İnanç Uysal

İnanç Uysal


"Sen sus ben söylerim"

"Sen sus ben söylerim"

'Sen sus ben söylerim'

29 Haziran 2021 Cumhurbaşkanı Erdoğan atama bekleyen öğretmenlerin şikayetleri üzerine "Öğretmen eksiğimiz değil fazlamız var" dedi. 

2 Eylül 2021 20 bin öğretmen atandı. 7 Eylül 2021 15 bin ek öğretmen ataması daha yapılacak. 

İki buçuk ay önce fazla olduğu söylenen öğretmen nüfusu bu atamalarla daha da fazla hale geldi demek ki. 

Okullarımızın da sayısı yeterli olsa gerek çünkü ilk ve orta dereceli okul yapmak yerine başka şeyler hatta üniversiteler yapmayı tercih ediyoruz. 2018 yılında alınan bir karar neticesinde birleştirilmiş sınıflar dahil bir öğretmene düşen öğrenci sayısı 40'ı geçemez. Yeni alınan öğretmenlerle bu kararın uygulanmasına yönelik bir adım da atılmış olabilir. Yani belki de yeni alınan öğretmenler fazla olmamıştır. 
Hatta 2018'de alınan bu kararın devamındaki niyet beyanları sınıfların 30 kişiyi geçmemesi hedefinden bahsediyor. Peki bugün durum ne? Yani mesela 50 veya daha fazla mevcutlu sınıflarımız var mı, bu durum bir öğretmene 50 öğrenci düştüğü anlamına da gelir mi? 2018 de alınan kararlara bakılırsa elbette böyle bir saçmalığın olması mümkün değil.
Zaten fazla olan öğretmenlerimize yenileri eklenerek yasaklanan 40’dan fazla öğrenci durumu niyetlenilen 30’dan fazla olmama durumuna evrilmeye çalışılıyor olmalı.

Her ne sebeple olursa olsun bu öğretmen alımları mutluluk verici ama üzerinden 1 buçuk ay bile geçmeden yaşanan bu fikir değişikliğinin de bir şekilde anlamlandırılması lazım değil mi?
Değil, gerçekten değil, başlıkta işaret ettiğim gibi durum şöyle bir yere geldi. ' Bir iş yerinde aklına süper bir fikir gelip patrona söyleyen çalışanlar vardır ya, hani patron önce o süper fikri çok saçma bulup, sonra aynı fikri, kendi fikri gibi uygulamaya koyar ya' işte durum birçok konuda tam olarak bu. 
Şimdi öğretmen alımlarının dışında bazı hamlelerin bu çerçevede gelmesini bekliyoruz açıkçası. 

Elbette okulların bu süreçte açık tutulması birinci önceliğimiz ama sınıf sayımızın, öğretmen sayımızın, havalandırma şartlarımızın çok da uygun olmadığı kesin. Allah var istemediğimiz kadar maske var okullarda, dezenfektan da öyle. Ama diğer fiziki şartlar çok da uygun değil. Ders sürelerinin azaltılması, eğitimin 6 güne çıkarılması, sabahçı, öğlenci sistemine geçilmesi öneriliyor uzun zamandır. Yukarıda bahsettiğim mantık çerçevesinde bu şimdilik saçma fikirler kısa süre sonra dahiyane bir kararla uygulanabilir diye bekliyorum kendi adıma.
Her şey bir tarafa şu öğretmen atamaları meselesine geri dönmek istiyorum. İddialara göre 750 bin civarı atanamayan öğretmen var. Öyle 20'şer binle falan tükenecek gibi değil rakam. Tam bir planlama faciası. Bu durumda artık arkadan kesinlikle öğretmen gelmemesi gerekiyor. Hele de fen edebiyat fakültelerine formasyon hakkı vermek tam bir garabet.
En azından bir süre öğretmen okullarının meslek içi eğitim ve yüksek lisans çalışmaları için dönüştürülmesi gerekiyor sanki. Fen edebiyat fakülteleri ise eğer temel bilimlere batıdaki gibi alanlar açamayacaksak şu an itibariyle işsizlikten önceki çok kalabalık bir istasyon vazifesi görüyor sadece. 
Oysa temel bilimler dediğimiz bölümler,  bölümlerin en kıymetli, girmesi en zor bölümler olması gerekiyor ama o iş çok uzun, düşünün ülkenin bütün bir bakış açısının değişmesi gerekiyor bunun için, yani en az birkaç nesil demek bu. 
Şu aşamada en azından önümüzdeki 10-15 yıla etki edebilecek çok acil önlemler almak zorundayız. Ve farkındaysanız eğitim bir bütün, bir yerdeki aksaklık domino taşı etkisi yapıyor. Sonunda da eğitim taşı ülkedeki her taşı yıkıyor.


Makale Yorumları

  • Hülya makas12-09-2021 11:49

    Yeni öğretmene ihtiyaç yok ,yeterince var ve maaş alıp derse girmeyen öğretmenler var ve önümüzdeki yıllara bakar

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar