İnanç Uysal

İnanç Uysal


Senkronize tutarsızlık

Senkronize tutarsızlık

Arşivden siyasileri zor durumda bırakacak doküman çıkarmak bir propaganda yöntemi. Ama Türkiye’de pek işe yaramıyor. “Dün dündür bugün bugündür”den beri şerbetliyiz hamdolsun…

Her siyasi tarafın bir arşivi ve arşivcisi var tabii… Siyasetin genel pratiğine uygun olarak arşivcilik hizmeti de diğer tarafı utandırmak amacıyla yapılıyor. Ama artık kimsenin diğerini utandırabileceği bir zamanda değiliz ne yazık ki!..

Bu arşiv unutmaz mottosuyla yapılan karşılıklı salvolar aslında siyasi pratiğimizin ne kadar renkli ve yetenekli bir kadro tarafından gerçekleştirildiğine işaret ediyor. Çok net bir şekilde bizdeki siyaset sabit fikrin ne kadar kötü bir şey olduğunu çözmüş durumda.

Son dönemin moda arşiv unutmaz hamlelerinden biri de Kanal İstanbul üzerinden yapılıyor. Bir taraf konuyla ilgili Bahçeli’nin Kanal İstanbul yorumlarını yayınlarken, diğer arşivciler Davutoğlu üzerinden yürüyor. Aslında Babacan da konuya dahil olabilir her an.

Bahçeli’nin Cumhur İttifakı’ndan önce ve sonra diye iki ayrı pratiği var. Memlekette her türlü davranışın doğru veya yanlış kabul edilebilmesi için bir milat anlayışı oluştuğu için Bahçeli’nin bu pratiği de çok tuhaf durmuyor.

Davutoğlu ve Babacan için de durum aynı. Ülkeyi yönetirlerken söylediklerinin ve yaptıklarının tersini savunur duruma düşmeleri işine gelenler tarafından bir nevi etkin pişmanlık(!) gibi değerlendiriliyor.

Çok ayıp biliyorum ama benim Kanal İstanbul konusunda net bir fikrim yok. Çünkü ben toplumun genelinin aksine bu konuyu anlamak için gerekli formasyonlara sahip değilim. Elbette bu cahilliğimden dolayı utanıyorum ama benim için artık çok geç!..

Ancak net bir fikrim olmasa da çok yüksek maliyetli bir yatırım olacağını biliyorum. Konunun son derece teknik ayrıntıları olduğunu biliyorum. İki tarafın da bağımsız(!) bilim insanlarından kendi bakış açılarına uygun raporlar ala bildiğini de biliyorum. 

Yani aslında geleceğimiz için son derece önemli bir konunun ideolojik bir tarafının olmaması gerektiği çok açık görünüyor. 

Siyasilerin anlık olarak bulundukları yere göre bu tip derin zikzaklar yapması alışıldık olsa da Kanal İstanbul gibi konular istisna olmalı diye düşünüyorum. Bunun ideolojik bir tarafı yok. Yani bir siyasal İslamcı, bir Kemalist, bir sosyalist ya da bir ülkücü Kanal İstanbul’a ideolojisinden bağımsız bakabilir pekâlâ.

Liderlerin, o gün öyle bugün böyle, söylemeleri durumunda en azından bir sefer doğruyu söylemedikleri sonucuna varmak mümkün. Çünkü Kanal İstanbul konjonktürel bir konu değil. Yani 5 yıl önce yapılması yanlışsa bugün de yanlış, 5 yıl önce doğru ise bugün de doğru. Haa belki de ikna oldular ve fikirleri bazı sebeplerle değişti. İşte biz o fikirleri de merak ediyoruz. Özellikle de benim gibi konuya vakıf olmayanlar.

Dediğim gibi ülkemin büyük çoğunluğu oşinografi, jeoloji, ekoloji, inşaat, uluslararası ticaret hukuku, boğazlar hukuku gibi konulara bir hakkın vakıf; bunu görebiliyorum. Bu sebeple onlar açısından sorun yok. Ama benim gibi cahilleri de aydınlatmak lazım ki müsterih olalım değil mi? 

Zerre kadar ideolojik olmaması gereken, çocuklarımızın geleceğini ilgilendiren son derece teknik bir konuda bir şekilde 5 yıl önceki fikirlerinin tersine ikna olmuş siyasileri anladık diyelim. Ya onların seçmenlerini nasıl anlayacağız?

Liderleriyle senkronize olarak fikir değiştirmeyi, ideolojik namus varsayan çok ciddi bir kalabalık var ve biz onlara alıştık. O kalabalık öğretilmiş bağlılık neticesinde ezberledikleri konjonktürel değişimleri her platformda aynı sırayla tekrarlayabiliyor. Kabul etmek gerekir ki kendilerine böyle bir yetenek kazandırılmış. Ancak Kanal İstanbul öyle bir şey değil.

Dün Bahçeli karşı çıkıyor diye karşı olanlar, bugün Bahçeli destekliyor diye destekleyenler… Ya da tam tersi… Davutoğlu Başbakanken çılgın proje diye övüp bugün Gelecek Partisi çatısı altında ihanet yorumu yapanlar. 

İşte bu insanların değişen fikirlerinin sebebini gerçekten çok merak ediyorum. Hiçbir bilimsel çalışmanın da bu merakıma doyurucu bir cevap verebileceğine inanmıyorum. 

Aklıma Cemil Meriç’in bir sözü geliyor sadece, “Kalabalıklar düşünmez, maruz kalır” 

Makale Yorumları

  • Yusuf Okumuş14-06-2021 12:12

    Reklamcılık yorum yapmama bir türlü müsade etmiyor Bu liderler olmasa, bu kadar insanın ağzını kim bağlayacak!

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar