İstanbul
Parçalı bulutlu
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,3713 %0.25
51,2254 %0.53
6.940,41 % 1,50
89.842,95 %0.04
Ara
Muhalif. GÜNDEM Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'e 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi

Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'e 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi

Esenyurt’un seçilmiş Belediye Başkanı Ahmet Özer, tutuklanmasına ve yerine kayyım atanmasına gerekçe olarak gösterilen “kent uzlaşısı” davasında bugün Silivri’de hakim karşısına çıktı. Özer'e, 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

KAYNAK: HABER MERKEZİ
Okunma Süresi: 6 dk

“Kent uzlaşısı” davası kapsamında 30 Ekim 2024’te gözaltına alındıktan sonra tutuklanan ve “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlamasıyla 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan Ahmet Özer, bugün dördüncü kez sanık kürsüsünde yer aldı.

Özer’in, 14 Temmuz 2025 tarihinde görülen duruşmasında tahliye kararı veren İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin bugünkü duruşmada kararını açıkladı.

Ahmet Özer'e 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu’nda görülecek duruşmayı; ailesi ve partili isimlerin yanı sıra CHP lideri Özgür Özel de takip ediyor.

TUTUKSUZ OLARAK YARGILANDIĞI İLK DURUŞMA

Ahmet Özer, kızı ve aynı zamanda avukatı Seraf Özer ile birlikte, saat 10.00’da başlaması planlanan duruşma için Silivri’ye geldi.

Özer’in her iki dosyadan da tutuksuz olarak yargılandığı ve cezaevi dışından katıldığı ilk duruşma oldu.

MAHKEME HEYETİNDE DEĞİŞİKLİK

Özer ve avukatların ardından mahkeme heyeti de 2 No’lu Duruşma Salonu’na geldi. Duruşma savcısının ve 3 kişilik heyetteki bir hakimin değiştiği öğrenildi.

“SOMUT GERÇEKLİKTEN UZAK”

Özer'in avukat Hüseyin Ersöz, esas hakkında savunma yaptı. Ersöz şunları söyledi: "Müvekkilimiz hakkındaki iddianame ve esas hakkında mütalaadaki terör örgütüne üyelik iddiasına dayanak olarak gösterilen hususların objektif, kesin ve inandırıcı delil olma niteliklerini hiçbir suretle taşımadıkları, sübjektif ve afaki yorumlara konu edilen ve çoğu hukuken hiçbir anlam ifade etmeyen tamamen somut gerçeklikten uzak bu hususların örgüt üyeliği isnadına dayanak yapılamayacağı son derece açıktır."

Ersöz, kent uzlaşısıyla ilgili iddialara yönelik şunları söyledi: "İddianamede ve esas hakkında mütalaada müvekkilimize yönelik iddianın temelinde “kent uzlaşısı” kurgusu yer almakta. İddianamede yer verilen bazı PKK yöneticilerinin çeşitli mecralardaki konuşmalarından cımbızlanarak alınan bazı ifadeler, PKK’nın sözde kent uzlaşısı üzerinden belediyelere sızdığına delil olarak gösterilmeye çalışılmaktadır ki bu derece ciddi bir iddia açısından, sadece soyut ve belirsiz nitelikteki konuşmaların delil olarak gösterilmesi dahi iddianın gerçekte ne derece dayanaksız olduğunu ispata yetmekte."

Ersöz şöyle devam etti: "Kent uzlaşısı adı altında PKK/KCK’nın hedefleri doğrultusunda yapılmış ve buna uygun şekilde icra edilmiş gizli bir anlaşmanın varlığını kabule götürebilecek değil herhangi bir delil, en ufak bir emare dahi söz konusu değildir. CHP tarafından seçimlerde başarıyla tatbik edilen “Türkiye İttifakı” modelinin, PKK/KCK’nın bu yönde aldığı bir kararın uygulanması mahiyetinde olduğuna dair doğrudan ya da dolaylı herhangi bir delil mevzu bahis olmayıp iddialar tümüyle afaki ve zorlama yorumlara dayanmaktadır. Bu yönüyle, sırf müvekkilimizin suçlanabilmesi için bu şekilde bir senaryo uydurulmuş ve bunu destekleyebilecek hiçbir delil de gösterme gereği duyulmaksızın, bu senaryo iddianame haline getirilmiştir ki bunun ciddiye alınması elbette olanaklı değildir."

"BENİM İÇİN NE DERECE BÜYÜK BİR ACI OLDUĞUNU TAHMİN EDEMEZSİNİZ..."

Ahmet Özer ise savunmasında şunları söyledi: "Daha evvelden herhangi bir sebeple yargılanmamış olan 64 yaşındaki bir akademisyen ve siyasetçi olan şahsım, sayın Mahkemeniz huzurunda bugün her nasılsa “terör örgütüne üyelik” gibi açıkça dayanaksız ve hatta mantıksız bir isnat sebebiyle yargılanmaktayım ve bu yargılamada artık karar aşamasına gelinmiştir. Maalesef bu yargılamadan önceki soruşturma sürecinde ve yargılamanın ilk kısmında hayatımın 255 gününü, bu mesnetsiz iddia yüzünden tek kişilik bir koğuşta ve dört duvar arasında, en temel hakkım olan “kişi özgürlüğünden” tamamıyla mahrum bir şekilde geçirmek zorunda kaldım. Bunun, benim gibi bir aydın için ne derece büyük bir acı olduğunu tahmin edemezsiniz."

"TERÖR İLE İLİŞKİLENDİRİLMEYİ ZÜL OLARAK GÖRÜYORUM"

"Esasen bu derece haksız ve mesnetsiz bir suçlama için hiçbir delilin bulunamaması son derece normaldir; zira “olmayan” şeyin “bulunması” da mümkün değildir" diyen Özer savunmasına şöyle devam etti: "Benim bir terör örgütüne değil üye olmam, ismimin birlikte anılması dahi olanaksızdır. Akademik camia ve üyesi olduğum CHP dışında hiçbir aidiyetim yoktur. İrademi kimseye, hele ki hiçbir örgüte teslim etmedim, asla da etmem. Bitmesi için yıllardır mücadele etmeme rağmen bugün terör ile ilişkilendirilmeyi bir zül olarak görüyorum. Bir bilim insanı ve barışsever bir yurttaş olarak; hayatım boyunca hiçbir terör örgütüne üye olmadım, fikir ve yöntemlerini asla benimsemedim, terör dahil her türlü şiddetin, fikren her zaman karşısında oldum. Daima, barış içinde birlikte yaşamanın önem ve kıymetine vurgu yaptım, terör ve şiddetin asla bir çözüm metodu olmadığını ifade ettim."

Özer, Remzi Kartal'la telefon görüşnmesi yaptığına dair iddialara yönelik ise şunları söyledi: "Ben Remzi Kartal isimli şahsın hem kendisini hem de ailesini, Vanlı ve aynı aşiretten olması dolayısıyla tanırım. Kartal ailesi Türkiye siyasetinde önemli yer edinmiş bir ailedir. Ayrıca benim de mensubu olduğum Bruki aşiretinin lider ailelerindendir. Nitekim bu aşiretin uzun süre lideri olan Kinyas Kartal 1965-1980 arasında Adalet Partisinden milletvekilliği yapmış, 1977 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı görevinde bulunmuştur ki bu kişi Remzi Kartal’ın öz amcasıdır. Kinyas Kartal’ın oğlu Nadir Kartal da 19. Dönem DYP Van Milletvekilliği görevinde bulunmuştur. Remzi Kartal’ın ağabeyi Fevzi Kartal da TBMM Van senatörlüğü görevinde bulunmuştur. Remzi Kartal’ın kuzeni olan İrfan Kartal ise Adalet ve Kalkınma Partisi’nden 27. Dönem Van Milletvekilliği yapmıştır.

Yani aile çeşitli siyasi partilerde aktif siyaset yapan üyeleri olan bir ailedir. Remzi Kartal da 1991 yılında SHP Van milletvekili seçilmiş ve uzun yıllar milletvekilliği yapmıştır. Bu dönemde de hem hemşeri olmamız, hem Kartal ailesinden olması hem de siyasetçi olması dolayısıyla görüşmem söz konusu olmuştur. Ancak kendisi yurtdışına çıktıktan sonra kendisi ile bir irtibatım olmadı. Bu çerçevede 2015 yılında bir görüşmem olduğunu da hatırlamıyorum. Nitekim belirtilen bu telefon hattının gerçekten bu şahsın kullanımında olduğuna dair bir delil de gösterilememiştir. İddianamede sadece uluslararası GSM hatlarında yapılan sorgulamada bu bilgiye ulaşıldığı belirtilmiş ise de bu sorgulama nasıl yapılmıştır? Belgesi nerededir? Buna dair bir açıklama söz konusu değildir. Bu nedenle söz konusu telefon hattının gerçekten bu şahsın kullanımında olup olup olmadığı dahi belli değildir."

"HAYAL ÜRÜNÜ ÇIKARIMLAR TAMAMEN MESNETSİZ"

"Tüm bu hususların da açıkça gösterdiği üzere Remzi Kartal ile görüşme iddiası ve buna dayalı olarak ileri sürülen hayal ürünü çıkarımlar tamamen mesnetsizdir" diyen Özel sözlerine şöyle devam etti: "Bu hususları tek tek ispatlamamıza rağmen iddianamede HTS kayıtlarına dayalı olarak ileri sürülen isnatların esas hakkında mütalaaya da aynen alınması, iddia makamının taraflı ve önyargılı davrandığının açık bir göstergesidir."

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *