İstanbul
Açık
22°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,8028 %0.06
56,0809 %0.04
6.823,02 %-0.62
84.218,90 %4.84
Muhalif. Standart risk grubundaki lösemi hastalarının iyileşme oranı tedaviyle yüzde 90’lara ulaşıyor

Standart risk grubundaki lösemi hastalarının iyileşme oranı tedaviyle yüzde 90’lara ulaşıyor

Medicana Bursa Hastanesi Çocuk OnkolojiHematoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Demirkaya: ”Tedavide kullanılan ilaçların bazı yan etkileri olabilmekle birlikte, kemoterapisiz iyileşme mümkün değildir ve ilaç kullanımı zorunludur”

Standart risk grubundaki lösemi hastalarının iyileşme oranı tedaviyle yüzde 90’lara ulaşıyor
Okunma Süresi: 3 dk

İSTANBUL (AA) OKTAY ÖZDEMİR Medicana Bursa Hastanesi Çocuk OnkolojiHematoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Demirkaya, standart risk grubundaki lösemi hastalarında, tedaviyle tam iyileşme oranının yüzde 90'lara ulaştığını söyledi.

AA muhabirine açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Metin Demirkaya, 28 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası'nda, halk arasında kemik iliği kanseri olarak bilinen lösemi ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

Kemik iliğinin, kan bileşenlerinin yapıldığı ana organ olduğunu aktaran Demirkaya, "Kan hücrelerinin bir çok çeşidi vardır (eritrositler, trombositler, lökositler) ve her bir kan elemanının görevleri farklıdır. Kemik iliğinde ana (kök) hücreden yapılan bu hücreler olgunlaşarak kana karışırlar." diye konuştu.

Demirkaya, lösemide kemik iliğinde anormal yapıdaki lökositlerin kontrolsüz ve aşırı miktarda çoğaldığını ve normal hücrelerin yerini aldığını belirterek, anormal lösemi hücrelerinin önce kemik iliğine, sonra da vücudun tüm bölgelerine yayıldığını dile getirdi.

Standart risk grubundaki lösemili hastaların tam iyileşme oranının tedaviyle yüzde 90'lara ulaştığını aktaran Demirkaya, "Yüksek riskli grupta bu oran biraz daha düşüktür. Tedavide kullanılan ilaçların bazı yan etkileri olabilmekle birlikte, kemoterapisiz iyileşme mümkün değildir ve ilaç kullanımı zorunludur. Ayrıca her hastada bu yan etkiler görülmeyebilir." ifadelerini kullandı.

Lösemiye bağlı gelişen şikayetlerin, kemik iliğinde normal hücre yapılamamasının sonucu olduğuna dikkati çeken Demirkaya, şunları söyledi:

"Örneğin yeterli eritrosit (alyuvar) olmadığı için hastada kansızlık bulguları (solukluk, halsizlik, çabuk yorulma) gelişir. Trombosit sayısı düşer ve burun ve diş eti kanamaları, ciltte peteşi denen cilt altı kanamaları ve aşırı morluklar görülür. Lökositler (akyuvar) yapılamadığından hasta enfeksiyonlara karşı savunmasızdır ve uzun süreli ateş ve ciddi enfeksiyonlar nedeni ile hastaneye başvurabilir."

"Tanı, fiziki muayene ve sonrasında uygulanacak testlerle kesinleşir"

Prof. Dr. Demirkaya, kemik iliğinden kana karışan lösemi hücreleri tüm vücuda yayıldığına ve boyun, koltuk altı ve kasıktaki lenf bezlerinde anormal büyüme görüldüğüne işaret ederek, göğüs boşluğunda birikerek solunum sorunları ve karaciğer ve dalakta birikerek ise karın şişliği oluşturabileceğini kaydetti.

Lösemi hastalarının çoğunda şikayetlerin oldukça belirgin bir şekilde ortaya çıkmasına rağmen bazıların ise sinsi bir başlangıç gösterebileceğini kaydeden Demirkaya, bu nedenle tanı gecikmeleriyle karşılaşılabildiğini aktardı.

Demirkaya, tanının fiziki muayene ve sonrasında uygulanacak testlerle kesinleştirileceğini söyleyerek, "Öncelikle tam kan sayımı ve kanın mikroskopik incelenmesi yapılır ve şüphe devam ediyor ise kemik iliği incelemesi ile kesin tanı konulur. Tam kan sayımında lökosit sayısında aşırı artış, trombosit sayısında azalma ve kırmızı kan hücrelerinde düşme görülebilir." açıklamasını yaptı.

Löseminin kesin sebebi bilinmediğine işaret eden Demirkaya, lösemi gelişiminin tek bir nedene bağlı olmadığını, hastalığın gelişiminde etkili olduğu düşünülen faktörlerin genetik faktörler, iyonize radyasyon, kimyasal maddeler ve bazı virüsler olduğuna dikkati çekti.

Demirkaya, lösemi tedavisindeki en etkin tedavi yönteminin kemoterapi olduğunu söyleyerek, "Klasik kemoterapi ilaçları dışında bazı hasta gruplarında sadece lösemi hücrelerini etkileyen akıllı ilaçlar kullanılmaktadır. Ayrıca bazı hastalara kemik iliği nakli de ilave tedavi olarak uygulanmaktadır. Kemoterapi süreci 12 yıl sürmektedir. Tedavi sürecinde hastanede yatış süreleri uzundur. Bu süreçteki zorluklar, hasta ve ailelerine destek olmakla azaltılabilir." değerlendirmesini yaptı.

Tedavinin bittikten sonra hastalığın tekrarlama riski olduğunu ifade eden Demirkaya, bu riskin yıllar geçtikçe biraz daha azaldığını kaydetti.

Demirkaya, tedavinin üstünden 5 yıl geçtikten sonra tekrarlama riskinin oldukça düşük düzeylere indiğini belirterek, "Tedavi sonrası tam iyileşme sağlanan çocuklar normal bir yaşam sürecine girerler. Bu çocukların sağlık kontrollerini düzenli yaptırmaları gereklidir." dedi.​​​​​​​

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız