Z kuşağında yalnızlık alarmı: Her 20 gençten biri hiç yakın arkadaşı olmadığını söylüyor

İngiltere merkezli Kamu Politikaları Araştırma Enstitüsü (IPPR) tarafından hazırlanan kapsamlı rapor, Z kuşağının derin bir yalnızlık ve yabancılaşma kriziyle karşı karşıya olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre her 20 gençten biri hiç yakın arkadaşı bulunmadığını belirtirken, bu oran son 10 yılda 5 kat artış gösterdi.

Kamu Politikaları Araştırma Enstitüsü’nün (IPPR) "En Yalnız Kuşak" başlıklı yeni araştırması, İngiltere’de genç nüfusun sosyal bağlarındaki dramatik kopuşu gözler önüne serdi. Rapora göre ülkede her 20 gençten biri hayatında güvenebileceği tek bir yakın arkadaşı dahi olmadığını ifade ediyor. Söz konusu oranın 2014 yılına kıyasla beş katına çıkması, gençlik döneminin temel dinamiklerinin ciddi bir aşınmaya uğradığını gösteriyor.

Araştırmacılar, iyi bir ergenlik ve gençlik sürecini güvence altına alan toplumsal zeminin sarsıldığına dikkat çekiyor. Yalnızlaşmanın ardında yatan temel faktörler arasında kemer sıkma politikaları, ekonomik darboğaz, neoliberal düzen, kimlik siyaseti ve zayıflayan toplumsal dayanışma mekanizmaları sıralanıyor.

Gençler yetişkinliğe adım atamadan "arafta" kalıyor

Çalışmada, geleneksel olarak gençlikten yetişkinliğe geçişi simgeleyen aşamaların Z kuşağı için neredeyse imkânsız hale geldiği vurgulanıyor. Artan hayat pahalılığı ve konut krizi nedeniyle gençlerin çok büyük bir kısmı ev sahibi olamıyor; güvenceli ve anlamlı istihdam olanaklarına ya da nitelikli eğitime erişmekte güçlük çekiyor.

Bu sosyoekonomik tıkanıklık gençlerin psikolojisine doğrudan yansıyor. Raporda "arafta kalmak" olarak tanımlanan bu ruh hali sebebiyle geniş bir genç kitle, kendilerini artık bir çocuk olarak görmezken yetişkin yaşamının bağımsızlığına ve sorumluluklarına da adım atamadıklarını hissediyor.

Sosyal medya ve olumsuz içerik döngüsü

TikTok başta olmak üzere dijital platformların hızla yaygınlaşması, gençler arasındaki sosyal kopukluğun derinleştiği bir döneme denk geldi. Araştırmaya katılan Z kuşağı bireylerinin önemli bir kısmı, yalnız kaldıkları anlarda sosyal medyada durmaksızın olumsuz haber ve içerik tüketmeyi (doomscrolling) rutin bir alışkanlık haline getirdiklerini aktarıyor. Sürekli karşılaştırma ve yetersizlik hissi doğuran bu dijital tüketim biçimi, gençlerin özsaygısını zedelerken yalnızlık ve çaresizlik döngüsünü daha da besliyor.

İLGİLİ HABERLER