Emel Seçen

Emel Seçen


Ankara yolları taştan

Ankara yolları taştan

Edirne yolları taştan değil, demir ağlarla kurulan Cumhuriyetimizin hızlı treni ile yolculuk yapmaya niyet ettim.

Öyle ya ATATÜRK’ü anmak için her 10 Kasım’ı beklemediğim gibi, onu her dem içimde hissettiğimden bu yıl, Edirne sonrası bir başkentten Cumhuriyet kazanımları ile gelmiş, kurak araziden böyle bir başyapıt çıkarmış, ormanlar, eğitim ve sanat okulları inşa edilmiş, Başkent Ankara’dayım.

Üstelik 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü!

29 Ocak Uğur Mumcu, mümkün olduğunca karlı havada bile gitmişimdir. Hazin, hüzünlü, içimizi derinden acıtan olgular deryası akar bu coğrafyada. Metin Göktepe, Hrant Dink, Kutlu Adalı, Ahmet Taner Kışlalı, Musa Anter, Ümit Kaftancıoğlu, Çetin Emeç, Cengiz Polatkan, Abdi İpekçi, Turan Dursun.

1909 Hasan Fehmi’den ve esas olarak elbette Sabahattin Ali’den.

Bugün ister bir şekilde çalıştırılmayan, ister gerçekten omurga sahibi bedellere rağmen ayakta durmaya çalışan gerçek emekçileri için Ankara, Atatürk’ümüzün huzurundayım. Ona layık olmaya and içmişim ve her şeye rağmen bundan vazgeçmediğimin nişanesi olarak, yeni yılda ilk ANKARA ANITKABİR VE EMEKÇİ ÇALIŞAN GAZETECİ günümü burada kutlamayı uygun buldum. Netice itibari ile hasta olarak bizzat ilgilendiği “şahsi meselem” dediği Hatay meselesinde, dönemin iktidarını eleştiren ve tam beş gün manşette kalan makalesini takma adla yazan kişidir. O yazmayacakta kim yazacak, bitmiş, tükenmişlikten bugün hala yalan yanlış olsa da okumaya devam ettiğimiz bir Cumhuriyet onun başyapıtı. Nice kitaplar, şiirler yazdı ve o yüzden öğretmenliğe bir başka önem verdi. Saygı ve özlemle andığımız Uğur Mumcu, Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz, demişti ve Atatürk, kısacık hayatında asla ölmeyecek eserler bıraktı. Kendisinin, demir ağlarla öreceğiz düşüncesi, bilginin ve çalışmanın ışığında, ülkemizden tüm dünyayı aydınlatmak içindi. Tıpkı, YURTTA SULH CİHANDA SULH ve İSTİKBAL GÖKLERDEDİR gibi..

Bende başka yeri olan trenlerle yolculuk; çocukluğuma dair babamın görevi nedeni ile İstanbul-Kars hattı ile başlar. Düşünün ki yetmişlerde henüz Türkiye’de anaokulu yokken ben İsmet Paşa İlköğretim Okuluna gittim. Ve ne mutlu ki 2021 Sakarya Meydan Muharebesinin 100.yılı, 2022 İnönü Zaferi.

ANITKABİR NEREDE

1961 yılından beri 10 Ocak Çalışan Gazeteciler gitgide özgürlüklerini yitiriyor, sadece bu mesleği layığı ile yapmaya çalışanlar değil elbette mağdur. Madende ki emekçiden, fırıncıya kadar her emekçi biraz daha yoksullaşarak üretim katmaya ve canından vermeye devam ediyor. Hızlı tren dedim üstelikte yüksek hızlısı gerçekten konforlu, babamı düşündüm, yanıma oturan yolcu aynı semtten üstelikte babamı tanıyan, çayını içmiş sohbetini tatmış biri değil mi? Aslen Kayseri’li Mustafa Bey ile nasıl bitirdik çabucak yolu, muhteşem bir havada güzel Ankara’ma vardım. Çankaya’ya gelen Mustafa Bey, akşam yine tren ile İstanbul’a döneceğimi bildiği için bir baba edası ile hemen garın önündeki görevliye gidip, “Anıtkabir’ e gideceğiz araç bulunuyor mu? Dışarıda, eskiden minibüs vardı. Hangi tarafta kaldı? Sorusu bizi hayrete düşüren cevap ile yankılandı gar kapısında. Ankara Garında görevli, Anıtkabir, nerede bilmiyorum! Deyiverdi!

Hoş geldiniz!

İkimiz şaşkın olarak birbirimizin yüzüne baktık, adam görevine, gayet sakin döndü. Döndükten sonra yerden bir şey alırken de bizim yüzümüze baktı. Hiçbir şey yokmuş gibi, yani bakkal mı sordum, inşaat firması mı? Yoksa bu ülkenin kurucu lideri, dünyanın önünde saygı ile eğildiği insan mı? Hani dünyanın pek çok ülkesinde heykeli dikilen!

O yüzden güzide bir okulun öğrencisine fazla yüklenmeyin onun çok öğreneceği var da.. Meslek sahibi olmuş bir Türk vatandaşının ne si?

Anıtkabir, yılın ilk ziyareti bitti, canım Ankara’da bazı işlerimi bitirdim, dönüşe geçtim. Dönüş, hızlandırılmış yüksek trenin kafesinde sebebini, yeni açılmış olduğunu ileri sürerek, bir sıcak ikramın olmayışı nedeni ile su ve sandviç ikram eden Mustafa bey’in “O kadar olsun, babanın hatırı var!” deyişi gibi başlamadı. Bu da bir miras. İşte iyi insanın olgularının evrende yansıması.

HIZLI DEĞİL DURAN TREN

Peki, gelelim Atamızın mirasına, tren dörtlü ortada masa olan karşımda espri ile kendisinin Ankara’lı olduğunu iddia eden iki Somali vatandaşı, karşında iki Suriye uyrukla geçti. Maskeleri kadınlarda yoktu, tam aklımdan Tesla geçerken, yüksek hızlı tren durdu. Sinyal alınamadığı için Arifiye’ye yakın bir yerde duruldu. Rota ekranında gidişte ki gibi yol değil bir çizgi film gösterimi vardı. 9 dk bekledikten sonra kalktık, 23.23 de bu sefer Gebze dolaylarında durdu, orada da 7 dk bekledik. Ve hızlı mı yoksa duran trenle mi yolculuğumuz Tesla’nın da hayretleri ile Söğütlüçeşme’de nihayetlendi. Bitmedi, Avrupa yakasına geçeceğiz, anons yapılıyor, son tren kalmak üzere. Koşarken gişelere yüklendi Halk fakat gişelerin yarısından çoğu kapalı olduğu için birbirini ezerek turnikeleri atlattık sonra baktık ki Gebze yok ama çok şükür Halkalı son yönü kapılar kapanmak üzere, kolumuzun sıkışmadığına dua ederek girdik ve Marmaray, Yenikapı’da indik. İn cin top oynuyor. Fransa’nı banliyöleri, Amerika’nın Harlem’ine rakip olmuştu. Türkiye’nin de Aksaray’ı o yolda!

Bir taksi çevireyim düşüncesi ile ilerlerken karanlıkta kolunun yarısı camdan sarkmış bir şoförün laf atmasıyla sıçradım. Elbette korkmadım, daha önce güpegündüz adres bahanesi ile takip edildim, üstelik yabancıydı. Ama olan bana oldu, ayaklarıma. Yani taksi şoförü buna yapınca binilir mi? Ya bindiğimde yapsaydı? Kim bilecek? Karanlıktan plakayı alamadım.

Ankara’yı fethetmedim, dünyanın gözdesi İstanbul işgal altında, magandası, göçmeni, kültürsüzü rahat rahat dolaşıyor ama ben kör karanlıkta Aksaray’dan KocaMustafaPaşa’ya yürümek zorunda bırakılıyorum!

Gelelim otogara, yıllardır devam eden otobüs sonrası servis hizmeti nedense Vatan, Aksaray lokasyonundan çıkarılmış! O akşamda, Edirne’den dönerken yaşadım!

KADINLARI KİM DUYUYOR

Sosyal devlet ve hizmet!

Mansur Başkan, Ankara’da kadınların güvenliği için otobüs üstelik istediğin durak olarak sunuyor ya dünyanın başkenti İstanbul’da?

Çocuklar karanlıkta çıkıyor hepimiz çocuktuk ve bu ülkeyi yönetenlerde Türkiye’nin birçok yerinde karanlıkta okula gitti. Hala kara bata çıka giden ve ölmüş evladını sırtında hava şartları nedeni ile taşıyan babaların ayıbı varken birileri çocuklar karanlıkta gidiyor, diyor. Gidiyor ama sizinkiler servis ile gidiyor yaya olan ne yapsın?

Kadınlar, ne yapsın?

Bu ikinci yazım, üçüncü yazıma varmadan başıma ne geleceğini nereden bileceğiz?

Benzin fiyatlarından şikâyet ediyorsunuz akbil konuşan yok! Geçen hafta Marmaray, Yenikapı’da ağlayarak kadın turnikelerin üstüne çıktı “5 TL yetişmiyor, şimdi bunun için işe gidemeyecek miyim?” kaygısını hatta şokunu yaşarken, halkın kanalı olarak geçinen, söylem yapan mecralara ve burada bulunan yetkililere anında geçtim.

Ses, yok!

Tuzlar yerinde..

Kokmasın ne diyelim, diyeceğiz ama kokuyor!

Hem de buram buram…

Demir ağlarla ördük, örümcek tutmuş zihinleri geçemiyor…

Son trene tesadüf yetiştik, son istasyonda kalsaydık ve üzerimde fazla paramda yoktu ola ki şarj aletimi almadım ve kaldım.

Ne olacak İstanbul’da Kadının hali?

Kadınları duyuyor musunuz?

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar