Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde, görkemli Ağrı Dağı'nın eteklerinde konumlanan İshak Paşa Sarayı, hem mimari yapısı hem de tarihi dokusuyla bölge turizminin lokomotifi olmaya devam ediyor. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan bu eşsiz yapı, Ahmed-i Hani Türbesi ve Eski Beyazıt Camii ile birlikte yılın her döneminde yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası haline geldi. Bugüne kadar 200 bin ziyaretçiyi ağırlayan sarayda, yıl sonu hedefi 250 bin kişi olarak belirlendi.
Osmanlı ve Selçuklu mimarisinin zirvesi
18. yüzyılda Çolak Abdi Paşa tarafından temelleri atılan ve İshak Paşa döneminde tamamlanan saray, dünyanın ilk kalorifer sistemine sahip yapısı olarak literatürde özel bir yere sahip.

Ağrı Kültür ve Turizm Müdürü Erhan Ağrı, sarayın mimari detaylarına dikkat çekerek, yapının Batı'daki Topkapı Sarayı ile Doğu'daki İshak Paşa Sarayı arasında bir köprü kurduğunu ifade etti. Selçuklu ve Türk-İslam mimarisinin en ince detaylarını barındıran saray, 8 kollu yıldız motifleri, rumi desenleri ve hayat ağacı figürleriyle ziyaretçilerine görsel bir şölen sunuyor.
Dijital dönüşüm ve artan ilgi
Sarayın görünürlüğünü artırmak için teknolojik adımlar attıklarını belirten Erhan Ağrı, sesli rehberlik sistemi üzerinde çalıştıklarını ve bu projenin yıl sonuna kadar tamamlanacağını duyurdu. Aylık ortalama 35-40 bin ziyaretçi ağırladıklarını belirten Ağrı, özellikle İran, Azerbaycan ve Gürcistan gibi çevre ülkelerin yanı sıra dünyanın dört bir yanından gelen turistlerin ilgisinin her geçen gün arttığını vurguladı. Bakanlık tarafından yürütülen restorasyon çalışmalarıyla sarayın gerçek değerinin daha da ön plana çıkması hedefleniyor.

Uzak coğrafyalardan gelen hayranlık
Bölgeye düzenlenen turlarda rehberlik yapan Ahmet Gülmez, özellikle Avustralya, Amerika ve Kanada'dan gelen turistlerin sarayın ihtişamı karşısında büyülendiğini dile getirdi. Ağrı Dağı manzarası eşliğinde Osmanlı ve barok etkilerini bir arada gören ziyaretçiler, sarayın hem manevi hem de tarihi boyutundan oldukça etkileniyor. Doğubayazıt'ın kalbinde yer alan bu tarihi miras, sunduğu eşsiz atmosferle Türkiye'nin doğusundaki en önemli turizm duraklarından biri olma özelliğini koruyor.