Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye ekonomisinin son görünümüne dair yayımladığı değerlendirmede, döviz rezervlerindeki artış ve kararlı sıkı para politikası adımlarının kısa vadeli dış riskleri hafiflettiğini kaydetti. Buna karşılık kurum, yüksek enflasyon seyrinin, muhtemel sermaye çıkışlarının ve yaklaşan seçim takvimiyle birlikte gündeme gelebilecek politika gevşemelerinin ekonomi üzerindeki temel baskı unsurları olmaya devam ettiğini ve bu tablonun "BB-" seviyesindeki kredi notu ile "Durağan" görünüm üzerinde belirleyici rol oynadığını bildirdi.
Rezervler 176 milyar dolara ulaştı ancak riskler masada
Raporda, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) brüt döviz rezervlerinin mart sonundan bu yana 25 milyar dolarlık artış kaydederek 23 Eylül itibarıyla 176 milyar dolara yükseldiği belirtildi. Mevcut rezervlerin yaklaşık 4,5 aylık dış ödemeyi karşıladığı ve mart sonunda 16 milyar dolar seviyesinde bulunan swap hariç net rezervlerin 45 milyar dolara çıktığı aktarıldı. Ancak toplam rezerv büyüklüğünün, bölgesel jeopolitik çatışmalar öncesindeki 210 milyar dolarlık seviyenin ve "BB" notuna sahip benzer ülkelerin medyanı olan 5,2 ayın gerisinde kaldığı hatırlatıldı. Rezervlerin geçmişte iç ve dış siyasi kırılmalara karşı aşırı hassasiyet gösterdiği, döviz piyasasına yapılan müdahalelerin ciddi rezerv erimelerine yol açtığı kaydedildi.
Enerji maliyetleri cari açık üzerinde yük oluşturuyor
Kuruluşun analizine göre, enerji fiyatlarındaki yüksek seyir Türkiye’nin dış dengesini doğrudan etkiliyor. Petrolün varil fiyatının 2026'da ortalama 87 dolar olacağı tahmini üzerinden, cari işlemler açığının GSYH'ye oranının 2025'teki yüzde 1,9 seviyesinden 2026 sonunda yaklaşık yüzde 3'e yükseleceği hesaplandı. 2027 yılında petrol fiyatının 70 dolara gerilemesi beklense de iç talep ve ithalatın canlı kalması nedeniyle cari açığın benzer seviyelerde yatay seyredeceği öngörüldü.
18 milyar dolarlık fon tasfiyesinin piyasa etkisi sınırlı kaldı
Finansal piyasalarda yaklaşık 18 milyar dolarlık fonun tasfiyesine yol açan sürecin geçmişteki regülasyon açıklarına işaret ettiğini belirten Fitch, TCMB'nin hızlı likidite hamleleri ve vadeli işlemlerdeki teminat esneklikleri sayesinde hisse senedi piyasasının dengelendiğini vurguladı. Fonlardan çıkan kaynağın önemli ölçüde Türk lirası mevduata yöneldiği ve bu tablonun ülkenin genel kredi notunu doğrudan sarsacak bir hasar bırakmasının beklenmediği ifade edildi.
Dolar ve enflasyonda kademeli yükseliş beklentisi
Yeni Orta Vadeli Program'daki hedeflerin enflasyonla mücadelenin zorluğunu ortaya koyduğunu vurgulayan kurum, dezenflasyon sürecinin öngörülenden daha yavaş işleyeceğine işaret etti. Fitch; Türkiye'de yıllık enflasyonun 2026 sonunda yüzde 30,5, 2027 sonunda ise yüzde 23,5 seviyesine gerileyeceğini tahmin etti. Kur cephesinde nominal değer kaybı eğiliminin süreceği varsayımıyla dolar/TL paritesinin 2026 yıl sonunda 51, 2027 yıl sonunda ise 60 seviyesine ulaşması bekleniyor.
Seçim dönemi gevşeme ihtimali ve büyüme dinamikleri
Ekonomik büyümenin 2026'da yüzde 2,8 olarak gerçekleşeceği, 2027'de ise politikalardaki olası ılımlı gevşemenin desteğiyle yüzde 4,3'e ivmeleneceği öngörüldü. Bununla birlikte kurum, seçim sürecine girilirken erken ya da aşırı politika gevşemesine gidilmesinin veya geçmişteki heterodoks uygulamaları andıran adımların atılmasının makroekonomik istikrar ve dolarizasyon eğilimi açısından kritik bir risk barındırdığı konusunda uyarıda bulundu.