Dünyaca ünlü İngiliz müzisyen Sting, erkeklerin günlük yaşamlarında ellerini ve fiziksel güçlerini kullandıkları işlerden uzaklaşmasının, toplumda toksik maskülenitenin artmasına yol açabileceğini belirtti. The Guardian gazetesinde yer alan habere göre sanatçı, çocukluğunun geçtiği tersane kasabasındaki sanayisizleşme sürecini ve bu değişimin toplumsal etkilerini çarpıcı bir dille ele aldı.
"Modern erkekler güçlerini kullanmayı unuttu"
Sting, bu sonbaharda İngiltere'nin prestijli tiyatro bölgesi West End'de, bir tersanenin son günlerini anlatan müzikaliyle sahne alacağını duyurdu. Projenin detaylarını paylaşırken sanayi işlerinden uzaklaşmanın erkeklerde ciddi bir fiziksel üretkenlik kaybına neden olduğunu savunan sanatçı, kendi yaşamından da örnekler verdi. Bir müzisyen olarak her gün elleriyle çalıştığı için kendisini şanslı hissettiğini belirten Sting, "Modern erkekler için ellerini ve güçlerini bir şey üretmek üzere kullanmak artık nadir rastlanan bir durum. Orada bir şeyleri kaybettik. Tüm yanıtlara sahip değilim ama belki de toplumdaki mevcut toksisite, enerjimiz ve erkek gücümüz için bu yönü kaybetmiş olmamızın bir sonucudur" ifadelerini kullandı.
Broadway'den West End sahnesine: 'The Last Ship'
İlk olarak 2014 yılında Chicago’da prömiyer yapan ve ardından Broadway’de izleyiciyle buluşan The Last Ship (Son Gemi) adlı müzikal, Sting’in büyüdüğü Wallsend’deki Swan Hunter tersanesine benzer bir bölgede çalışan işçilerin hikayesini konu alıyor. Yapıt, 1970’ler ve 1980’lerdeki sanayisizleşme sürecinde, tersanelerin tamamen kapanmasından hemen önceki sancılı döneme odaklanıyor.
Thatcher dönemi politikalara sert eleştiri
Eylül ayında Theatre Royal Drury Lane’de sahnelenecek olan gösterinin müziklerine imza atan ve aynı zamanda oyuncu kadrosunda yer alacak olan Sting, tersanelerin kapatılmasını İngiltere tarihi için bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. Birbirini izleyen hükümetlerin ülkenin kuzeyini yüzüstü bıraktığını vurgulayan ünlü müzisyen, "Britanya’nın zenginliği kömür havzalarında, çelik şehirlerinde, dokuma kentlerinde ve tersanelerde yaratıldı. Ancak tüm bu köklü beceriler, Margaret Thatcher’ın hizmet ekonomisi hayali uğruna hurdaya çıkarıldı" diyerek dönemin ekonomi politikalarını sert bir dille eleştirdi.