Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde yer alan 'süresiz olarak' ifadesini iptal etmesi, hukuk dünyasında geniş yankı uyandırdı.
İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Bölüm Başkanı Prof. Dr.
M. Turgut Öz, bu kararın yoksulluk nafakasının sonu anlamına gelmediğini, ancak sistemin yeniden kurgulanması gerektiğini ifade etti.
30 Eylül'de Resmi Gazete'de yayımlanan ve dokuz ay sonra yürürlüğe girecek olan bu karar, nafaka hukukunda yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
Nafaka tamamen kalkmıyor
Prof. Dr. Öz, kamuoyunda oluşan 'nafaka tamamen kaldırıldı' algısının yanlış olduğunu belirterek, iptalin sadece süresiz ödeme zorunluluğuna yönelik olduğunu vurguladı. Mahkemenin bu kararıyla, nafaka yükümlüsünün temel haklarını gözeten ve her olayın kendi şartlarına göre değerlendirildiği bir sürece geçilmesinin hedeflendiğini belirten Öz, uzun süreli veya yaşam boyu nafaka imkanının hukuken devam edebileceğinin altını çizdi.
Objektif kriterler şart
Yeni yasal düzenleme yapılırken sadece evlilik süresine odaklanılmaması gerektiğini savunan Prof. Dr. Öz, hakime geniş bir takdir alanı bırakılmasının önemine dikkat çekti. Tarafların yaşı, sağlık durumları, çocuk bakımı nedeniyle iş hayatından uzak kalma süreleri ve ekonomik bağımsızlık gibi kriterlerin mutlaka yasal metne dahil edilmesi gerektiğini belirten Öz, Almanya ve İsviçre gibi ülkelerdeki örneklerin incelenerek Türk hukukuna uygun, öngörülebilir bir sistem kurulabileceğini ifade etti.
Geçiş süreci belirsizliği önlemeli
Mevcut nafaka dosyalarının akıbeti konusunda ciddi bir belirsizlik riski bulunduğunu belirten Prof. Dr. Öz, dokuz aylık sürenin çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Geçiş hükümlerinin eksik bırakılmasının yeni hukuki uyuşmazlıklara yol açabileceği konusunda uyaran Öz, daha önce yaşanan soyadı düzenlemesi krizine atıfta bulunarak, yasa koyucunun hem nafaka alacaklısını hem de yükümlüsünü koruyan, anayasal eşitlik ilkeleriyle uyumlu bir geçiş süreci planlaması gerektiğini dile getirdi.