İran’ın başkenti Tahran’da geçtiğimiz hafta sonu (8 Mart) yağan "siyah yağmur", bölge halkı için korkutucu bir dejavu yaşattı. İsrail insansız hava araçlarının kentin çeperindeki dev petrol depolarını ve rafinerileri vurmasıyla gökyüzünü kaplayan yoğun duman, yağmur bulutlarıyla birleşerek şehre toksik kimyasallar bıraktı. Bu durum, 35 yıl önce Körfez Savaşı sırasında Kuveyt’teki petrol kuyularının ateşe verilmesiyle İran üzerine çöken hava kirliliğini hatırlattı. Ancak uzmanlar, bu kez saldırıların doğrudan 18,5 milyon nüfuslu bir metropolün dibinde gerçekleşmesi nedeniyle riskin çok daha büyük olduğunu vurguluyor.

Çatışma ve Çevre Gözlemevi (CEOBS) verilerine göre, devam eden askeri hareketlilik sonucunda çevre riski taşıyan 300’den fazla olay tespit edildi. Tahran dışındaki petrol depolarına yönelik saldırı, şu ana kadar bu savaşın tekil olarak en büyük çevre kirliliği vakası olarak kayıtlara geçti. Füzelerin ve bombaların patlamasıyla havaya, toprağa ve suya karışan ağır metaller; temizlenmesi imkansız ve on yıllarca kalıcı olan sağlık riskleri barındırıyor.
Halk Sağlığı ve Akut Riskler
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve İranlı yetkililer, saldırıların hemen ardından asidik yağmurun ciltte kimyasal yanıklara ve akciğer hasarına yol açabileceği uyarısında bulunarak halka "evde kalın" çağrısı yaptı. Ancak kısa süre sonra devlet televizyonu ve üst düzey yetkililerin, halkı pro-Filistin yürüyüşleri için meydanlara davet etmesi çelişkili bir tablo ortaya çıkardı.

Bilim insanları, özellikle hamile kadınlar ve çocukların bu kirliliğe karşı aşırı savunmasız olduğunu belirtiyor. Havada asılı kalan ince partikül maddelerin yanı sıra kurşun, kadmiyum, krom ve nikel gibi ağır metaller; sinir sistemi, karaciğer ve böbrekler üzerinde kalıcı hasarlar bırakma potansiyeline sahip.
Coğrafi Tuzak: Termal İnversiyon
Tahran’ın Alborz Dağları’nın eteklerindeki konumu, hava sirkülasyonunu engelleyerek kirliliği daha da tehlikeli hale getiriyor. "Termal inversiyon" adı verilen doğa olayı, kirli havayı bir kapak gibi kentin üzerine hapsediyor. Normal şartlarda havayı temizlemesi beklenen yağmur, petrokimyasal yangınlarla birleştiğinde zehirli maddelerin vücut tarafından emilimini kolaylaştırarak durumu daha vahim bir boyuta taşıyor.

Bilgi Karartması ve Belirsizlik
28 Şubat'ta başlayan askeri harekatla birlikte İran genelinde internet ve telefon hatlarının kesilmesi, çevre kirliliğinin gerçek boyutlarını ölçmeyi zorlaştırıyor. Numune alımı yapılamadığı için kirliliğin ölçeği tam olarak bilinemese de, uzmanlar saldırıların bölgedeki nükleer tesislere, tuzdan arındırma bitkilerine veya diğer enerji altyapılarına sıçraması durumunda sonucun "katastrofik" olacağı konusunda hemfikir.
2018 yılında yapılan çalışmalar, benzer petrol yangınlarının çıkardığı isin Himalayalar'daki buzulların erimesini bile hızlandırdığını kanıtlamıştı. Bugün Tahran üzerinde asılı kalan siyah dumanlar, sadece yerel bir sağlık krizi değil, küresel etkileri olacak uzun vadeli bir ekolojik felaketin habercisi olarak değerlendiriliyor.