıldığı özel yayında, partide büyük yankı uyandıran "mutlak butlan" kararına ve kurultay sürecine ilişkin önemli değerlendirmeler yaptı. Bölge Adliye Mahkemesinden Yargıtay’a intikal eden davanın olağan bir hukuki prosedür olduğunu belirten Kuşoğlu, genel merkez tarafından yapılan temyiz başvurusunun yasal gereğinin yerine getirildiğini ifade etti. Bu davanın CHP'yi bir bölünme sürecine ittiğini dile getiren Kuşoğlu, mahkeme kararıyla 38. Kurultay öncesine dönüldüğünü, yönetimin Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibine doğrudan devredilmediğini, yalnızca usulsüzlük nedeniyle eski seçilmiş yönetimin yasal olarak iş başına gelmesi gerektiğinin karara bağlandığını vurguladı.
Kurultay delegelerinin iradesi parayla sakatlandı
Mutlak butlan kararının arka planındaki vahim iddialara dikkat çeken Kuşoğlu, kurultay delegelerinin iradesinin para ve maddi menfaatler karşılığında sakatlandığını iddia etti. Geçmiş kongrelerde eşantiyon veya yemek gibi geleneksel uygulamaların dışına çıkılarak, bu kurultayda yüksek miktarda paralar ve dövizler dağıtıldığını öne şüren Kuşoğlu, sürecin derinleşmesinde para paylaşımında anlaşamayan tarafların mahkemeye başvurmasının etkili olduğunu belirtti. Kuşoğlu, "Mutlak butlanın sebebi partiyi satanlar ve satın alanlardır. Atatürk’ün partisinde böyle bir şeyin olmaması lazımdı, bu durum parti adına bir yüz karasıdır" dedi.
Yeni parti iddiaları ve liberal politikalar
CHP'den ayrılarak yeni bir parti kurma hazırlığında olanların herhangi bir ideolojik veya sosyolojik tabana dayanmadığını savunan Kuşoğlu, bu durumu fikri bir ayrılıktan ziyade "duygusal bir kopuş" ve kafa karışıklığı olarak nitelendirdi. Yeni oluşumun "dört eğilimi birleştirme" iddiasıyla liberal politikalara kayabileceğine yönelik duyumlar aldığını belirten Kuşoğlu, dünyada kamucu politikaların yükselişte olduğunu ifade ederek İngiltere'deki kamulaştırma örneklerini hatırlattı. Mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde partilerin tek başına iktidar olamadığını, yalnızca %50+1 alan cumhurbaşkanı adayının yönetime gelebildiğini vurgulayan Kuşoğlu, "CHP iktidara yürürken partiyi böldünüz" eleştirilerinin gerçeği yansıtmadığını söyledi.
CHP yüz üç yıllık bir marka, kimse terk etmez
Partideki milletvekilleri ve belediye başkanlarının mevcut durumuna değinen Kuşoğlu, 2023 yılının kasım ayındaki kurultaydan sonra kendisinin ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun aktif siyasete ara verdiğini ancak yargı kararı neticesinde sorumluluk alarak geri dönmek zorunda kaldıklarını ifade etti. Parti içinde bazı sıkıntılar yaşansa da diyalog kanallarının açık olduğunu belirten Kuşoğlu, milletvekillerinin ve belediye başkanlarının ezici bir çoğunluğunun partiden kopmayacağına inandığını, çünkü CHP'nin 103 yıllık köklü bir dünya markası olduğunu vurguladı.
Kılıçdaroğlu yapay zekayla hedef alınıyor
Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik sokakta veya halk nezdinde herhangi bir tepki bulunmadığını, aksine gittikleri her yerde büyük bir sevgi seliyle karşılaştıklarını ifade eden Kuşoğlu, olumsuz algının kaynağı olarak sosyal medyayı işaret etti. Sosyal medyadaki dezenformasyonun arkasında büyük bütçeler ve profesyonel operasyonlar olduğunu öne süren Kuşoğlu, "Kemal Bey sosyal medyada sürekli hakaret ve küfürlerle sistemli bir şekilde hedef alınıyor. Bunlar özellikle yapay zekayla yürütülen profesyonel işler. Bu kirli politikalarla iktidar olmak mümkün değildir" şeklinde konuştu.
Kamuda ve siyasette kapsamlı bir arınma süreci başlayacak
İptal kararının ötesinde, Kemal Kılıçdaroğlu’nun aktif siyasette olmadığı dönemde ahlak ve etik üzerine yedi önemli yazı kaleme aldığını hatırlatan Kuşoğlu, hem CHP içinde hem de Türkiye genelinde ciddi bir arınma sürecine ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Kentleşme ve modern hayatın getirdiği karmaşık ilişkiler ağında eski hiyerarşik kuralların yetersiz kaldığını ifade eden Kuşoğlu, Güney Kore'nin geçmişte kurduğu etik komisyonları sayesinde ahlaki yozlaşmanın önüne geçmesini örnek gösterdi. Yolsuzluk ve etik dışı davranışlara karşı kamuda, siyasi partilerde ve sivil toplumda yeni kurallar geliştirilmesi gerektiğini söyleyen Kuşoğlu, bu arınma hareketine öncelikle CHP bünyesinden ve CHP'li belediyelerden başlayacaklarını kaydetti.
Kurultay takvimi için en geç mart ayı işaret edildi
Yeni kurultay sürecinin ne zaman başlayacağına dair net bir takvim veren Kuşoğlu, eylül ayından itibaren resmi kurultay sürecini başlatacaklarını açıkladı. 38. Kurultay'ın usulsüzlük nedeniyle iptal edilmesinin ardından yapılan olağanüstü kongrelerin de mahkeme tarafından yasal sayılmadığını hatırlatan Kuşoğlu, davanın Yargıtay aşamasında olduğunu belirtti. Hukuki olarak tam geçerliliği sağlamak adına mahalle delegelerinden başlayarak tüm örgütlerde yenilenmeye gidileceğini ifade eden Kuşoğlu, yeni kurultayın aralık-şubat döneminde, en geç ise Mart 2027'de yapılması gerektiği kanaatinde olduğunu sözlerine ekledi.
Politikaları atanmışlar değil seçilmişler belirlemeli
Daha önce dile getirdiği ve tartışmalara neden olan "devlet aklı" kavramına da açıklık getiren Kuşoğlu, bu ifadenin kötü niyetli yorumlanmasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Mevcut hükümet sisteminde yürütme organında cumhurbaşkanı dışındaki herkesin, bakanlar dahil, atanmış bürokratlardan oluştuğunu hatırlatan Kuşoğlu, demokrasilerde yönü, hedefi ve politikaları belirleme yetkisinin atanmışlarda değil, halkın oyuyla gelen seçilmişlerde olması gerektiğini; "devlet aklı" eleştirisini de bu demokratik eksikliğe dikkat etmek amacıyla yaptığını belirtti.
Türkiye eski Osmanlı coğrafyasına müdahil olmak zorunda
Kemal Kılıçdaroğlu’nun Osmanlı coğrafyasına yönelik dış politika vizyonunu değerlendiren Kuşoğlu, küresel ölçekte yeni bir dünya düzeninin kurulduğunu ve Türkiye'nin sadece kendi sınırları içine hapsolamayacağını savundu. Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesini benimsediklerini ancak Hatay'ın anavatana katılması sürecinde olduğu gibi stratejik adımların atılması gerektiğini ifade eden Kuşoğlu; Suriye, Irak, Kafkaslar, Körfez ve Kuzey Afrika gibi bölgelerde seyirci kalınamayacağını söyledi. İsrail ve diğer küresel güçlerin bölgedeki ittifaklarla Türkiye'yi sıkıştırmaya çalıştığını belirten Kuşoğlu, CHP'nin eski Osmanlı coğrafyasındaki gelişmelere aktif şekilde müdahil olmayı öngören, dinamik ve yeni bir dış politika anlayışı geliştireceğini vurguladı.