Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ'ın yürütülen bir "casusluk" soruşturması kapsamında tutuklanmasının ardından TMSF'nin kayyım atadığı Tele 1 TV'nin satış sürecinde önemli bir hukuki gelişme yaşandı. Nisan ayında Resmî Gazete'de yayımlanan ilanla 28 milyon lira muhammen bedel üzerinden açık teklif usulüyle satışa çıkarılan kanalın ihale süreci, fona bağlı şirketlerin çalışanları tarafından yargıya taşınmıştı. Son teklif verme tarihi 16 Haziran 2026, ihale tarihi ise 19 Haziran 2026 olarak belirlenen takvim, TMSF tarafından alınan sürpriz bir kararla resmi olarak durduruldu.
İşçilik alacakları için idare mahkemesine dava açıldı
TMSF'nin satış ilan sayfasında, televizyonun hukuki malikleri olarak ABC Radyo Televizyon ve Dijital Yayıncılık AŞ ile Tele 1 Prodüksiyon Medya ve Reklam Hizmetleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi listelenmişti. Ancak hazırlanan satış şartnamesinde ve ilan detaylarında, çalışanların geriye dönük işçilik alacaklarının ödenmesine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmemesi kriz doğurdu. Hak kaybına uğramak istemeyen bir grup Tele1 çalışanı, alacaklarına kavuşabilmek amacıyla İstanbul 11. İdare Mahkemesinde ihalenin iptali ve yürütmenin durdurulması talebiyle dava açtı.
Kararın gerekçesi yönetmeliğin 28. maddesi oldu
Yargıya taşınan sürecin ardından TMSF, Tele 1 TV ihalesini durdurma ve satışı geri çekme kararı aldı. Gelişmeyi sosyal medya hesabı üzerinden duyuran Tele 1 Ana Haber Sunucusu Murat Taylan, durdurma kararına kurumun satış yönetmeliğinin "Satışın tatili veya ertelenmesi" başlığını taşıyan 28. maddesinin gerekçe gösterildiğini aktardı. Taylan, bu aşamadan sonra fonun yeni bir ihale takvimi açıklayabileceği gibi şirketin tamamen tasfiyesine de karar verebileceğini belirtti.
Kamu yararı ve fon alacakları gözetildi
Karara dayanak oluşturulan ilgili yönetmelik maddesi; satış bedelinin fon alacaklarını, rüçhanlı alacakları, paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını karşılamayacağının anlaşılması durumunda veya kamu yararının gerektirdiği hallerde satışın kurul tarafından her zaman tatil edilebileceğini ya da ertelenebileceğini hükme bağlıyor. Çalışanların hak arama mücadelesiyle paralel gelen bu karar, medyadaki mülkiyet ve kayyım süreçleri açısından kritik bir emsal niteliği taşıyor.