Berlin'e Türk başbakan: Sol Partili Elif Eralp sandıktan tarihi zaferle çıktı

Almanya'nın Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern eyaletlerinde düzenlenen kritik seçimlerde sandıklar kapandı ve ilk sonuçlar gelmeye başladı. Berlin'de Türkiye kökenli aday Elif Eralp'in liderliğindeki Sol Parti ilk sırada yer alırken, Mecklenburg-Vorpommern'de aşırı sağcı AfD seçimi önde götürüyor. Ortaya çıkan bu tablo ve partisi CDU'nun yaşadığı ağır oy kaybı, Başbakan Friedrich Merz'i ciddi bir istifa baskısıyla karşı karşıya bırakırken; son dakika gelişmelerine göre Merz, uluslararası programlarını iptal ederek partisini acil toplantıya çağırdı.

Almanya'da Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern eyaletlerinde sandıkların kapanmasıyla birlikte federal düzeyde de siyasi dengeleri etkileyecek olan kritik sonuçlar gelmeye başladı. Almanya'da kamuoyu araştırma şirketlerinin oy kullanma merkezlerinde yaptıkları ve seçimlerin en önemli göstergelerinden kabul edilen sandık çıkış anketlerine göre; Berlin'de Türkiye kökenli Elif Eralp'i eyalet başbakanı olarak aday gösteren Sol Parti yüzde 24,5 oy oranıyla birinci sırada bulunuyor. Sol Parti'nin en yakın rakibi, Stefan Evers'ı aday gösteren Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) yüzde 20 ile ikinci sırada kalırken, ülke genelinde kısmen aşırı sağcı olarak sınıflandırılan Almanya için Alternatif (AfD) yüzde 16 oy oranıyla başkentte üçüncü sıraya yerleşti. Kesin sonuçların bu tabloyu doğrulaması halinde Elif Eralp, Berlin'in ilk göçmen eyalet başbakanı olarak tarihe geçecek.

Berlin'deki bu tablonun ardından ilk zafer konuşmasını gerçekleştiren Sol Partili Elif Eralp, önceliğinin başkentte acil ihtiyaç duyulan uygun fiyatlı konutların inşası olduğunu vurguladı. "Bugünden itibaren Berlin'i birlikte değiştireceğiz ve daha iyi bir yer haline getireceğiz" ifadelerini kullanan Eralp, kendisini destekleyen seçmenlere ve partisine teşekkür etti. Seçmenlerin, onurlu bir şekilde yaşayabilecekleri daha iyi ve yaşanabilir bir Berlin umuduna sahip olduklarını gösterdiklerini belirten Eralp, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Şehrimizde sevgi ve adalet, nefrete karşı galip geldi. Bunu bugün hep birlikte gösterdik ve bu mesaj tüm dünyaya yayılıyor."

Mecklenburg-Vorpommern eyaletinde aşırı sağın yükselişi

Seçimlerin yapıldığı diğer bölge olan Mecklenburg-Vorpommern eyaletinde ise AfD, yüzde 37 ile birinci parti konumuna ulaşmasına rağmen tek başına iktidar olabilecek meclis çoğunluğunu elde edemiyor. Sosyal Demokrat Parti (SPD) yüzde 35 oyla AfD'nin hemen arkasında yer alırken, CDU yüzde 5,5 oy oranıyla seçim barajını ancak kıl payı geçebildi. Ana akım partilerin AfD ile koalisyon kurmayı kesin bir dille reddetmesi sebebiyle, eyaletin mevcut SPD'li Başbakanı Manuela Schwesig, Alman kamu televizyonu ARD'ye yaptığı açıklamada başbakanlık görevine bir kez daha talip olduğunu duyurdu. Schwesig, "Vatandaşların çoğunluğu bugün açıkça demokratik partileri tercih etti ve bu nedenle istikrarlı bir demokratik hükümet kurmaya hazırım" ifadelerini kullandı. AfD'nin Mecklenburg-Vorpommern'de asıl iktidar yetkisine sahip olduğunu savunan AfD lideri Tino Chrupalla ise diğer partilerin bunu reddedip reddetmeyeceğinin henüz belli olmadığını belirterek, "Biz bu ülkede sorunları çözmek istiyoruz, duvarlar inşa etmek değil" şeklinde konuştu.

Başbakan Merz istifa baskısına direniyor

İki eyalette ortaya çıkan bu tablo, 6 Eylül'de Saksonya-Anhalt eyaletinde partisinin oylarının yarı yarıya erimesiyle zaten yara almış olan Almanya Başbakanı Friedrich Merz üzerindeki istifa baskısını daha da artırdı. İlk sonuçların netleşmesinin ardından Berlin'de kameraların karşısına geçen Merz, "Mecklenburg-Vorpommern'deki seçim sonucunu güzelleştiremeyiz. Bu bir felaket" diyerek CDU açısından tablonun ağırlığını kabul etti. Partisinin çok mücadele ettiğini ancak SPD ile AfD arasındaki kutuplaşmada ezildiğini belirten Merz, Berlin adayı Stefan Evers için ise "Tam bir bağlılık ve büyük bir özveriyle CDU'yu saygın bir sonuca taşıdı" değerlendirmesini yaptı.

Ülkede köklü değişiklikler olması gerektiğini ancak istifa etmeyeceğini vurgulayan Merz, "Reformlar gelmeli. Elbette bu hepimizi zor bir duruma sokuyor. Ama bu sorumluluğu üstleniyoruz. Ülkemizi ileriye taşımak istediğim için bu sorumluluğu üstleniyorum" dedi. Merz, "Şu anda yapılması gerekenler, cesaret, kararlılık ve sabır gerektiriyor. CDU Parti Başkanı ve her şeyden önce ülkemizin Federal Şansölyesi olarak bu nitelikleri sergileyeceğim" sözleriyle görevine devam edeceği mesajını verdi. Ancak siyasi kulislere düşen son bilgilere göre Başbakan Merz; yaşanan bu tarihi oy kaybı üzerine, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na katılmak amacıyla planladığı New York ziyaretini acil olarak iptal etti ve partisi CDU'nun kurmaylarını kriz toplantısına çağırdı.

Eyaletlerin demografik ve siyasi fay hatları

Seçimlerin gerçekleştirildiği iki eyalet hem sosyo-ekonomik hem de demografik olarak birbirine tamamen zıt profiller çiziyor. Yaklaşık 1,57 milyonluk nüfusuyla Almanya'nın nüfus yoğunluğu en düşük eyaleti konumunda olan Mecklenburg-Vorpommern, yüzde 8'lik işsizlik oranıyla ülke ortalamasının üzerinde kalıyor. Yabancıların toplam nüfustaki payının yaklaşık yüzde 6 olduğu bölge, bu oranla Almanya'nın 16 eyaleti arasında göçmen nüfusunun en düşük olduğu yer. Aynı zamanda Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından AfD'nin "kesin olarak aşırı sağcı" şeklinde resmi bir sınıflandırmaya tabi tutulmadığı tek eyalet olan Mecklenburg-Vorpommern, buna karşın AfD'nin sandıktan en güçlü parti olarak çıktığı doğu eyaletlerinden biri olmayı sürdürüyor.

Yaklaşık 3,9 milyon nüfusa sahip kozmopolit başkent Berlin ise hem eyalet hem de şehir statüsü taşıdığı için seçilen lider "Hükümet Eden Belediye Başkanı" unvanıyla görev yapıyor. Kentin farklı demografik gruplara ev sahipliği yapan ilçeleri, sandık sonuçlarında da derin farklılıklar gösteriyor. Berlin'in merkezi bölgelerinde Yeşiller ve Sol Parti hakimiyet kurarken; daha çok batı ilçelerinde CDU'nun, doğu bölgelerinde ise Almanya için Alternatif (AfD) partisinin yoğun seçmen desteği dikkat çekiyor.

İLGİLİ HABERLER