ABD Merkez Bankası’nda (Fed) faiz politikasına ilişkin tartışmalar yeniden hız kazandı. Dallas Fed Başkanı Lorie Logan, enflasyonun yüzde 2 hedefine dönebilmesi için politika faizinin mevcut seviyesinden en az 50 baz puan daha yükseltilmesi gerektiğini söyledi.
Logan, 1 Ekim’de Dallas’ta yaptığı konuşmada Fed’in eylül toplantısında gerçekleştirdiği 25 baz puanlık faiz artışını önemli bir ilk adım olarak değerlendirdi. Ancak mevcut faiz seviyesinin ekonomiyi yeterince sınırlamadığını savundu. Logan’ın değerlendirmelerinin kendi görüşlerini yansıttığı ve Fed’in ortak politika kararını temsil etmediği belirtildi.
Logan’dan en az 50 baz puanlık artış mesajı
Fed, eylül toplantısında politika faizini 25 baz puan artırarak hedef aralığını yüzde 3,75-4,00 seviyesine yükseltmişti.
Logan ise faizlerin bu seviyeden en az 50 baz puan daha artırılması gerektiğini belirtti. Dallas Fed Başkanı’na göre birkaç ek faiz artışı, para politikasını ekonomiyi sınırlayacak seviyeye taşıyarak enflasyonun yeniden yüzde 2 hedefine yönelmesine yardımcı olabilir.
Enflasyon hâlâ yüzde 2 hedefinin üzerinde
Logan’ın faiz artışı çağrısının temel gerekçelerinden biri, enflasyonun henüz yüzde 2 hedefine dönmemiş olması.
Dallas Fed Başkanı, geçici fiyat baskılarının azalmasıyla enflasyonun gerilediğini ancak mevcut eğilimin fiyat artışlarını yüzde 2 yerine yüzde 2’lerin ortasına taşıdığını söyledi.
Logan ayrıca ABD ekonomisinde büyümenin güçlendiğine, iş gücü piyasasının dengeli kaldığına ve işsizlik oranının yüzde 4,1 seviyesinde bulunduğuna dikkat çekti. Bu görünümün, Fed’e enflasyonla mücadelede para politikasını daha fazla sıkılaştırmak için alan sağladığını savundu.
Tahvil faizlerindeki yükseliş hesapları değiştirebilir
Fed’in önündeki tablo yalnızca politika faizinden oluşmuyor. ABD’de uzun vadeli tahvil faizlerinde yaşanan yükseliş, ekonomide finansman koşullarını zaten sıkılaştırıyor.
Logan, faizlerin ekonomiyi gerçekten kısıtlamaya başlayacağı seviyenin kesin olarak bilinmediğini ve bunun daha geniş finansal koşullara bağlı olduğunu belirtti. Uzun vadeli piyasa faizlerinin yüksek kalmasının, Fed’in politika faizini ne kadar artırması gerektiğine ilişkin hesabı da etkileyebileceğine işaret etti.
ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi son dönemde 2002’den bu yana görülen en yüksek seviyelere çıktı. Tahvil piyasasındaki hareketler, mortgage ve şirket borçlanma maliyetleri üzerinden ekonominin geneline yansıyor.
Fed içinde faiz artışının zamanlaması tartışılıyor
Logan daha fazla faiz artışına ihtiyaç olduğunu savunsa da Fed içinde bir sonraki artışın ne zaman yapılması gerektiği konusunda farklı görüşler bulunuyor.
New York Fed Başkanı John Williams ve Fed Başkan Yardımcısı Philip Jefferson, yeni bir faiz kararından önce ekonomik verilerin izlenmesi gerektiğine işaret eden daha temkinli mesajlar verdi.
Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari de ek faiz artışlarına ihtiyaç duyulabileceğini belirtirken bunun ekim toplantısında gerçekleşmesinin zorunlu olmadığı görüşünü dile getirdi.
Bu nedenle Logan’ın “en az 50 baz puan” değerlendirmesi, Fed’in gelecek toplantılarda toplamda bu büyüklükte bir artış yapacağı anlamına gelmiyor.
Gözler Fed’in ekim toplantısında
Fed’in bir sonraki para politikası toplantısı 27-28 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilecek.
Piyasalarda ekim ayında yeni bir faiz artışı beklentisi son günlerde gerilerken, yatırımcıların odağında enflasyonun yanı sıra istihdam, ücretler, tüketim ve ekonomik büyüme verileri bulunuyor.
Logan da gelecekteki kararlarını iş gücü piyasası, fiyatlar, büyüme, tüketim ve finansal koşullardaki gelişmelere göre şekillendireceğini söyledi.
Fed cephesinden gelen son açıklamalar, daha fazla faiz artışının masada kalmaya devam ettiğini ancak artışın zamanlaması ve büyüklüğü konusunda görüş ayrılıklarının sürdüğünü gösteriyor.