Tuğçe Özcan

Tuğçe Özcan


Eril ve Dişil enerjiden haberdar mısınız?

Eril ve Dişil enerjiden haberdar mısınız?

Editörlük yaptığım dönem röportajım olduğunda buluşma yerine genelde 1 saat kala gider, misafirim gelmeden framboğazlı bir panna cota yı mideye indirirken sorularımı ya da makyajımı gözden geçirip aylaklık etmeye bayılıdım. Ama bu sefer bırakın erken gitmeyi, geç kalmadan varabilmem bile mucize oldu.

Çıkmak için sadece kendimi, zihnimi, sorularımı değil bunların yanında oğlumu ve  oğlumun çantasını hazırlayıp ağırlığı hiç de azımsanmayacak koca bir puseti de taşımam gerekti. Buluşma yerine vardığımda da, park yeri bulmak için fazladan 7 dk zaman kaybettim çünkü kendi vatanımın, kendi ülkemin sokağının bir köşesine arabamı koydum diye İspark denen sisteme para ödemek çok saçma geliyor.

Derken geçen haftaki yazımda yanıt bekleyen soruları konuşmak üzere Instagram’ın meşhur  @sakura.ikigai’si ile semtimizin en huzurlu parkında bir araya geliyoruz. Hava kapalı, ama yağmur göndermeye niyeti yok. Ağaçlardaki yapraklar sararmaya yüz tuttuysa da yerlere dökülmekle, dalına sarılmak arasında kararsız kalmış. Ayağımızın altında kadife bir halı gibi duran çimenlerin canlı yeşili, yavaş yavaş sonbaharın kızıllığına teslim olmak üzere.

Parka adım atmasıyla biranda atmosferi pozitif enerjiye boğan @sakura.ikigai işte yanımda. Akşam üstü olmasına rağmen, enerjisi güne yeni başlıyor gibi. İlk önce en merak ettiğim şu isim sorusunu sorucam. Çünkü onu tanımama vesile olan da hayatımdaki Sakura çekimi. Bir dönem sürekli karşıma sakuralar çıkıp durdu. (Sakura: kiraz çiçeği, özellikle Japon kültüründe çok büyük öneme sahiptir) Arka arkaya onlarca defa sakura görüp, işitince bu kanaldan bir mesajım olacağın düşünmemek benim için hata olurdu.

Instagramdaki ismin çok ilginç. Sakura ikigai ne demek?

Sakura ağacı Japon felsefesine göre çok kutsal bir ağaç. Sadece Mart ve Nisan aylarında açar ve çiçeklerini ölmeden döküyor. Yani bu yaşam için bize çok büyük bir öğreti. Hayatın sona ermesi için ille de yaşlanmak gerekmediğini, herşey mükemmelken de bir anda yaşamın bitebileceğini hatırlatıyor sakura ağaçları bize. Sakura ağaçları insanları kendine çağırır. Hatta inanışa göre ancak kendisine çağrılan insanların onları görebildiği söylenir. Ben de bir regresyon terapisi sırasında kendimi sakura ağacı altında görmüştüm. Bu yüzden bu ismin bana iyi geleceğini düşündüm. İkigai ise seni yataktan kaldıran güç demek. Ben de bu danışmanlıklara başlarken insanların yataktan kalkarken kendilerine bir amaç edinmelerini istedim. Yani yalnızca iş, okul gibi zorunluklar dışında, bir başkası için yataktan kalkmamalarına inandığım için Sakura’nın peşine İkigai koydum. Aslında İkigai’nin enerjisi daha büyük çünkü hepimizin içindeki Çi enerjisinin hiç kimse farkında değil.

Çi enerjisi mi? Evet bunu Azra Kohen’in kitabında da okumuştum.

Bizi hayatta tutan, sağlıklı olmamızı sağlayan, amaç edinmemizi sağlayan enerji, Çi enerjisidir. Aslında çok da önemli, ama dedim ya birçok kişi ne yazık ki bunun farkında değil. İkigai de, Çi enerjisine çok benziyor. Birisi enerji boyutunda, gerçek enerji. Diğeri de onu güdüleyen, harekete geçiren güç. İkigai çok önemli bir şey çünkü sabah gözünü açtığında kendin için ne yapman gerektiğine, seni neyin mutlu edeceğini düşünüp öyle kalkman lazım. Burası çok önemli bir nokta çünkü işler bitiyor, çocuklar büyüyor ama insanların ellerinde kendilerini yataktan kaldıracak hiçbir yaşam amacı kalmıyor. İşte o zaman mutsuzluk, depresif ruh hali, her şeyi kafaya takma, hastalık hastası olma durumları başlıyor. Ben herkesin kendini keşfetme yolculuğuna çıkmasını istiyorum. “Ben neden geldim, ben neyi seviyorum, ben neler yapabilirim, hayatta beni neler mutlu ediyor” un cevaplarını bilmeli herkes.

Gerçekten bu anlattıkların etrafımızda çok tipik. Kendini sadece işine ya da evlatlarına adayan insanlar emeklilikte çok büyük bir boşluğa düşüyor. İç sesim daha ilk soruda aydınlandın diyor.

Daha dur yeni başlıyoruz.

Peki o halde yumuşak bir manevra ile konumuza girizgah yapalım. Hadi bana Eril Enerji - Dişil Enerji ne demek anlat. (Parkta yanyana, konuşa konuşa yürüyoruz. Bir yandan da kahve ısmarlayabileceğim bir yer var mı diye etrafı kesiyorum)

Eril eneji zihinsel gücü, mantığımızı, sol beynimizin işlevini, savaşçılığı ve kendini ifade etmeyi temsil eder. Bir başka deyişle kendimizi ifade ettiğimiz tarafımız bizim eril enerji tarafımızdır. Aynı zamanda eril enerji atak, kontrolcü, rekabetçi olan tarafımızdır. Eril enerji duyguları geri plana atar, aklımızı mantığımızı üstün tutar. Yani bir olayda mantığımız ön plandaysa, eril enerjimizi kullanıyor oluruz. Aynı zamanda yargılayıcı, suçlayıcı bir tutumu vardır. Olayları hızlı şekilde başlatan, kurgulayan, çalışkan tarafımız erildir. Eril enerji kar zarar hesabı yapar, sebep sonuç ilişkisi kurar. Eril enerji daha çok hüzün, ciddiyet ve çilecilikten beslenir. Gündüz ve güneş erili, gece ve ay güneşi temsil eder.

(İç sesim: Pür dikkat dinliyorum ama gerçekten geceyi ve ayı karşı takıma kaptırsak çok üzülürdüm)

Dişil enerjimiz ise kabulde olan ve bizim izin veren tarafımızdır. Dişi enerji mantığı ile değil, duyguları ile karar verir. Dişi enerji alıcıdır ve yumuşaktır. Dişi enerji olayları bütünsel ele alır. Yani biz bir olayın yalnızca küçük bir kısmına bakarsak Eril enerjimizi kullanmış oluruz, dişi enerjimiz aktif olarak çalışıyorsa olayı bütünsel olarak ele alırız. Eril enerji verir, dişi enerji alır. İşte dengenin bozulduğu yer burası. Sen dişiyken dişi enerjini kullanmayıp eril tarafa geçiyor ve veriyorsan, dengeler burada bozuluyor.

DİŞİL ENERJİDE YARATIM GÜCÜ ÇOK YÜKSEK

Peki hayattaki kazanımlarımız, hedeflerimizi elde etme konusunda enerji hükümleri bize ne diyor?

Bu iki farklı enerji de hedeflerine farklı şekilde koşuyor elbette. Eril enerjide çalışarak, zorlayarak elde etme varken, dişil enerji niyetin gücüyle tezahür ettirir. Dişi enerjisi sahip oldukları rahimden dolayı, yaratım enerjisi konusunda çok daha büyük bir yetenekle donatılmıştır. Eril enerji olanı büyütür, genişletir. Ama dişi enerji yoktan var eder. Eril enerji ilk adımı atar, insiyatif ve sorumluluk alır. Sol beyni yöneten eril enerji ne yazık ki anda kalmak yerine hesap, kitap yaparken farkındalığı kaçırabilir. Dişi enerji ise ise olayları baş-lat-maz! İnsiyatif almaz. Dişil enerjinini bütün özelliği anda kalmaktır. Çünkü eril enerji anda kalamadığı için, karşısında anda kalan bir kadın görünce mıknatıs misali çekilir.

Dur bi dakika, burada yavaşlayalım çünkü bir şeyi yanlış mı anladım emin olamadım. Dişi enerjiler olayları başlatmaz, Eril enerji olayı başlatandır dedin. O halde bir flörtü başlatan taraf eğer kadınsa, dengeler en başında bozulmuş mu oluyor?

Kesinlikle baştan bozulmuş oluyor. Çünkü aslında enerji karmasında erkek seçer, kadın tercih eder. Kadına teklifler gelir, gelir, gelir. O içinden tercihi yapan, kararı verendir. Erkek yani eril enerji ise adım atan, teklif edendir. Sen eğer erkeğin yapması gerekeni yaparsan o ilişki zaten 1-0 yenik başlıyor. Eril enerji savaş vermediği, çabalamadığı bir dişil enerjiyi değersiz görüyor. Yine aynı yere geliyorum, erkek emek verdiği yere gider.

KADINLAR ANDA KALMAYI VE ALMAYI ÖĞRENMELİ

Peki konuyu çok güzel bir yere getirdin. Bir birliktelikte, çapraz enerjiler yüksekse (yani kadının eril enerjisi yüksek, erkeğin dişil enerjisi) bu ilişkinin akıbeti ne olur?

Böyle bir durumda ille de sorun çıkar denmez, ama erkeğin bolluk bereketi mutlak suretle etkilenir. Eril enerji verdikçe, daha çok alır daha çok kazanır. Belki de bir zaman sonra eril ve dişil taraflar kendilerini değersiz hissetmeye başlayabilirler. Çünkü eril enerji işe yarar olmak ister. Onun işe yararlılığını elinden alırsan, kendini işe yarar ve değerli hissedeceği başka bir dişil enerjinin manyetik alanına çekilirler.

Peki son olarak bir yaşam koçu olarak kadınlara dişil enerjilerini, erkeklere ise eril enerjilerini yükseltmek için neler öneriyorsun?

Kadınlar dişi enerjilerinde kalmakta zorlanıyorlarsa bu ilk olarak ilişkilerde kendini belli ediyor. Bunun da ilk koşulu kabulden geçer. Kadın ya da erkek mutlaka herkes sınırlarını çizmeli. Her iki taraf da karşı tarafın bir partner olduğunu bilip, ebeveyn rolünden çıkmalıdır. Kadınlar şunu bilmeli ki, sadece doğurdukları çocukların ebeveynleriler. Eşlerinin, sevgililerinin ya da anne babalarının değil. Ve kadınlara en önemli tavsiyem almayı öğrenmeleri ve anda kalmaları gerektiği.

***

Parktaki konuşmalarımızı düşünerek arabamı eve doğru sürüyorum ve konuşmalarımızı en yakın dostlarıma anlatıp ne düşünecekler çok merak ediyorum. Gece Whatsapp grubumuz pek bir coştu. “Hayat müşterektir” görüşü ile flörtleri ile hayatı sırtlayan kadınlar şaşkın, biraz daha ataerkil düzende yetişen erkekler ise annelerinin sisteminin enerji kanunlarıyla uyuşmasından memnun.

Neyse Pazartesi’ye yeterince aydınlanarak başladıysak hadi şimdi biraz anda kalalım.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar