İstanbul
Kapalı
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,2206 %0.03
55,2572 %0.23
6.531,94 %0.45
83.020,01 %-1.24
Muhalif. Gazze’deki olaylar ve bölgeye etkileri SETA İstanbul’daki panelde tartışıldı

Gazze’deki olaylar ve bölgeye etkileri SETA İstanbul’daki panelde tartışıldı

Gazze’deki olaylar ve bölgeye etkileri SETA İstanbul’daki panelde tartışıldı
Okunma Süresi: 4 dk

İSTANBUL (AA) Harmoon Araştırma Merkezi'nin düzenlediği "Gazze'deki Olaylar ve Suriye'ye Etkileri" konulu panelde, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının bölgede ne gibi sonuçlar doğurabileceği ele alındı.

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfının (SETA) İstanbul'daki konferans salonunda gerçekleştirilen panelde, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Acer ve Harmoon Araştırma Merkezi Genel Müdürü Samir Seifan, Harmoon Araştırma Merkezi İstanbul Direktörü Esma Saeb Afandi'nin, Gazze'de yaşananların bölgeye etkisine ilişkin sorularını yanıtladı.

"Türkiye, Filistin tarafına garantör olabileceğini söyledi"

İsrail'in, saldırılarını "meşru müdafaa" olarak savunmasına ilişkin, Prof. Dr. Acer, Filistin topraklarının işgal altında olması ve Filistinlilerin işgal edilen topraklarını geri almak amacıyla İsrail'e saldırısının meşru müdafaa hakkı doğurmadığını söyledi.

Acer, "İsrail adına bir meşru müdafaa hakkı doğmuş olsa bile İsrail'in meşru müdafaa hakkını kullanma hukuki sınırlarını oldukça fazla geçtiği açıkça söylenebilir. İsrail'in uzunca bir süredir yürüttüğü eylemlerin hukuki bir zemini yok." dedi.

Türkiye'nin, sorunun çözümü için bir garantörlük teklifi getirdiğini hatırlatan Acer, uluslararası hukukta kuralların zorla uygulatılmasını sağlayan devletler üstü bir mekanizmanın olmadığını, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) ise işlevini yerine getiremediğini, dolayısıyla kuralların uygulatılması konusunda devletlerin rolünün önemli olduğunu aktardı.

Acer, "Bu sorunun çözümünde, ama öncelikle ateşkesin sağlanmasında ve bunun garanti edilmesinde, eğer İsrail'in mevcut durumda bir güvenlik endişesi varsa ki var, bu güvenlik endişesinin giderilmesi adına Türkiye, Filistin tarafına garantör olabileceğini söyledi." ifadesini kullandı.

Dünyanın, Birinci Dünya Savaşı tecrübesinden sonra barışı sağlamak için uluslararası kurumlar inşa etme fikrine eriştiğinin ve İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra yenilenen bu kurumların artık işlevsizleştiğinin altını çizen Acer, daha güçlü bir uluslararası barış sisteminin kurulması için üçüncü bir dünya savaşının çıkmasının beklenmemesi gerektiğini vurguladı.

Acer, "Batı Avrupa ülkeleri, Uluslararası Ceza Mahkemesinin yargı yetkisini kabul ettiler. Varsayalım 3 yıl sonra bazı İsrailli yetkililer hakkında dava açılmış olsun, yargılama talebiyle mahkeme tutuklama kararı çıkarmış olsun, peki bu insanları, Avrupa'ya geldiği zaman tutuklayacaklar mı? Bu da bir test olacak. Yapmak zorundalar. Hakkında tutuklama kararı çıkarılmış bütün kişileri, mahkemeye taraf olan devletler yakalayıp mahkemeye teslim etmek zorunda." dedi.

"Araplar, Hamas'a desteğini sürdürseydi, Hamas kesinlikle İran'a yönelmeyecekti"

Harmoon Araştırma Merkezi Genel Müdürü Seifan ise kimsenin, Hamas'ın neden 7 Ekim saldırılarını düzenlediğini sorgulamadığını belirtti.

Gazze'nin 17 senedir karadan ve denizden abluka altında tutulduğunu anımsatan Seifan, "2 milyonun üzerinde insanın yaşadığı, dünyanın en büyük açık hava hapishanesi. Kimse bunu anlatmıyor. Acaba Filistinliler kendileri meşru müdafaada bulunamaz mı? Dünya, Filistin'de yaşanan durumu tamamen unutuyor. Gazze'de yaşananlar, Filistin'de 75 yıldır yaşananların bir sonucudur." ifadesini kullandı.

İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları çerçevesinde İran'ın konumunu da değerlendiren Seifan, İran'ın bölgedeki Irak, Suriye ve Yemen gibi ülkelerde "genişlemeci bir politika" izlediğini, fakat İran ile ilişkileri konusunda Hamas'ın eleştirilmemesi gerektiğini dile getirdi.

Seifan, "Hamas, kendi nefsi müdafaada bulunmaktadır. Bu müdafaayı yaparken ihtiyaç duyduğu savunma sistemlerini mecburen İran'dan almak zorunda kaldı. Araplar önceki gibi olsaydı, özellikle Körfez önceden olduğu gibi Hamas'a desteğini sürdürseydi, Hamas kesinlikle İran'a yönelmeyecekti." görüşünü paylaştı.

Kimsenin, savaşın yayılmasını istemediğinin altını çizen Seifan, İsrail'in, 7 Ekim saldırıları sebebiyle bozulan imajını düzeltmek için Hamas'ı bitirmek iddiasıyla yaptığı ve sivil ölümlerine sebep olan saldırılarının bölgede tansiyonu her geçen gün yükselterek savaşın yayılma ihtimalini artırdığını kaydetti.

Samir Seifan, Hizbullah'ın savaşa doğrudan müdahil olmasının, Lübnan için bir felaket anlamına gelebileceğine dikkati çekti.

Kaynak: AA

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız