İstanbul
Kapalı
12°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,5565 %0.10
55,7692 %0.12
6.633,21 %-0.03
81.527,36 %-0.06
Muhalif. Usta eller saray piyanolarına hayat veriyor

Usta eller saray piyanolarına hayat veriyor

Milli Saraylar’ın Sedef Atölyesi’ndeki uzman restoratörler, Dolmabahçe Sarayı’ndaki piyanoların ardından Topkapı Sarayı’ndaki tarihi piyanoları da restore ediyor Milli Saraylar Sedef Atölyesi Sorumlusu Cemalettin Ünal: ”Eser bize nasıl geldiyse, bizden sonraki dönemlere de aynı şekilde iletmek istiyoruz. Bu eserler döneminin de nadir eserlerinden olduğu için önem taşıyorlar”

Usta eller saray piyanolarına hayat veriyor
Okunma Süresi: 3 dk

İSTANBUL (AA) LALE BİLDİRİCİ BÜYÜKKARAKAYA Milli Saraylar'ın sedef atölyesinin restoratörleri, Dolmabahçe Sarayı'ndaki eserlerin ardından Topkapı Sarayı'ndaki tarihi piyanoları da restore ederek Osmanlı'nın kültürel mirasını gelecek nesillere taşıyor.

Milli Saraylar bünyesinde yapılan çalışmalar, her biri kendi alanında uzman, işin mutfağında yetişmiş usta restoratörlere emanet. Yüzlerce yıllık tarihe tanıklık eden saraylardaki tarihi eserler, ustaların elinde adeta yeniden canlanıyor.

Uzman ekip sayesinde aslına uygun restore edilen eserlerin başında piyanolar geliyor. Fransa'dan, Osmanlı saraylarına hediye edilen bu tarihi piyanolar, yüzlerce yıllık salonların odalarındaki müziğin ruhunu yansıtıyor.

Milli Saraylar'daki atölyelerden biri olan sedef atölyesindeki 4 kişilik uzman ekip, 150200 yıllık piyanoların restorasyonunu orijinaline uygun şekilde yapabilmek için önemli bir çalışma yürütüyor.

Restoratörler, Dolmabahçe Sarayı'ndaki piyanoların ardından şimdi de Topkapı Sarayı'ndan gelen Boulle stilinde, bağa görünümünde, lake ve bronzdan olan siyah piyanoların üst panolarını restore ediyor.

"Eser bize nasıl geldiyse, bizden sonraki dönemlere de aynı şekilde iletmek istiyoruz"

Milli Saraylar Sedef Atölyesi Sorumlusu Cemalettin Ünal, atölyede yürütülen çalışmalara ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, sedefin yanı sıra metal boulle sanatı ve fil dişi eserlerle ilgili de restorasyon çalışması yaptıklarını söyledi.

Piyanoların üst tablasını çalıştıklarını aktaran Ünal, ardından alt bölümünün restorasyonuna geçeceklerini belirtti.

Restorasyonda amaçlarının aslına uygun çalışmak olduğunu dile getiren, sözlerine şöyle devam etti:

"Orijinal eserdeki malzemelere göre biz de aynı malzemeleri kullanmak zorundayız. Burada doğal malzeme, titiz ve sabırlı bir çalışma var. El emeği, göz nuru dökerek eserlerimizi tamamlıyoruz. Şu an Topkapı Sarayı'nın piyanolarının restorasyonu tamamlanmak üzere. Bu eserler yaklaşık iki buçuk aydır atölyemizde. Eser üzerinde her türlü risk olduğu için elimizden geldiği kadar titiz bir şekilde çalışmamızı sürdürüyoruz.

Eser bize nasıl geldiyse, bizden sonraki dönemlere de aynı şekilde iletmek istiyoruz. Bu eserler döneminin de nadir eserlerinden olduğu için önem taşıyorlar. Sonuçta bir saray eseri ve yaklaşık 165170 yıllık eser olması tabii ki önemli kılıyor."

"Restoratörü doktor olarak düşünün"

Ünal, 30 yıllık çalışma hayatında restore ettiği en eski eserin Dolmabahçe Sarayı'ndaki 12 ayaklı bir masa, en çok zorlandığı eserin ise Küçüksu Kasrı'nın şamdanları olduğunu dile getirdi.

Restoratör olmak isteyen gençlere tavsiyelerde bulunan Ünal, sözlerini şöyle tamamladı:

"Restorasyon gençlere bence huzur verir. Çünkü bir işi tamamladığınızda mutlu oluyorsunuz. Bakış açınız değişiyor. Kendiniz değişiyorsunuz. 'Bunu ben yaptım' demek çok güzel bir duygu. Restoratörü doktor olarak düşünün. Yani bir hastayı nasıl tedavi ediyorsunuz? Mobilyayı da eseri de o şekilde tedavi etmek zorundasınız. Sonuçta tabii ki insan hayatı daha riskli ama eser de yüzyılın üzerinde olduğu için buna da aynı itinayı göstermek zorundasınız. Restoratörlük çok naif, çok hassas bir iş. Bu meslekte ilerlemek için mutlaka öncelikle sabır ve bir üst bilgiye sahip olan insanların bilgilerine ihtiyacınız oluyor."

Kaynak: AA

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız