ABD’de Northwestern Medicine tarafından yürütülen bir araştırma, son öğünün saatinin kalp sağlığı ve metabolizma üzerindeki etkilerini mercek altına aldı.
İki farklı gece orucu modeli incelendi
Araştırma kapsamında fazla kilolu katılımcılar iki gruba ayrıldı. Birinci grup, uyumadan en az 3 saat önce yemek yemeyi bıraktı ve 13 ila 16 saatlik gece orucu uyguladı.
İkinci grup ise 11 ila 13 saatlik daha kısa bir gece orucu düzenini sürdürdü. Tüm katılımcılardan ayrıca yatmadan önce ışıkları kısmaları istendi.
Kalori değil, zamanlama değiştirildi
Çalışmada katılımcıların aldığı kalori miktarı değiştirilmedi. Yalnızca yemek zamanlaması düzenlendi.
Son öğün saatini erkene çeken grupta:
- Gece kan basıncında düşüş
- Kalp atış hızında azalma
- Kan şekeri seviyelerinde iyileşme
gibi olumlu sonuçlar gözlemlendi.
Pratik bir sağlık stratejisi olabilir
Araştırmacılar, özellikle kalp hastalığı riski yüksek bireyler için son öğünü erkene çekmenin, diyet içeriğini değiştirmeden uygulanabilecek basit ve pratik bir yöntem olabileceğini vurguladı.
Sirkadiyen ritim vurgusu
Çalışmada, vücudun biyolojik saati olarak bilinen sirkadiyen ritmin metabolizma ve kalp fonksiyonları dahil pek çok süreci düzenlediğine dikkat çekildi.
Metabolik dengenin bozulmasının ise Tip 2 diyabet, karaciğer yağlanması ve kalp hastalığı riskini artırabileceği belirtildi.
Sonuçlar bilimsel dergide yayımlandı
Araştırmanın bulguları, Arteriosclerosis, Thrombosis, and Vascular Biology dergisinde yayımlandı.