Yael Telvi
[email protected]
Güzel günler gelirken..
Hiçbir şey göründüğü gibi değildir dışarıdan..Çok üzgün olup, sessizce gülümseyebilir; çok mutlu olup, sakince devam edebiliriz yaşamaya.En önemli şey ise, içimizdeki hisleri sahiplenip, her birini olduğu şekliyle kabul edebilmek…Korku, hüzün, mutluluk, sevgi, ikilem, özlem, hırs, tutku hepsi bizim...
Gerçekliğine dönmek…
Kendimizi soktuğumuz en dar kafestir kendimizi yargılamak. Yaşadığımız birçok şeyin sorumluluğu bizim. Sonuçlarının sorumluluğunu almak zorunda olduğumuz gibi; bazen sonuçlarını göze alamadığımız gerçeklerimizin, sebeplerini de düşünmek, anlamak, içselleştirmek zorundayız.
Tünel
Duygularımızın derinliğinden, hissettiklerinden kaçmak kendi seçimimizle girdiğimiz, bitişini ise görmeyi seçmediğimiz bir tünele benzer. Duygunun kendisini yaşamaktan ne kadar kaçarsak, o kadar uzun sürer sonuna erişmek tünelin.
İsteklerinin peşinden gitmek…
İsteklerinin peşinden gitmemek isteksizlik olarak nitelendirebilir mi? Eğer o arzumuzu gerçekleştirmek için kalbimizle, zihnimizle, ruhumuzla bir yola baş koymuyorsak, yeterince istemiyoruzdur.
Umutlu olmak…
Her akşam yatmadan önce gözlerimizi kapadığımızda, o gün, bir önceki gün, bir hafta önce ve belki daha da öncesi yaşadıklarımızı düşünür; yarın ve sonrası için kendi kafamızda planlar yapar, kararlar verir ve ümit ederiz. Kişinin derinden nefes alabilmesindeki en büyük destekçilerinden biridir umut.