İnanç Uysal

İnanç Uysal


Bazı gereksiz şeyler

Bazı gereksiz şeyler

Türkiye'de Yüksek yargı organları var hamdolsun, üzerine yüksek denetleme organları da var hem de.

Bunlardan Devlet Denetleme Kurulu kendi işini gayet sessiz sakin yapıyor, hiç de memlekette gündem falan olmuyor. Çünkü üyelerini ve Başkanını doğal olarak Cumhurbaşkanı seçiyor. Neticede görevlerini de bu seçilmiş olma bilinciyle yapıyorlar.

Ama şu ikinci denetleme kurumu yani Sayıştay her sene hazırladığı tamamen gereksiz raporlarla devamlı gündem oluyorlar.

Bir sürü üzerine vazife olmayan detayın peşinden gidip kimsenin umursamadığı raporlar hazırlıyorlar. Bu raporlar yüzünden birçok devlet kurumu zan altında kalıyor. Oysa ana akım medya da bile doğru dürüst haber dahi olmuyor bu raporlar. Ancak bazı marjinal haber sitelerinde ve sosyal medyada yaygaraya neden oluyor. Neymiş efendim olmayan köprüye para ödenmiş de,kilometrede  70 kuruş yakan araba 4 lira yakmış gibi gösterilmiş de, yok daha neler. Hatta müzelerdeki sanat eserlerinin envanterlerine bile burnunu sokan enteresan bir kurum.

Neymiş efendim devlet bir firmadan 850 bin liralık simit almış, ya da bilmem hangi kurumun bütçesi bilmem kaç milyon liralara ulaşmış. Aynı firmalar devletten ya da belediyelerden üst üste ihaleler almış falan, filan.

Bu gereksiz işlerle uğraşan kurumun bir de üyelerinin belirlenme şekline bakalım, tahmin edin bakalım nasıl oluyor? Üyelerin seçiminde siyasetin etkisi neredeyse yok seviyesinde: 'Sayıştay Başkanlığı boşalan üyelik sayısının beşi bulduğu tarihten itibaren yedi gün içinde başlamak üzere, Resmi Gazete ve diğer basın ve yayın organları aracılığıyla seçim için duyuru yapar. Başvurular Sayıştay’a yapılır. Üye adaylığı için başvuru süresi, ilk duyuru tarihinden itibaren otuz gündür.

Sayıştay Genel Kurulunca, Sayıştay’a başvuranların sicilleri üzerinde yapılacak inceleme sonucunda, bu kanunda yazılı niteliklere sahip oldukları anlaşılanlar arasından mevcut üye sayısının salt çoğunluğunun gizli oyu ile her boş yer için dörder aday seçilir. Aday seçimi, başvuru süresinin bitiminden itibaren otuz gün içerisinde sonuçlandırılır. Seçim sonuçları, seçilen adayların sicil özetleri ile birlikte Sayıştay Başkanlığınca seçimi takip eden üç iş günü içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunulur. Otuz günlük sürede seçim tamamlanamadığı takdirde, Sayıştay Başkanlığı aday adaylıkları kabul edilmiş olanların tümünü, sicil özetleri ile birlikte kontenjan gruplarını da belirtmek suretiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunar.

İşte siyaset bir konuya gerektiği gibi müdahil olmadığında böyle oluyor. Kurumlar başına buyruk hareket edip bir sürü gereksiz işle uğraşıyor, kimsenin ciddiye almadığı hiçbir yaptırım gücü olmayan raporlar falan hazırlıyorlar. Faaliyetleri bildiğin arşivcilikten ibaret.

Üyelerini neredeyse doğrudan siyasetin belirlediği Anayasa Mahkemesi’nin bile kapatılmasını konuşabildiğimiz bu özgürlükler ortamında Sayıştay denen bu kuruma nasıl tahammül ediliyor hiç anlamıyorum. 

Dahası bu kurumun raporlarının kamuoyuna açık olması da bir başka anlaşılmaz durum. Zaten idare, medya ve hukuk tarafından ciddiye alınmayan bu arşiv raporları sıradan vatandaşın hem kafasını karıştırıyor hem de gereksiz bir kötümserlik havası oluşturuyor.

Yukarıda bahsettiğimiz bu sebepler nedeniyle bu kurumun ivedilikle kapatılması olmadı üyelerinin seçimi ve kurumun yapısı üzerinde değişikliğe gidilmesi ertelenemez bir zarurettir.

Elbette fark ettiniz bu yazı ağır ironi içerir, ama fark etmek istemeyenler muhakkak olacaktır diye şunu da eklemeliyim ki kurumlara ve kurallara inanmayan toplumlar için Sayıştay tarzı kurumlar gerçekten gereksizdir. Başka bir deyişle lükstür ne yazık ki!

Makale Yorumları

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar