"Twilight" serisiyle dünya çapında üne kavuşan, ancak kariyerini bağımsız sinemanın cesur yapımlarıyla (Seberg, Spencer, Love Lies Bleeding) şekillendiren Kristen Stewart, ilk uzun metrajlı yönetmenlik denemesi "The Chronology of Water" ile kamera arkasına geçti. Stewart, bu yeni deneyimi üzerinden Hollywood’daki cinsiyet eşitsizliğini ve kadın oyunculara yönelik yerleşik algıyı sert bir dille eleştirdi.
“Kadın Oyunculara Pislik Gibi Davranılıyor”
The Times of London’a verdiği röportajda Stewart, oyunculuktan yönetmenliğe geçiş sürecinde insanların kendisine karşı tavrının ne kadar keskin bir şekilde değiştiğini anlattı.

Stewart, durumu şu çarpıcı sözlerle ifade etti:
"Size şunu söylemeliyim; kadın oyunculara pislik gibi davranılıyor. İnsanlar herkesin oyuncu olabileceğini düşünüyor. Ancak filmimi bir yönetmen olarak anlatmak için ilk kez masaya oturduğumda, 'Vay canına, bu bambaşka bir deneyimmiş' dedim. Çünkü benimle sanki beyni olan biriymişim gibi konuşuyorlardı."
Stewart’a göre bu saygı eksikliği, sektörün oyunculara, özellikle de kadın oyunculara bakış açısıyla doğrudan ilgili. Yönetmenlerin "doğaüstü yeteneklere" sahip olduğu fikrinin erkekler tarafından sürdürülen bir mit olduğunu belirten Stewart, bu algının kadın oyuncuları "kukla" konumuna indirgediğini vurguladı: "Sürekli şikayet eden biri gibi görünmek istemem ama durum kadın oyuncular için erkeklerden çok daha kötü. Onlara kukla muamelesi yapılıyor ama onlar kukla değil. Örneğin Imogen Poots, bu filme tüm ruhunu ve bedenini koydu."

Yönetmenlik Koltuğunda İlk Sınav: The Chronology of Water
Cannes 2025’te prömiyerini yapan ve 9 Ocak’ta vizyona giren "The Chronology of Water", Stewart’ın yönetmenlik vizyonunu ortaya koyduğu ilk uzun metrajlı film. Film, travmatik geçmişiyle yüzleşen Lidia (Imogen Poots) karakterinin, rekabetçi yüzme ve yazarlık aracılığıyla kendini iyileştirme sürecini konu alıyor. Stewart’ın başrol oyuncusu Poots için kullandığı övgü dolu sözler, yönetmen olarak oyuncusunun emeğine duyduğu saygıyı da gözler önüne seriyor.
Erkek Oyunculara Tanınan "Büyücü" Ayrıcalığı
Stewart’ın eleştirileri sadece yönetmen-oyuncu hiyerarşisiyle sınırlı değil. Muhalif'in aktardığına göre ünlü oyuncu New York Times’a verdiği bir başka röportajda, erkek ve kadın oyunculara yaklaşımdaki çifte standarda da değindi. Stewart, erkek oyuncuların setteki duygusal hazırlık süreçlerinin yüceltildiğini, kadınların ise aynı takdiri görmediğini belirtti:
"Sette oyunculuk başlamadan önce gerçekleşen ortak bir tiyatro var: Eğer erkek oyuncular, kamera karşısında ağlamadan önce bir goril gibi göğüslerini yumruklayıp o kırılganlığın içinden çıkabiliyorlarsa, bu onlar için daha az utanç verici oluyor. Bu durum, yaptıklarını sanki bir sihirbazlık numarasıymış gibi gösteriyor; sanki yaptıkları şey o kadar imkansız ki onlardan başka kimse yapamazmış gibi."
Stewart’ın bu açıklamaları, Hollywood’da kadınların sadece ücret eşitsizliğiyle değil, aynı zamanda entelektüel ve sanatsal katkılarının görmezden gelinmesiyle de mücadele ettiğini bir kez daha gündeme taşıdı.