Gülistan Doku, 5 Ocak 2020 tarihinde Tunceli'de kaybolduğundan bu yana Türkiye’nin en çok takip edilen ve üzerinde titizlikle durulan kayıp vakalarından biri olmaya devam ediyor. Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi olan Doku'nun akıbetine dair resmi bir vefat kararı veya bulunmuş bir naaş bulunmamaktadır; bu nedenle kendisi hukuken ve fiilen "kayıp kişi" statüsündedir.

gülistan doku dosyası neden tekrar gündemde?
Aradan geçen 6 yılı aşkın sürenin ardından, 2026 yılı Nisan ayı itibarıyla Gülistan Doku soruşturmasında çok önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Dosyanın sadece bir kayıp vakası değil, cinayet ve delil karartma şüphesiyle genişletildiği görülmektedir. Soruşturma süreci, dönemin kamu görevlileri ve iddiaların odağındaki isimler üzerinde yoğunlaşmış durumdadır.
soruşturmada son gelişmeler: kimler tutuklandı?
Gülistan Doku dosyasında son günlerde yaşanan gelişmeler, adaletin sağlanması beklentisini artırmıştır:
- Üst düzey gözaltılar: Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve diğer bazı kamu görevlileri, soruşturma kapsamında gözaltına alınmış ve haklarında işlem başlatılmıştır.
- Tutuklamalar: Soruşturma kapsamında aralarında eski yetkililerin ve hastane kayıtlarının silinmesiyle suçlanan isimlerin bulunduğu kişilere yönelik tutuklama kararları verilmiştir.
- Delil karartma iddiaları: Özellikle hastane kayıtlarının silinmesi ve bazı dijital verilerin manipüle edildiğine dair bulgular, soruşturmanın seyrini tamamen değiştirmiştir.

"neden vefat etti?" sorusuna yanıt
Gülistan Doku'nun vefat ettiğine dair kesin bir kanıt veya otopsi raporu bulunmamaktadır. Dolayısıyla, "neden vefat etti" sorusu henüz yanıtlanmış değildir. Soruşturmayı yürüten adli makamlar, olayın bir intihar mı yoksa cinayet mi olduğu sorusunu, delil karartma iddialarını da merkeze alarak kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Adalet Bakanlığı ve savcılık makamları, dosyanın bir cinayet ihtimaliyle ele alındığını ve tüm şüphelerin aydınlatılması için çalışmaların sürdüğünü belirtmektedir.
Gülistan Doku olayı, sadece bir kayıp vakası değil, aynı zamanda iddia edilen ihmaller ve usulsüzlükler nedeniyle Türkiye’nin hukuk ve adalet arayışının sembolü haline gelmiş bir dosyadır.