Plastik krizinde tehlike çanları: 2060 projeksiyonu korkutuyor

Küresel plastik üretiminin son 24 yılda yüzde 84 oranında artış gösterdiğine dikkat çeken TMMOB Çevre Mühendisleri Odası, mevcut tüketim alışkanlıklarının değişmemesi durumunda 2060 yılına kadar atık miktarının üç katına çıkabileceği uyarısında bulundu.

Küresel ölçekte plastik üretimi, son çeyrek asırda endişe verici bir hızla yükselişini sürdürüyor. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Arzu Yücel, 2000 yılından bu yana plastik üretiminin yüzde 84 artarak 430 milyon tona ulaştığını açıkladı.

Yücel, mevcut politikaların ve tüketim alışkanlıklarının devam etmesi halinde, 2060 yılına kadar plastik üretimi ve buna bağlı atık oluşumunun üç katına çıkabileceği konusunda uyardı. Plastik kirliliğiyle mücadelede sadece geri dönüşümün yeterli olmadığını belirten Yücel, asıl çözümün gereksiz ve tek kullanımlık plastik tüketiminin azaltılmasından geçtiğini vurguladı.

Plastik krizinde tehlike çanları: 2060 projeksiyonu korkutuyor

Tek kullanımlık ürünler atık yükünü artırıyor

OECD verilerine göre 2000 yılında 234 milyon ton olan küresel üretimin 2024 itibarıyla 430 milyon tona ulaşması, ekosistemler üzerindeki baskıyı artırıyor. Plastik ürünlerin atığa dönüşme süreleri kullanım amaçlarına göre büyük farklılıklar gösteriyor.

İnşaat veya otomotiv sektöründe kullanılan plastikler uzun yıllar kullanımda kalabilirken, ambalaj ve tek kullanımlık ürünler günler içinde atığa dönüşerek çevre kirliliğine neden oluyor. Türkiye'de yıllık yaklaşık 10 milyon ton plastik mamul üretildiğini belirten Yücel, bunun yüzde 40'ının ambalaj ürünlerinden oluştuğunu ifade etti.

Plastik krizinde tehlike çanları: 2060 projeksiyonu korkutuyor

Mikroplastikler besin zincirini tehdit ediyor

Çevrede biriken plastikler; güneş, rüzgar ve dalga gibi fiziksel etkilerle parçalanarak mikroplastik ve nanoplastiklere dönüşüyor. Bu parçacıkların atmosferden toprağa, denizlerden içme sularına kadar her yere yayıldığını belirten Yücel, mikroplastiklerin besin ağı boyunca taşınarak canlı yaşamını tehdit ettiğini söyledi. Ormanların bile bu parçacıklar için bir filtre görevi gördüğünü ancak zamanla birikim alanlarına dönüştüğünü belirten uzmanlar, durumun ciddiyetine dikkat çekiyor.

Yangın riski ve kalıcı kirleticiler

Orman sınırlarında faaliyet gösteren geri dönüşüm tesislerinin yangın riski taşıdığını hatırlatan Yücel, bu tesislerde yaşanabilecek olası yangınların dioksin ve furan gibi son derece tehlikeli kalıcı kirleticileri açığa çıkarabileceğini belirtti. Plastik kirliliğini kontrol altına almak için üretici sorumluluğunun artırılması, dayanıklı ürün tasarımlarına geçilmesi ve geri dönüşüm tesislerinde termal izleme gibi güvenlik önlemlerinin zorunlu hale getirilmesi gerektiği ifade ediliyor.

İLGİLİ HABERLER