Siber saldırı korkusu eski teknolojileri yeniden gözde yaptı: Eskilik yoluyla güvenlik

Giderek karmaşıklaşan siber saldırılar ve sinyal karıştırma tehditleri, bireylerden ordulara ve veri merkezlerine kadar pek çok kesimi modern sistemlerin yanı sıra "modası geçmiş" görünen eski teknolojilere, manyetik teyplere ve analog yöntemlere yöneltiyor.

Günümüz dijital dünyasında güvenlik uzmanlarının en son güncellemeleri almış modern yazılımları kullanması beklenir. Ancak dünyaca ünlü Finlandiyalı siber güvenlik uzmanı Mikko Hyppönen, Gmail veya Hotmail gibi yaygın servisler yerine teknik desteği yıllar önce kesilmiş Eudora adlı e-posta yazılımını uzun süre kullanmaya devam etti. Siber saldırganların çoğunun finansal kazanç odaklı çalıştığını ve kullanıcı sayısı azalan eski sistemleri hedef almaktan vazgeçtiğini belirten Hyppönen, bu durumu "eskilik yoluyla güvenlik" (security by antiquity) veya "modası geçmişlik yoluyla güvenlik" (security by obsolescence) kavramlarıyla açıklıyor.

Hackerların hedef almadığı sistemler: Bal küpü deneyi

California Üniversitesi'nden Profesör Matt Bishop da benzer bir tabloyu 1990'lardaki "honeypot" (bal küpü) deneyi sırasında gözlemledi. Sisteme sızmaya çalışan bilgisayar korsanlarını yakalamak için kurulan tuzakta eski bir yazılım sürümü kullanıldığında hiçbir saldırı gerçekleşmedi; sistem güncellendiğinde ise beklenen saldırı dalgası başladı. Uzmanlar, günümüzde akıllı telefonlar yerine 25 yıllık Nokia 9210 gibi temel cihazları tercih edenlerin, modern casus yazılımların ve karmaşık saldırıların radarından çıktığını ifade ediyor.

Benzer bir güvenlik kaygısı, seçimlerdeki elektronik oylama sistemlerine karşı kâğıt tabanlı yöntemlerin ısrarla savunulmasında da öne çıkıyor. Kâğıt sistemlerin dijital sistemler kadar hızlı sonuç vermese de dış müdahalelere karşı daha dirençli olduğu kabul ediliyor.

Ukrayna sahasında "analog dayanıklılık" ve GPS alternatifleri

Modern ordular da operasyonel güvenlik gerekçesiyle denenmiş eski teknolojilere bağlı kalmayı sürdürüyor. İngiltere merkezli düşünce kuruluşu Royal United Services Institute (RUSI) uzmanı Thomas Withington, Ukrayna sahasında uydu iletişiminin ve GPS sinyallerinin yoğun karıştırmaya (jamming) maruz kaldığı noktalarda kâğıt haritaların ve pusulaların hayati rol oynadığını, bunun bir "analog dayanıklılık" sağladığını belirtiyor.

GPS sistemlerindeki kırılganlık sivil havacılığı da doğrudan etkiliyor. İrlanda Havacılık Kurumu, uydu tabanlı navigasyona yönelik sinyal karıştırma riskleri nedeniyle yer tabanlı radyo seyrüsefer işaretlerini devrede tutma kararı aldı. Overlook Systems Technologies sistem mühendisi Victor Tasiemski ise İkinci Dünya Savaşı yıllarına dayanan ve bozulması çok daha güç olan güçlü sinyalli eLoran radyo seyrüsefer sisteminin yeniden cazip bir alternatif haline geldiğini kaydediyor. Kraus Hamdani Aerospace yöneticisi Stefan Kraus da onlarca yıllık askeri telsiz altyapısının denenmiş ve güvenilir yapısı sebebiyle ordular için vazgeçilmez olduğunu vurguluyor.

Fidye yazılımlarına karşı manyetik bant kalkanı

Eski teknolojilere dönüş yalnızca iletişim ve seyrüseferle sınırlı kalmıyor; 1950'lerde geliştirilen manyetik bant (teyp) teknolojisi veri depolamada kritik rolünü koruyor. Quantum CEO'su Hugues Meyrath, manyetik bantların özellikle son 15 yılda fidye yazılımlarına (ransomware) karşı en sağlam sigorta olduğunu ifade ediyor. Ağdan tamamen izole edilerek (air-gap) fiziksel depolarda veya yer altı tesislerinde saklanabilen manyetik bantlar, ana sistemler siber saldırıyla kilitlense dahi kurumların verilerini kurtarmasını mümkün kılıyor.

Uzmanlar, günlük operasyonlarda güvenlik yamaları yapılmış güncel yazılımların genel standart olmaya devam ettiğini, ancak siber ve elektronik harp tehditlerinin arttığı kritik alanlarda eski ve analog sistemlerin stratejik bir güvenlik katmanı sunduğunu vurguluyor.

İLGİLİ HABERLER