Sağlık Bilimleri Üniversitesi Erzurum Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hilal Uygur, günümüzde giderek yaygınlaşan kumar oynama bozukluğunun sanılanın aksine bir ahlaki zafiyet veya irade eksikliği olmadığını vurguladı. Akademik yıl açılışında öğrencilere seslenen Uygur, bu durumun tıbbi bir hastalık olduğunu ve profesyonel destekle tedavi edilebileceğini belirtti.
Bağımlılık mekanizması uyuşturucuyla aynı
Doç. Dr. Uygur, Amerikan Psikiyatri Birliği'nin sınıflandırmasına atıfta bulunarak, kumar bağımlılığının madde bağımlılığı ile aynı kategoride değerlendirildiğini ifade etti. Beyindeki ödül sisteminin rastlantısal kazançlarla dopamin üzerinden uyarıldığını belirten Uygur, uyuşturucu kullanımında görülen aşerme, kontrol kaybı ve yoksunluk gibi belirtilerin kumar bağımlılarında da birebir gözlemlendiğini kaydetti.

Cep telefonları taşınabilir casinoya dönüştü
1996 yılında kumarhanelerin kapatılmasının ardından dijitalleşmenin kumarı her an erişilebilir kıldığını söyleyen Uygur, akıllı telefonların birer potansiyel casinoya dönüştüğüne dikkat çekti. Paranın dijitalleşmesiyle birlikte fiziksel harcama hissinin kaybolduğunu ve bunun da kontrol kaybını tetiklediğini belirten uzman, riskin artık çok daha görünmez bir hal aldığını vurguladı.
Gençler yasa dışı bahis ağlarının hedefinde
Üniversite öğrencilerinin yasa dışı bahis siteleri tarafından hedef alındığına dikkat çeken Doç. Dr. Uygur, gençlerin komisyon vaadiyle banka hesaplarını suç örgütlerine kullandırmasının ciddi hukuki sonuçlar doğurabileceği konusunda uyardı. Hesap kiralama gibi işlemlerin kişiyi farkında olmadan suç gelirlerinin transferine ortak edeceğini belirten Uygur, bu durumun ileride bloke edilen hesaplar ve hukuki yaptırımlarla sonuçlanabileceğini hatırlattı.

Erken teşhis ve yardım istemek hayati önem taşıyor
Kumar bağımlılığında 'kayıp kovalama' ve 'kontrol illüzyonu' gibi düşünce hatalarının süreci derinleştirdiğini belirten Uygur, utanç veya damgalanma korkusuyla yardım almaktan kaçınmanın süreci daha da kötüleştirdiğini ifade etti. Yardım istemenin bir zayıflık değil, iyileşme yolunda atılan en güçlü adım olduğunu belirten uzman, erken farkındalığın zararı durdurmak için kritik olduğunu sözlerine ekledi.