Cezaevindeki Nasuh Mahruki'den mektup: 30 yılı aşan hizmetlerimin üstüne bu suçlamayı reddediyorum

Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek tutuklanan AKUT'un kurucusu Nasuh Mahruki, tutukluluğunun 34. gününde cezaevinden Sözcü gazetesi yazarı Saygı Öztürk'e bir mektup gönderdi. 30 yılı aşkın süredir topluma ve arama kurtarma faaliyetlerine sunduğu hizmetleri hatırlatan Mahruki, yöneltilen "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek" suçlamasını kabul etmediğini vurguladı.

Sosyal medya paylaşımı gerekçesiyle tutuklanarak cezaevine gönderilen AKUT Arama Kurtarma Derneği'nin kurucusu Ali Nasuh Mahruki, tutukluluğunun 34'üncü gününde cezaevinden mektup kaleme aldı. Sözcü gazetesi yazarı Saygı Öztürk'e gönderdiği mektubunda Türkiye'de sivil toplum ve gönüllülük bilincinin gelişimine sunduğu katkılara dikkat çeken Mahruki, maruz kaldığı hukuki sürece ve suçlamalara tepki gösterdi.

"30 yılı aşan hizmetlerimin üstüne bu suçlamayı reddediyorum"

Toplumsal duyarlılık ve arama kurtarma alanında onlarca yıldır yürüttüğü çalışmalara işaret eden Nasuh Mahruki, mektubunda şu ifadelere yer verdi:

“Türk milleti, hiç görmediği, tanımadığı ve bir daha hiç görmeyeceği, ülkemizin bir başka köşesinde başı derde girmiş, kaza geçirmiş, afeti yaşayan yurttaşları için organize olmayı, birlikte çalışmayı, gönüllü olarak hizmet etmeyi, arama kurtarma çalışmalarına katılmayı, hayat kurtarmayı, toplum bilinçlendirme çalışmaları yapmayı AKUT’tan öğrendi. Arkasından da benzeri yüzlerce, binlerce sivil toplum kuruluşu kurarak, on binlerce gönüllü bir araya gelerek bizzat bu çalışmalara dahil oldu.

AKUT’un çalışmaları rol model oldu. 17 Ağustos sivil, asker, kamu herkese ülkemizde sivil toplum kuruluşlarının, gönüllüğün ve karşılıksız yardımseverlik döneminin başlangıcı oldu. 17 Ağustos depreminde 220 yurttaşımızın hayatını AKUT kurtardı. AKUT, dünyada meydana gelen büyük afetlerde Türk milletinin özverisinin ve zorda olana yardım etme duygusunun örneği oldu. Yunanistan’dan Hindistan’a, İran’dan Pakistan’a, Haiti’den Tayvan’a, Mozambik sellerine kadar pek çok ülkenin bütün afetlerinde çalıştı.

Yıllar içerisinde yazdığım sayısız makale, köşe yazısı, çıktığım televizyon programları, verdiğim röportajlar ile sosyal sorumluluk bilincini, gönüllülük ruhunu, karşılıksız hizmeti, yurttaşlık duyarlılığını, sosyal girişimciliğin teorik alt yapısını anlatıp sorumlu yurttaş olma konusunda ilham olurken; 30 yılı aşan hizmetlerimin üstüne bugün ‘Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek’ suçlamasına maruz kalmayı reddediyorum!

Yalnızca bizim halkımızın değil, tüm dünya milletlerinin güvenliği, sağlığı ve iyiliği için gösterdiğim çabalarımın karşılığı olarak büyük Türk Milleti bana 800’ün üzerinde plaket ve 2000’nin üzerinde onur, takdir ve teşekkür belgesi verdi.

Aklı hür, vicdanı hür, irfanı hür Türk Milleti kendisini kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimseye bu teveccühü gösterir mi, göstermiş olabilir mi? Bu sorumun cevabını size bırakıyorum.”

İLGİLİ HABERLER