İstanbul
Açık
24°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,6320 %0.14
55,7801 %0.05
6.463,56 %-2.05
81.545,98 %-3.54
Muhalif. Sinema Söyleşileri’nde Türk sinemasında dünyadaki konumu ele alındı

Sinema Söyleşileri’nde Türk sinemasında dünyadaki konumu ele alındı

Yönetmen Derviş Zaim: ”Sinema tarihi bir filmin nasıl yapılacağını öğretir, öğretmiştir, öğretecektir. Bunları bileceksiniz ama bunlar yetmez. Her spesifik filmin sizden nasıl bir metot istediğini de bileceksiniz” Yapımcı Gülin Üstün: ”Film yapma işi aslında sadece filmi çekmek değil, filmin reklamını yapmak yolculuğunu kurgulamakla da devam ediyor”

Sinema Söyleşileri’nde Türk sinemasında dünyadaki konumu ele alındı
Okunma Süresi: 3 dk

İSTANBUL (AA) Beyoğlu Kültür Yolu Festivali kapsamında Atlas 1948 Sineması'nda düzenlenen "Sinema Söyleşileri"nin üçüncü gününde "Türk Sinemasının Dünyadaki Yeri" başlıklı oturum gerçekleştirildi.

Sinema yazarı ve televizyoncu Alin Taşçıyan'ın yönetimindeki oturumda, usta yönetmen Derviş Zaim, yapımcı Gülin Üstün, İKSV Film Festivali Direktörü Kerem Ayan konuşmacı olarak yer aldı.

Söyleşiyi takip eden Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan, kültürün hayatın her anı olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Sinema bir aktarım aracı. Kültürün gastronomisi, tarihi, belgeselleri, şehirleri, oradaki hikayeleri, medeniyetler bunların felsefeleri, yoğun bilgi bombardımanında değil ama bir aşk filminin, bir şehir ya da bir aksiyon filminin içerisinde derinlikli anlatabilmeyi başarabilirsek o zaman sinemada yine bir numara olmaya devam ederiz. Bizim sinemacıların arkeoloji başta olmak üzere eğer oralara bakarlarsa inanılmaz hikayeler yakalayabileceğini ve doyumsuz efsane filmler çıkarılacağını görüyorum."

"Tabutta Rövaşata", "Filler ve Çimen", "Paralel Yolculuklar", "Çamur", "Cenneti Beklerken", "Nokta", "Gölgeler ve Suretler" filmlerine imza atan yönetmen Derviş Zaim de bir sinema filminin sürecini şöyle anlattı:

"Şimdilerde Kültür ve Turizm Bakanlığının destekleri var. Daha öce çok cılızdı ve yok denilecek kadar azdı. O zamanlar film izleme platformları da yoktu. 'Tabutta Rövaşata' bana şunu öğretti, her film kendi dengesini kurmak zorunda. Kendi dengenizi, filmin spesifik özelliklerini kurmak ve yeniden tanımlamak zorundasınız. Sinema tarihi bir filmin nasıl yapılacağını öğretir, öğretmiştir, öğretecektir. Bunları bileceksiniz ama bunlar yetmez. Her spesifik filmin sizden nasıl bir metot istediğini de bileceksiniz."

Zaim, Türk sinemasının oyun planının olmadığını ve bunu oluşturmanın bilinçli bir perspektifle olabileceğine işaret ederek, "Biz bu planı Ankara ve İstanbul'un beraber oluşturacakları oyun planı ile başarıya ulaşabiliriz. Bu perspektifin de bağımsız, bütün dünyadaki olanın farkında olunan, somut bir şey olması lazım. Bütün dünyayı bilen, Türkiye'yi bilen, Türkiye'deki artları bilen swot analizle ortaya çıkmış bir perspektif yapılması lazımdır. Bizim güçlü ve zayıf taraflarımızı göz önüne sererek, bundan 15 sene sonra, 30, 50 sene sonra Türk sinemasını nasıl görmek istiyoruz ve dünya ödüllerinin bize faydası nedir bunu bilmeliyiz." diye konuştu.

İKSV Köprüdeki Buluşmalar'ın direktörü ve yapımcı Gülin Üstün de "Film yapma işi aslında sadece filmi çekmek değil, filmin reklamını yapmak yolculuğunu kurgulamakla da devam ediyor. Sinemacının ve yapımcının işini yapmaktan başka bir görevi yok. Çünkü artık iyi bir planlamayla bir yönetmen filmini iyi bir şekilde sunabiliyor." dedi.

İKSV Film Festivali Direktörü Kerem Ayan ise şu değerlendirmelerde bulundu:

"Türk filmleri ve yönetmenleri zaman ilerledikçe, platformlar ve teknoloji arttıkça kendini daha çok kişiye duyurabildi. Bunun en büyük örneği Nuri Bilge Ceylan'dır. Cannes Film Festivali ödül törenine Türkler bu sayede gidebildi. Yurt dışına giden filmlerden Avrupa ağırlıklı ülkelerin bizden beklediği 'taşra hikayesi'. Bizden kent değil, kasaba istiyorlar. Yalnız Türk sineması oldukça değişti. Yeni nesil fantastik, gerilim gibi filmler çekmeye çalışırken yine de taşra etkisindeyiz."



(Abonesi olduğumuz AA’dan değiştirilmeden eklenmiştir.)

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız