Yaklaşık 400 bin nüfuslu ada ülkesi İzlanda'da, 2013 yılında dondurulan Avrupa Birliği (AB) katılım müzakerelerine yeniden başlanıp başlanmayacağını karara bağlamak üzere halk referandum için oy kullanıyor. Seçim öncesinde yayımlanan son kamuoyu araştırmaları, seçmenin neredeyse tam ortadan ikiye bölündüğünü ortaya koyuyor. Referandumun hemen öncesinde paylaşılan Gallup anketinde "Hayır" cephesi yüzde 51,6 ile çok az farkla önde görünürken, Maskina araştırma şirketinin anketinde ise "Evet" taraftarlarının yüzde 51,3 ile üstünlüğü elinde tuttuğu kaydedildi.

Ekonomi ve değişen güvenlik mimarisi "Evet" cephesini güçlendiriyor
Müzakerelerin yeniden açılmasını savunan taraf, İzlanda'nın yaşadığı yüksek faiz oranları ve hayat pahalılığı krizine dikkat çekiyor. İzlanda Merkez Bankası'nın faizleri yüzde 8 seviyesinde tuttuğu ve enflasyonun yüzde 5'in üzerinde seyrettiği mevcut tabloda, olası bir AB üyeliğinin ve Euro para birimine geçişin mali istikrar sağlayacağı savunuluyor.
Ayrıca Rusya-Ukrayna savaşı ve ABD'nin Arktik politikaları ile Grönland üzerindeki stratejik hamlelerinin ardından bölgede değişen jeopolitik dengeler, AB ile daha sıkı bir güvenlik ve savunma iş birliğini destekleyenlerin en güçlü argümanları arasında yer alıyor. Dışişleri Bakanı Thorgerdur Katrin Gunnarsdottir de ülkenin bu yeni uluslararası konjonktürde AB dışında kalmayı sürdürüp sürdüremeyeceğinin sorgulanması gerektiğini belirterek "Evet" çağrısında bulunuyor.
Balıkçılık kotaları ve ulusal egemenlik endişesi
Katılım müzakerelerine karşı çıkan "Hayır" cephesi ise üyeliğin İzlanda'nın egemenlik haklarını ve özellikle ülke ihracatının yaklaşık yüzde 40'ını oluşturan balıkçılık sektörünü tehdit edeceğini savunuyor. AB'nin Ortak Balıkçılık Politikası kapsamında Avrupalı filolara İzlanda kara sularında kota ve erişim hakkı tanınması ihtimali, ada halkı için en hassas konu başlığı olmayı sürdürüyor. İzlanda'nın eski Cumhurbaşkanı Olafur Ragnar Grimsson'un da aralarında bulunduğu muhalif kanat, referandumu ülkenin bağımsızlığı adına kritik bir dönemeç olarak tanımlıyor.
Süreç nasıl işleyecek?
Sandıktan "Evet" oyu çıkması İzlanda'nın doğrudan AB üyesi olacağı anlamına gelmiyor. Oylama, yalnızca Brüksel ile 13 yıldır dondurulan katılım müzakerelerinin yeniden masaya getirilmesinin önünü açacak.
2008 küresel finans krizinin ardından 2009'da resmi üyelik başvurusunda bulunan İzlanda, 35 müzakere faslından 27'sini açmış, 11'ini tamamlamıştı. Sürecin yeniden başlaması durumunda, balıkçılık ve tarım gibi zorlu fasılların tamamlanmasının ardından nihai üyelik anlaşmasının yürürlüğe girmesi için ülkede ikinci bir referandum daha düzenlenecek.