Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özel, Mekke Savunma Anlaşması kapsamında Türk askerinin Yemen'e gönderilmesi tartışmasına karşı çıkarak bunun Türkiye'yi doğrudan savaşa sokacağını savundu.
Fon soruşturmasına da değinen Özel, milletvekillerine ellerindeki bilgi ve belgeleri açıklama çağrısı yaptı. Özel ayrıca İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçmesine ve mutlak butlan kararıyla CHP yönetimine getirilenlere yönelik sert ifadeler kullandı.
Özgür Özel, Meclis kürsüsünde
Özgür Özel, konuşmasının başında geçen hafta gerçekleştirdikleri ziyaretler ile Mersin'deki belediye başkanlarına yönelik operasyonlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
"Yeni Parti olarak geçtiğimiz haftayı yine milletimizle kol kola, omuz omuza, yan yana geçirdik. İktidar partisi sokağa çıkamazken; biz işçilerle, emeklilerle, çiftçilerle ve esnaflarla birlikte olduk. Önce, büyük bir adaletsizliğin yaşandığı güzel Mersin'imize gittik. Mersin'in, son yerel seçimlerde Türkiye rekoruna ortak olan, yüzde 60 oyla seçilen üç belediye başkanından biri olan sevgili Vahap Seçer'e ve dört belediye başkanımıza; Silifke, Haziran ayından beri ve Yenişehir Belediyemize, Mezitli Belediyemize ve Büyükşehir Belediyemize yapılan siyasi operasyonlardan sonra Mersin'deydik.
Hem Silifke'de hem Mersin'de Büyükşehir Belediyesi'nin önünde onları seçenlerle bir araya geldik. Ve o seçimin sonucunda göreve gelen belediye başkanlarına yapılan siyasi maksatlı haksız suçlamaları, gizli tanıkları, itirafçı beyanlarını bahane ederek, normal denetim yolları takip edilmeksizin, doğrudan savcılık operasyonuyla yapılan bu haksızlığa karşı önce onları seçenlerle, sonra da kıymetli aileleriyle birlikte olduk.
Cumartesi günü, Cumhuriyet tarihinin en büyük katliamlarından bir tanesi olan 10 Ekim Ankara Gar Katliamı'nın 9. anmasında ailelerle birlikteydik. İlk günden beri, ilk gün olayın olduğu andan beri o meydandaydık, ardından üç gün boyunca adli tıptaydık ve 9 yıldır adalet arayışının peşinde... Özellikle o dönemlerde canlı bomba oldukları bilinen, istihbaratları alınan, adı soyadı belli bombacıların nasıl olup da...
Manisa'dan, Malatya'dan, Trabzon'dan, Antalya'dan gelen ve barış için miting yapmaya gelenler dörder kez aranmışken, önlerine hiçbir arama, hiçbir engel, hiçbir bariyer çıkmadan o miting meydanına kadar geldiklerini; IŞİD'li militanların halen daha firari olanlarıyla ilişkili, ailelerin mücadelesini, yakalanmış olanların yargılanmasını ve en önemlisi de bunun insanlığa karşı bir suç olmasından dolayı zaman aşımına uğramamasını ve kamu görevlilerinin bu iktidar döneminde olamıyorsa da günü geldiğinde hesap vermeleri için ailelerin bu beklentilerini bir kez daha dile getirdikleri anma töreninde onlarla birlikte olduk...
"Gemilerimiz vuruluyor, iktidardan ses yok, ölü taklidi yapıyorlar"
Özel, Karadeniz'deki ticaret gemilerine yönelik saldırılara da değinerek Türkiye'nin bu konuda gerekli girişimleri yapmadığını öne sürdü.
Eğerli milletvekillerimiz, kıymetli konuklar; gemi kazalarının yanında bir de gemi saldırıları var. Rusya-Ukrayna savaşı seyrüsefer güvenliğini tehdit ediyor. Tabii bu savaş çoktandır var ama Türkiye'nin dış politikadaki birtakım savrulmaları, Karadeniz'de yaşanan birtakım saldırılar ve buna karşı sessizliği de manalı kılıyor. Bugüne kadar yaklaşık 220 ticaret gemisi saldırıya uğradı. En az 9 Türk bayraklı ve en az 45 Türkiye bağlantılı ticaret gemisi saldırıya uğradı ve bunların bir kısmı battı. Son iki gün içerisinde dahi üç Türkiye bağlantılı ticaret gemisinin saldırıya uğraması, meseleyi çok ciddi bir boyuta taşımış durumdadır. Gemilerimiz vuruluyor, iktidardan ses yok. Adeta ölü taklidi yapıyorlar. Bu konuda hiçbir politikaları, hiçbir girişimleri yok. Gemilerimizi güvende tutamıyorlar, gemicilerimizin hayatlarıyla ilgili tehlikeleri bertaraf etmiyorlar ve bu konuda millete bir açıklama dahi yapmıyorlar.
Sanki orada olan insansız hava araçları insansız gemileri, insansız deniz araçlarını vuruyormuş gibi davranıyorlar. Karadeniz'deki gemilerin içindeki her bir canı ve onların evlerinde onların yolunu bekleyen ailelerini yok sayıyorlar. Bu konudaki dikkatimizi, duyarlılığımızı bir kez daha ifade etmek istiyorum.
"Türk askerini Yemen'e göndermek ülkeyi doğrudan savaşa sokmaktır"
Özel, Mekke Savunma Anlaşması kapsamında Türk askerinin Yemen'e gönderilmesi tartışmasına ilişkin görüşlerini de dile getirdi.
Bizimkiler dış politikada neyle meşguller? Türk askerlerini Yemen çöllerine göndermekle meşguller. Türk askerini Yemen'e göndermek Türkiye'nin planı, Türkiye'nin programı değildir. Türk askerini Yemen'e göndermek** Trump**'ın planıdır. İsrail ve Amerika'nın çıkarlarına hizmet etmektir. Savaştaki bir ülkeyle 'sana saldıran bana saldırmıştır' anlaşması yapmak, ülkeyi doğrudan savaşa sokmaktır. Bütün meseleyi Trump'ın varlığına, Trump'ın bunlara tanıyacağı meşrutiyete ve Trump'la olan ilişkinin kendilerini burada bir dönem daha iktidar yapmasına bağlamış durumdalar. İster Trump olsun ister olmasın bu milletin elinden sizi Trump kurtaramaz.
Bir diğer husus; Trump'in 3 Kasım'da seçimleri var. Trump gecede birkaç saat uyuyor, endişesi çok. Bizimkiler onun kadar da uyumuyor. Bütün meseleyi Trump'ın varlığına, Trump'ın bunlara tanıyacağı meşruiyete, seçimlerde bunlara vereceği desteğe ve Trump'la olan ilişkinin kendilerini burada bir dönem daha iktidar yapmasına bağlamış durumdalar. Önce şunu söyleyeyim: İster Trump olsun, ister olmasın. İster topal ördek olsun, ister çift ayakla, çifte telli oynasın. Bu milletin elinden sizi Trump kurtaramaz! Bunu bilin.
"Trump'ın İslamofobik çabalarına karşı ses çıkaramayacak kadar göbeğinden bağlı"
Özel, ABD'deki siyasi gelişmeler üzerinden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik de eleştirilerde bulundu.
Ama bir hazin durum var ki; Trump, Temsilciler Meclisi'ndeki seçim stratejisini, gerginliğe, kutuplaşmaya, yabancı düşmanlığına bağlayarak kendi arkasını kalabalıklaştırmaya çalışıyor. Böyle olunca, Temsilciler Meclisi'nde bir göçmen kadın var. Kendisi İlhan Omar. Somalili. Temsilciler Meclisi'nin tek başörtülü kadını.
Trump onu hedef almış. Şu anda, 3 Kasım'da yapılacak Temsilciler Meclisi'ne bir önceki seçimde seçilmiş, yeminini etmiş, görevini yapan bir Temsilciler Meclisi üyesinin dün evini bastırdı. Evinde arama yaptırdı. Ve aradığı belge, göçmen kayıt belgesi. Yani, düşünün ki bir milletvekili seçilmiş birisine, 'sen bu ülkeye kaçak mı girdin, göçmen kayıt belgen var mı?' bahanesiyle, Somalili kadının evini bastırıp, ona dünya kadar zulmedip, bunu servis edip yabancı düşmanlığı üzerinden kendisine destek sağlamaya çalışıyor. Dünyada tüm duyarlı insan hakları aktivistleri, tüm ülkeler, özellikle İslam ülkeleri, başörtülü İlhan Omar'a yapılan zulme karşı çıkıyor, ses çıkarmayan bir tek ülke var; Türkiye. Ses etmeyen birisi var, 'başörtülü bacımı' Trump'ın yaptığı zulme bırakan, ona sahip çıkmayan Recep Tayyip Erdoğan. Niye? Çünkü bütün ilişkisini Trump'ın desteğine bağlamış. Trump'ın İslamofobik çabalarına karşı ses çıkaramayacak kadar göbeğinden Trump'a bağlı.
"Ey Erdoğan, sen tam göbeğindesin!"
Fon soruşturmasına ilişkin eleştirilerini sürdüren Özel, fon şirketlerinin yönetimlerinde kamu ve siyaset bağlantılı isimlerin bulunduğunu ileri sürdü.
Bir tarafta fonlarda milletin parasını vurup kaçanlar, bir tarafta elleri nasırlı, alınları yanmış halde bütün yaz bütün kış çalışıp emeğinin karşılığını alamayanlar. İşte Türkiye'yi bu hale getiren AK Parti'nin kara düzenidir. Fon şirketlerinin yönetiminde büyükelçi var, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı var, İstişare Kurulu üyesi var, Varlık Fonu yöneticisi var, eski milletvekili var. Aklınıza gelebilecek yönetimdeki herkes AK Partili. Ey Erdoğan! Atayan AK Parti, atanan AK Partili, soyan AK Partili, soyulan AK Partili... Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz, sen tam göbeğindesin!
"Fatma Betül Sayan Kaya fotosentez yaparak ifade verdi"
Özel, fon soruşturması kapsamında Fatma Betül Sayan Kaya'nın adının gündeme gelmesinin ardından yeni açıklamalar yapılmaya başlandığını savundu.
Fon krizi çıkmadan iki gün önce, Kerim Rota otuz beş yıllık finans ve bankacılık deneyimiyle 'büyük bir felaket geliyor' deyip partimizin Ekonomi Eşgüdüm Konseyi'ni toplantıya davet etmişti. Fatma Betül Sayan Kaya'nın ismi çıkana kadar günlerce sustular, yokmuş gibi davrandılar, tamamen gizlemeye niyetlendiler. Çünkü biliyorlar; genel başkan yardımcıları, bakanlar, bürokratlar hep orada. Sarayın tamamı neredeyse orada. İşe aileden bulaşan da var, siyasetten bulaşan da var. O yüzden bu işi örtbas etmenin peşindeydiler. İsmi açıkladık, ondan sonra yavaş yavaş dökülmeye başladılar. Eğer yaşam biçimi kendinden değilse, AK Partili değilse, hele hele birazcık muhalifse; bas ensesine, ver görüntüleri ekranlara, yap insanlara itibar suikastlarını. Fatma Betül Sayan Kaya'yı havaya temas ettirmeden ifade verip uzaklaştırdılar. Geçmişin bir kirlisi sakız çiğneye çiğneye geldi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne meydan okuya okuya... Fatma Betül Sayan Kaya fotosentez yaparak ifade verdi. Nasıl oldu, nasıl bitti kimsenin haberi yok!
Babam karalandı, yedi dakika sürdü. Ekrem İmamoğlu'nun babası on sekiz aydır karalanıyor. 'Senin oğlun hırsız' diyorlar, babasının köydeki evinin bahçesini üç farklı dozerle kazıyorlar. Altı yaşındaki küçücük Gizem'in kulağındaki küpeye sabahın altısında dedektör tutuyorlar. Altın diye öterse, çıkartıp kulağından altı yaşındaki kızın küpesini alıyorlar. Küçücük çocuklar okula gidiyor, 'dün senin babanı televizyonda gördüm' diyor. Bütün gece babaların, annelerin görüntüsü A Haber'de, TRT'de dönüyor.
"Eline belge, bilgisi olan bütün milletvekili arkadaşlarımın arkasındayım!"
Özel, fon soruşturmasıyla ilgili ellerinde belge ve bilgi bulunan milletvekillerine bunları kamuoyuyla paylaşmaları çağrısında bulundu.
Eline belge, bilgisi olan bütün milletvekili arkadaşlarıma söylüyorum: Bu bilgiyi koyacaksınız ortaya. Kaya gibi arkanızdayız, kaya gibi bütün Türkiye arkanızda. Bütün arkadaşlarımın sonuna kadar arkasındayım. Bir santim geri adım atan sizden beter olsun. Eğer yanılgı olsun istemiyorlarsa o lanet listeyi kendileri açıklasınlar. Haramzadeler!
Erdoğan, masasının üstündeki soyguncu listesini bir an önce açıklamalıdır. Bu paralar soygunu yapanlardan alınmalıdır. Erdoğan utanmadan sıkılmadan, sıkışınca hep yaptığı gibi 'dış güçler sabotaj yapıyor' diyor, kargalar gülüyor. Dün de 'FETÖ parmağı var bu işin içinde' dedi.
"Ömer Çelik, Fatma Betül Sayan Kaya'nın on katı vurgun yapmış kişiyle Bodrum'da tatil yapmış"
Özel, Ömer Çelik'in fon soruşturması üzerinden yaptığı açıklamalara da tepki gösterdi.
Ömer Çelik öyle pahalı takım elbiseler, dik duruşlar, özgüvenli sözlerle konuşurken bu olay ortaya çıkınca eli ayağı tıklamaya başladı, ne dediğini bilmiyor. Ömer Çelik, Fatma Betül Sayan Kaya'nın on katı vurgun yapmış kişiyle Bodrum'da tatil yapmış, konser izlemiş, aynı uçakla gitmiş, aynı uçakla gelmiş. Birbirinize iftirayı birbiriniz atıyorsunuz, attırıyorsunuz. Parti içinde birbirinizi yiyorsunuz, sonra gelip bize ahkam kesiyorsunuz. Hadi oradan. Dört gazeteciyi evden aldılar, ikisini hapse attılar, ikisini adli kontrolle geceleyin ev hapsine çevirdiler. Haberin kaynağını değil, haberi yapanı hedefe koyuyorlar.
Sabah gazetesinin fon soruşturması haberi
Özel, Sabah gazetesinde yer alan fon soruşturmasına ilişkin haberdeki kişi sayılarıyla ilgili de değerlendirmelerde bulundu.
Bakın göz göre göre halkı nasıl kandırıyorlar. Bakın, gazetenin adı Sabah. Konu teknik, rakamlar kritik ve net. 'Son dakika' diyor, 'Bölüm MASAK. 'MASAK fonlardan çıkış yapan paranın izinde!' '187 milyar blok, hesaplar donduruldu, yurt dışı yasağı kondu. 141 kişiye ait, 141 kişi ile 73 şirketin hesapları bloke. 141 kişiye ait 187 milyar.' Sabah gazetesinin MASAK'a dayandırarak verdiği haber....
Ardından bir saat kirk beş dakika sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı: 'Her türlü iş ve işlem bakımından bildirim yükümlülüğü kapsamında gerekli tedbirler alınması ve durdurulması. Liste: 85 kişi.' 141 kişi, 85 kişi! Bu 85; adını sanını çok bilmediğiniz, AK Partili olsalar da uzaktan bağlantılı 85. Arada, buradaki 141 ile arada 56 isim kayıp bir buçuk saat içinde! 56 meşhur ismi listeden çıkarıp, onlara hesaplarına dondurmayı kaldırıp düzeltmeyi yapıp 85'e indiriyorlar.
Sabah gazetesi bu kaynağını açıklasın, ki MASAK diyor. Bakanlık da, Sabah'taki 141 nasıl 85'e inmiş Adalet Bakanlığı onu açıklasın.
"Hayati Yazıcı'nın oğlunun hesabına bloke koyan başsavcılık, bir saat sonra blokeyi kaldırdı"
Özel, Hayati Yazıcı'nın oğlu Mustafa Yazıcı'nın hesabına yönelik bloke işlemiyle ilgili de iddialarda bulundu.
Bakın, burada ayrıcalıklılar listesi: Mustafa Yazıcı, Hayati Yazıcı'nın oğlu. İki yazı arası bir saat. Hesabı dondurulan Mustafa Yazıcı, 5 kişiyle birlikte hesabındaki bloke kaldırılan Mustafa Yazıcı, Hayati Yazıcı'nın oğlu! Bir tarafta 'İşin ucu nereye giderse gitsin' diyen yalandan bir politik söylem, bir tarafta Hayati Yazıcı'nın oğluna hesabına bloke koyan Cumhuriyet Başsavcılığı, bir saat sonra hesaptaki blokeyi kaldıran İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı! Böyle adalet olacaksa olmaz olsun! O mağdurların hakkını yiyene de zehir zıkkım olsun! Bütün AK Partili yöneticiler de biliyor ki arkadaşlarımızın suçu, Ekrem İmamoğlu'nun suçu, belediye başkanlarımızın suçu AK Parti'yi yenmektir. O suçu hep birlikte bir daha işleyeceğiz.
Özel, belediye başkanlıkları ve belediye meclislerindeki siyasi gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerini sürdürdü.
Buna millet dedi ki: 'Ya böyle şey mi olur? Kadını aldınız, yerine seçilen var, onu da aldınız, taraf değiştirdiniz.' Bu sefer Ataşehir'de öyle yapmadılar. Önce transferleri yaptılar, sonra gelip belediye başkanvekiline 'Ya istifa edersin ya içeri girersin' dediler. Arkadaşımız tweet paylaştı 'Onurlu duracağım, asla bükülmeyeceğim, eğilmeyeceğim' diye. Bütün Türkiye bir gece onu konuştu. Ertesi sabah, daha Türkiye onu konuşurken, sabah yatağından alıp götürdüler. Şimdi içeri attılar, o seçimi yenilediler, Ataşehir'e taraf değiştirdiler. Bu kadar açık, bu kadar net!
"Ataşehir'i alamadın, alamayacaksın!"
Özel, belediyelerde yapılan başkan vekilliği seçimleri üzerinden iktidara yönelik eleştirilerini dile getirdi.
Bakın bunların bir tanesine 'olmadı' diyen yok. Biz bunların her birini Üsküdar için yazıp Cumhuriyet Başsavcılığına verdik, duruyor daha orada. 'Çağır bunları, konuş' diyoruz. Belediye meclis üyesinin ortağını iki gün önce alıp salıyorlar. Ortağı diyor ki, mimar ortağı: 'Aman abiciğim, yarın dikkatli ol. Geceleyin de onu bir yokluyorlar, 'Yarınki durumun ne?' diye. Bu şartlar altında, böyle olmadık işlerle, hileyle, hurdayla, ahlaksızlıkla teker teker... Eyüpsultan'da en son yine buna niyetlendiler. Ne oldu gördünüz. Buradan kayda geçirelim: Aynı şeye giriştiler. Aynı şeye giriştiler; 3. turda 4 tane kişiyi böyle ikna edebilmişler, 5'e gelememişler, 18-18 berabere kaldılar. 4. turda 19-18 gibi bir şeyle, 19-18 ya da 20'ye 18, biz kazandık son turda en yüksek oyu alarak. Adamın açıklaması şu: 'Bu seçime itiraz edeceğiz. Biz bu seçimi iptal edeceğiz. Görün haftaya gelip burayı yine biz kazanacağız.' Eyüpsultan için bunu açık açık söylüyor, açık açık söylüyor!
Şimdi bu milletin tercihlerine karşı böyle pis işlere girerek güya 'Üsküdar'ı geri aldık' diyor, 'Gaziosmanpaşa'yı kazandık' diyor, 'Bayrampaşa artık bizde' diyor, 'Ataşehir'i ilk kez aldık' diyor. Ya Ataşehirli vermedikten sonra sen belediye binasını kökünden çalsan binayı çalarsın! Ataşehir'i alamadın, alamayacaksın!
"Cemil Tugay'a eğer son imzayı bu el attıysa bu el kırılsaydı, namussuzu aday yapmasaydı!"
Özel, geçen hafta AK Parti'ye katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'a yönelik eleştirilerinin ardından CHP içindeki tartışmalara da değindi.
Bu yangın yerinde, bu yangın yerinde kimi tehditlere direnirken, mücadele ederken onuru ve hayati için yatakdaki anasını, babasını bırakıp hapiste yatarken; beşikteki çocuğunu, hatta kendisi içerideyken doğan çocuğunu açık görüş günleri ayda bir kere kucağına alabilirken birileri tehditle, şantajla, tekleflle, bir sebeple gidiyor, parti değiştiriyor. Bu yangın yerinde İzmir Belediye Başkanı da gitti, AK Parti'ye katıldı.
Kendisini seçenlere ihanet edip, arkadaşlarına, yol arkadaşlarına ihanet edip; söylediği her sözü, ettiği her yemini, verdiği her teminatı hiçe sayıp daha 10 gün önce söylediği sözleri hepsini birden yok sayıp gidip bir de orada birilerine methiyeler düzmeye, oralarda pişkin pişkin sırtmaya, İzmir'i- İzmir'le alay etmeye ve İzmirllleri kahredecek işler yapmaya başladı. Bu ne ilk, belki de son olacak. Tarihte de hep böyle oldu. Çünkü dönem kirli bir dönem ve bu dönem kirlilerle temizler, cesurlarla korkaklar, menfaatçilerle kahramanlar birbirinden öyle ayrışacak, tarihte öyle yerlerini alacaklar.
Ben bir yıl önce kongremizi yaparken 'Ben size iktidara gül bahçelerinden yürümeyi değil; dikenli yollarda yürümeyi, eziyet çekmeyi, üzülmeyi ama teslim olmamayı vaat ediyorum' demiştim. Oradaki yolda devam ediyoruz. O gün, o gün İzmir'in bugün bizde olanlar olmayanlar, bütün milletvekilleri başarıyı sahipleniyorlardı. Bugün orada burada yalan beyanlarda bulunanlar ilk telefonla kutlamaları yapıyorlardı. Türkiye tarihinin en büyük yerel seçim başarısıydı. Türkiye'nin yüzde 65'i, ekonominin yüzde 85'i; İzmir'de bir Menemen ve Aliağa özel durumu olan iki ilçe dışında tamamı kazanılmıştı ve çok büyük bir zaferdi. O gün belirlenen, çeşitli yöntemlerle diğer adayların belirlendiği gibi belirlenen aday bugün ihanet etti.
Şimdi birileri, o gün 'Büyük bir zafer, başarı' deyip sahiplenen birileri dönmüş bize Ivir zıvır konuşuyor. 'Onu yapacak mısın, bunu yapacak mısın, özeleştiri yapacak mısın?" Özeleştirine, özeleştirine... İçim yanıyor, içim! Bakın özeleştirinin şusunu söyleyeyim: Cemil Tugay'a eğer son imzayı bu el attıysa, bu el kırılaydı! Bu kafa kırılaydı! Bugünü görmeyeydi de o namussuza da yapmayaydı!
CHP'ye: "Bu partiyi teslim etmem ulan, butlancılar, kimsiniz siz!"
Özel, CHP'nin yönetimine ilişkin tartışmalar ve mutlak butlan kararıyla ilgili değerlendirmelerinde ise sert ifadeler kullandı.
Ama... Kendilerinin ilk ilan ettiği aday, prensesleri Aydın'da topuklayıp kaçarken hiç orada sorumluluk almayanlar... Prensesleri Afyon'dan AK Parti'ye koşa koşa giderken... AK Parti'ye koşa koşa giderken hiç sorumluluk almayanlar... Ataşehir'de taraf değiştiren altı belediye meclis üyesinin beşi önceki dönemin sorumluluğunda olanlar... Çıkıp da bize, İzmir'le aramıza girip 'Özür dileyecek misin?' İzmirlinin ayağının altına yatarım! Ama sizin gibi haysiyetsizlik peşinde koşanlara bu partiyi teslim etmem ulan! Aklınızı başınıza alın! Kimsiniz siz?! Butlancılar! Kimsiniz siz! İktidara teslim olanlar! Kimsiniz siz! 47 yıllık zaferden sonra kaybetmeye görevlendirilenler!
Herkes şunu bilsin: İzmir'le Yeni Parti'nin arasına, İzmir'le Özgür Özel'in arasına kimse giremez! İzmir'de bir üzülen varsa, bir gözyaşı döken varsa kurban olayım ona! Özür ne, özür ne; köle olayım ona! Ama herkes haddini bilecek! O İzmir'i 31'de 31 alacağız! O seçimlerde İzmir'de dünya rekoru kıracağız! Haydi bakalım! İzmir, sana selam olsun! İzmir, Yeni Parti ve Özgür Özel sana kurban olsun! Hepinizi çok seviyoruz, hepinizi!