İstanbul
Parçalı bulutlu
9°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,4562 %0.07
51,2768 %0.06
6.479,01 % 0,95
67.453,01 %0.908

Yeni

Okunma Süresi: 2 dk

Yeni, adı üstünde tüm gerçekleşmemiş, gerçekleşmesi ihtimaller dâhilinde zamana bağlı süreç, içerisinde ümit edilenlerin saklı olduğu bir amfora gibi.

Yaşam içerisinde, tüm bu ihtimallerin sükûtu hayal olması, atlanabilir bir durum. Bazıları katlanmayı tercih edebiliyor. Ve esasında her bitiş, yeni bir başlangıç.Yani ölümde, bir doğum. Ete, kemiğe bürünmüş insan, tek son taşınmazı olan toprak ile kavuşunca; doğanın hükmünde olan tüm diğer varlıklar ile de yüzleşmiş oluyor. Öyle börtü, böcek, akrep, çiyan ne varsa. Yaşarken gördüğümüzde, korku içinde avaz avaz haykırdığımız ne varsa.

Mesele öldükten sonra onlarla baş başa kalmak değil, çünkü hiç bir şey hissetmiyorsun. Mesele, yaşarken ki; olanlara sebep olanlar ile hep dediğimiz –mış,-muş gibi yapanlar.

Bir daha dünyaya gelmek ister misin, sorusuna herkes genelde gelmek istiyor; yapamadıkları, kavuşamadıkları ve her yeni yıl da “ümit” edilenlere, belki hâlâ kavuşabilme düşü. Düş bitmiyor, çünkü insanoğlu doymak bilmiyor.

Bu yaşımda öğrenecekmişim, ben katiyetle bir daha dünyaya gelmek istemiyorum. Çünkü hepsi yetti! Özgür irademi kullanarak, bir daha haksızlıklara tek başıma kafa patlatmak için ödün vermek istemiyorum. Kadın şiddetine ses çıkarılmayışını gözlemlemek istemiyorum. Sanatı, sanat yapan öğelerden bir haber, sadece koltuklarının derdinde “aydın” kimliğinin arkasından tel tel çözülmüş, niteliksizler çuvalını yeniden görmek istemiyorum. Sol deyip, solun ucundan kıyısından geçmeyenler bir daha ileri için çabalamak istemiyorum. Tacizci, hırsız, yolsuz, uğursuz talanını, bir daha deneyimlemek, bunun için seyredenleri görmek istemiyorum. Söz verip, sözünde durmayan adam korkuluklarını istemiyorum. Sevgi adı altında, gerçeklerin ötesinde bir dünya kuran ve kendi kişisel hırs, düşünce, durumlarına bağlı olarak; kendinden başkasının duygusuna önem vermeyip, dinleme, anlama, yorum yapabilme imkânı bilmeyenler ile bir daha dünyada cebelleşmek istemiyorum. İnat, ederek karşısında ki varlığa, sözde değer verdiğini ifade edip, sonrada sanki hiç yokmuş, hiç var olmamışsın gibi davrananlar ile bir daha duygu terminali yaşamak istemiyorum. Bu ömür fazlası ile yetti!

Köşe yazısının tamamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız