İstanbul
Parçalı bulutlu
21°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,1857 %0.08
55,3370 %0.27
6.564,73 %0.35
86.138,00 %0.14
Muhalif. GÜNDEM Özgür Özel'den Tera fonu çıkışı: "Dünyanın en büyük çamaşır makinesidir"

Özgür Özel'den Tera fonu çıkışı: "Dünyanın en büyük çamaşır makinesidir"

Özgür Özel, fon soruşturması üzerinden iktidara sert sözlerle yüklenirken Tera fonuna ilişkin yeni iddialar gündeme getirdi.

Özgür Özel'den Tera fonu çıkışı: "Dünyanın en büyük çamaşır makinesidir"
KAYNAK: HABER MERKEZİ
Okunma Süresi: 19 dk

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, yeni yasama yılının ilk grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özel'in konuşmasının önemli bölümünü fon soruşturması oluştururken, Tera fonuna ilişkin çeşitli iddialar gündeme getirdi. Özel, fonu “dünyanın en büyük çamaşır makinesi” olarak nitelendirdi. Özel'in konuşmasında ayrıca Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer'in tutuklanması, sosyal medya erişim engelleri ve okul güvenliği konuları da yer aldı.

Özel, Yeni Parti'nin üye sayısının 753 bine ulaştığını açıklarken seçim mesajı da verdi.

"Artık olmaz, artık değişmez, bunlar yenilmez, yenilse de gitmez" gibi kendilerini umutsuzlukla, seçmenin umutlarını kırarak ayakta tutmaya çalışanlara karşı umut buradadır! Heyecan buradadır! Her yaştan genç buradadır! Ve herkes emin olsun ki o sandığa varacağız, o seçimi alacağız!

Fon krizine ilişkin konuşan Özel, Tera fonla ilgili şu ifadeleri kullandı:

"Lüksemburg'daki off-shore hesaptan Türkiye'de yabancı yatırımcıymış gibi o tera fonda taklaları atıyorlar, paraları kazanıyorlar. Tera fon için ileride daha çok konuşacağız. Bu fon sadece paraya para katılan bir yer değildir arkadaşlar; dünyanın en büyük çamaşır makinesidir!"

Özel'den yeni yasama yılı mesajı

Yeni yasama yılının ilk grup toplantısında konuşan Özel, partisinin kuruluş sürecinden ve Meclis çalışmalarından söz etti.

"Mutlak Butlan ve Mutlak Sultan İttifakı'nı kuranlar partimize saldırdılar. Kapılarını kırdılar. Gaz bombalarıyla, plastik mermilerle içeri girdiler. Aziz Atatürk'ün hatırasını tarumar etmeye kalktılar.

İşte biz o gün binaları hep birlikte ardımızda bırakarak milletimize, milletimizin vicdanına sığındık. Eskimiş, köhnemiş, çürümüş bir siyaset anlayışından ayrıştık. Atatürk'ün mirasını omuzlayarak o binadan ayrıldık. Milletimizin talimatıyla yeni partimizi kurduk.

Kurulduğu gün bu Meclis'te ana muhalefet partisi olduk. Kurulduğu gün anketlerin birinci partisi olduk. Ve artık Atatürk'ün partisi cismen, fiziken maalesef orada işgal altındadır. Ancak Gazi'nin, Cumhuriyet'in mirası sizlerin ellerinde, omuzlarında hepimize emanettir, yeni partiye emanettir.

Birileri evlerinden, partilerinden burnunu çıkaramazken ve iktidar partisi kadroları sokağa çıkamaz, esnafa gidemez, pazar gezemezken değerli grubumuz sahadan bir an olsun ayrılmadı. Partinin kuruluş sürecinde milletimizle birlikteydik."

"O seçimi alacağız!"

"Partimizin teknik kuruluşunu yaptığımız grubumuz, yaz tatili boyunca da kendi illerinde, ilçelerinde, beldelerinde, köylerinde; ardından Eylül ayındaki planlanan kapsamlı iki ayrı onar günlük programla 61 ilde halkımızla bir araya geldiler. Sorunları dinlediler ve en önemlisi yeni partinin çözüm önerilerini anlattılar.

Ekim ayı içinde de bu 61 rakamı hızla 81'e tamamlanıyor ve tüm illerimize çok sayıda milletvekilimiz temas etmiş olacak.

Meclis'te çalışmaya başlıyoruz. Şüphesiz partimiz geleneğinden gelen bir şekilde, bir Büyük Millet Meclisi'nde mücadelenin ve kaliteli yasamaya katkının, iktidar olduğu dönemlerde de çok önemli kazanımları yasalaştırmanın geleneğinden gelen bir partidir. Öyle olduğu için Meclis çalışmaları, Meclis'e katılım önemlidir. Ancak bir yandan her gün seçim bir gün daha yaklaşmakta, milletin umutları yeni partiye bağlanmaktadır.

Bunun için bu yasama döneminde Meclis'te olacağız, komisyonlarda olacağız. Gerektiğinde hep birlikte, gerektiğinde yeteri kadar olacağız. Ama koca bir yıl boyunca ta ki seçim gelene kadar, o sandık gelene kadar tüm grubumuzla birlikte Anadolu'nun dört bir yanında sahada olacağız.

Bütçesini milletin oluşturduğu bir parti olarak hiçbir toplantımızı ve milletvekili kampımızı dahi otellerde, dışarlarda, lüks yerlerde değil; milletimizin mütevazı bağışlarıyla kiralayabildiğimiz Genel Merkezimizde yaptık. Yemeklerimizi Genel Merkezimizin yemekhanesinde yedik, çalışma toplantılarımızı orada yapıyoruz. Bundan sonra da milletin emanetine gözümüz gibi bakarak her bir kuruşun hesabını milletimize, bizi ayakta tutanlara, küçücük gelirlerinden bize bir pay ayıranlara hesap vererek yapacağız.

Yeni dönemde milletin yeni partiden beklentileri büyük. Yeni dönemde sokağın, çarşının, pazarın, tarlanın, evlerin, evdeki kadınların, umutsuz gençlerin sesi olmaya; emeklinin, emekçinin, esnafın, çiftçinin, arıcının, balıkçının umutlarını yeşertmeye, onları ayakta tutmaya devam edeceğiz.

Buradan tüm milletimize sonda söyleyeceğimi baştan bir kez daha söyleyeyim: Bütün taktik umutları kırmaktır. Bütün taktikleri beklentiyi yok etmektir. 'Artık olmaz, artık değişmez, bunlar yenilmez, yenilse de gitmez' gibi kendilerini umutsuzlukla, seçmenin umutlarını kırarak ayakta tutmaya çalışanlara karşı umut buradadır! Heyecan buradadır! Her yaştan genç buradadır! Ve herkes emin olsun ki o sandığa varacağız, o seçimi alacağız!

Her yerde AK Parti'nin kara düzeni hâkim ve bu kara düzeni yıkmanın, yerine yeni bir düzen kurmanın tek umudu Yeni Parti'dir. Yeni Parti kurulduğunda 'Yeni Parti'de ne yeni olacak?' sorusu önemli, son derece haklı, son derece meşru bir soruydu."

"Demokrasiyi evinde kurmadan Türkiye'ye vadedemezsin"

"Demiştik ki biz Yeni Parti'de kurulduğumuz gün ana muhalefet partisi olduğumuz gibi, Yeni Parti eskiyi terk edecektir. Eskiden şikayet edilen tüm alışkanlıkları terk etmenin sözünü vermiştik. Ve demiştik ki: Demokrasiyi kendi evinde kurmadan Türkiye'ye vadedemezsiniz. Yeni Parti'de doğrudan demokrasiye geçeceğiz. Hep söylenen, hep reddedilen; 'Kanuna aykırı, öyle olmaz, böyle olmaz' denilen bir umudu, bir beklentiyi kanunu değiştirmesek de kanuna uyarak ama daha fazla çalışarak, daha fazla toplanarak ve hep birlikte inanarak başaracağız demiştik.

Dedik ki: Gelin Yeni Parti'ye üye olun. İlçe başkanını siz seçin. İl başkanını siz seçin. Genel başkanı siz seçin. Seçtiğiniz il başkanları, ilçe başkanları artık bir yarış kazanmak için liste yapmayacak; önümüzdeki yani parti içi yarışı düşünerek değil, gireceğimiz seçimi düşünerek ilçeyi kapsayacak; rakibini yendiyse, geride bıraktıysa onu dışlamayarak, onu kucaklayarak onunla birlikte listeler yapacak.

Ve en sonunda mahalle meclisleriyle, ilçe meclisleriyle, il meclisleriyle siyaset sokakta, mahallede konuşularak başlanacak. Yukarıdan aşağı değil, aşağıdan yukarıya doğru örülecek, güçlenecek ve hep birlikte büyük bir imeceyle, çoğalarak televizyondan duyduklarımızı sokakta anlatarak değil; sokakta konuşulanları, mahallenin, köyün beklentisini, beldenin ihtiyacını, ilçenin talebini, ilin sesini Ankara'ya duyurarak bir büyük siyaseti hep beraber öreceğiz dedik. Bunun sözünü vermiştik.

Bu hafta sonu resmi kongrelerimiz bitti. Önceki hafta tüm üyelerimizin katılımıyla ilçe başkanlarımızı seçmiştik ve şöyle bir durumun karşısındayız: Toplam 820 ilçede şu ana kadar ilçe kongreleri tamamlandı. Tüm ilçelerde tüm üyelerimiz ilçe başkanı için sandığa gittiler. Türkiye çapında yüzde 62,5'luk —ki hemen hemen adayların yarısında yarış var, yarısında tek adayken— yüzde 62,5'luk bir katılım oranıyla Türkiye'de ilk kez denenen bir işi, yüzde 62,5'luk bir katılım oranıyla ön seçimleri gerçekleştirdik.

Peki göstermelik mi oldu bu iş? Hayır. Yarısına yakın yerde yarış oldu ve birden fazla adayın yarıştığı ilçelerin yüzde 47'sinde başkan, yarışma sırasında, yarışa girerkenki kurucu ilçe başkanı değişti; yerine üyeler yeni bir ilçe başkanını görevlendirdiler. Yani yarışın yarısını kurucu ilçe başkanları önde tamamlarken, diğer yarışın yarısını diğer adaylardan birisi yaptı. Yani üyemiz kimin yöneteceğine, kimin devam edeceğine, kimin biraz dinlenip yeni bir adaya, bir kadına, bir gence, bir başka isme katkı sağlamaya görevlendireceğine bizzat üyelerimiz karar verdi.

Tarih önünde ifade etmek isterim ki bu adım, bugün bakıldığında ilk adımdır, yeni bir adımdır. Ne bizim ne bundan sonra Türkiye siyasetinin geriye adım atamayacağı, çok ileriye yönelik çok büyük bir adımdır."

Güncel üye sayısını açıkladı

"Bugün itibarıyla Yeni Parti'nin üye sayısı bu sabah 753 bine ulaştı. Üye sayımız hızla artmaya devam ediyor. Sırada il başkanlığı seçimleri var. 81 ilde 18 Ekim günü üyelerimizin tamamı, yani düne kadar üye olmuş 753 bin kişi il başkanlığı için oy kullanacak. Buradan açıkça ifade ediyorum; verdikleri mücadeleyle, kuruluş sürecindeki emekleriyle tüm kurucu il başkanlarımıza teşekkür ediyoruz ve buradan bütün Türkiye'nin önünde ifade ediyoruz ki: Tüm üyelerimiz hangi il başkanını gelecek seçimde görevlendirirse il başkanımız odur, karar başımızın üzerinedir, verilecek karar üyemizin bizzat kendisine emanettir."

"Bundan sonra ne ekerseniz onu biçeceksiniz!"

"Meclis Başkanı'nın açılış konuşmasını dinledik. İstiklal Marşımızı hep birlikte okuduk. Daha sonra bir siyasi partinin genel başkanı kürsüye çıktığında salondan ayrıldık. Birileri çok rahatsız olmuşlar. 'Genel Başkanımızı nasıl dinlemezsiniz?' diye feveran ediyorlar. Ana muhalefetin, yerel seçimlerin birinci partisinin başına mahkeme kararıyla kayyım atayanların neyini dinleyeceğiz? Neyini!

Rakipleriyle mertçe yarışmak yerine, kendini yeneceğinden korktuğu rakiplerini hapse atan, ülkeyi baskıyla, korkuyla yönetmeye çalışanların neyini dinleyeceğiz? Kimse kusura bakmasın, bu ortamı yaratan Erdoğan'ın bizzat kendisidir. Bundan sonra Erdoğan'a sesleniyorum: Hak etmediğimizi duyarsak, hak ettiğinizi duyacaksınız! Kazanmadığı ilçeyi, belediye meclis üyelerini, belediye başkanlarını şantajla, tehditle, baskıyla, rüşvetle alanlara, saflarına katanlara; sonra da pişkin pişkin o ilçeyi kazanmış gibi caka satanlara, yani milletin vermediği emaneti çalan, milli irade hırsızlığına kalkışanlara söylüyorum: Bundan sonra ne ekerseniz, onu biçeceksiniz!"

Fon krizine ilişkin sert eleştiriler

Özel, fon soruşturması üzerinden iktidara yönelik eleştirilerini sürdürdü ve soruşturmanın genişletilmesi gerektiğini savundu. Özel'in gündeme getirdiği kişi ve kurumlara ilişkin ifadelerinin kendi iddia ve değerlendirmeleri olduğu belirtildi. Tera fon ve soruşturmayla ilgili çeşitli iddialar kamuoyunda tartışılırken, SPK da tasfiye kapsamındaki fonlarda fahiş kazanç elde edenlerin kazançlarını iade edebilmesine yönelik bir mekanizma oluşturulduğunu açıklamıştı.

"Yeni yasama yılına asrın soygununun yakıcı ortamında başlıyoruz. Milletimiz geçim derdiyle kıvranırken iktidarın açtığı yolda, iktidar partisinin mensuplarının içinde olduğu asrın dolandırıcılığıyla, asrın soygunuyla, asrın vurgunuyla tanıştık. Milletimiz buna muhatap oldu.

Vatandaşın devlete emanet ettiği yatırımlarına resmen çöküldü. 800 milyar liralık vurgun çarkı; 3-5 kuruşunu enflasyondan korumaya, bir kenarda arttırmaya, belki biriken borçları bu vesileyle kapamaya çalışan küçük yatırımcının üzerine devrildi.

455 bin tekil yatırımcı, 2 milyondan fazla doğrudan fondan etkilenen insan ve 5 milyona yakın toplamda bu işten zarar gören mağdur var. Erdoğan'ın atadıkları bu işin tam içinde, tam göbeğinde: Biri büyükelçi, biri cumhurbaşkanı başdanışmanı, biri istişare kurulu üyesi, biri Varlık Fonu yöneticisi; diğerleri Erdoğan'ın yardımcıları, milletvekilleri, bakanları, bakan yardımcıları, bürokratları."

"367 ev parasıyla oradan ayrılmış"

"Fatma Betül Sayan Kaya; 163 milyon lira, 27 ev parası, 6 milyon liralık kabul ettiğimiz... Ortalama bir ev parasından 27 ev parasını bir yerlerden bulmuş, gitmiş fona koymuş. 5 ay sonra 'çık' dedikleri gün çıkmış ve 2.2 milyar TL, 367 ev parasıyla oradan ayrılmış.

27'sini koyup 340'ını gariban vatandaşın sırtından çarpıp 367 ev parasıyla oradan ayrılmış. Peki bu konuda Erdoğan ne diyor? 'Fatma Hanım şeytana uydu. Nefsine, nefsine yenik düştü' diyor.

Fırından, fırından, fırından 20 liralık bir ekmeği görüp de nefsine yenik düşenler içeride; bayram sabahı evdeki çocukların nefsi körelsin diye zengin mahallesinden bir tepsi baklavayı alıp 6 evladına yediren adam 14 yıl hapisle içeride; ama devletin, İBB'nin burslarıyla büyümüş, bütün ailesi ayrı ayrı kayrılmış, kendi her makamlara gitmiş, her paraları kazanmış Fatma Betül Sayan Kaya nefsine uymuş 'yazık garibim' diye ifadeye bile çağrılmaksızın dışarıda! Bir tane tövbe hesabı açmışlar, bir tane etkin pişmanlık hesabı açmışlar; ana parayı ayırmış, faizini kaydırmış, bu meseleden kurtulmaya çalışıyorlar.

İşte AK Parti'nin ikili hukuk sistemi! İşte kul hakkı yiyen AK Parti'nin kara düzeni budur! Bu düzen değişmeden kimseye huzur yoktur!

Fatma Hanım elbette yalnız değildir. İşlemlerini kendisi söylemiş. Diyor ki: 'Ben eğer, ben eğer bilseydim' diyor, 'bu işleri kendi adıma yapar mıydım?' Onun bilmediği ama şu an Bakanlar Kurulu'nda bulunan en az bir, belki birden çok bakanın bildiği, bütün AK Parti bürokrasisinin bildiği bir şey var: Bu işleri çantacılara yaptırıyorlar. Ya da parayı Lüksemburg'a yolluyorlar. Orada bir off-shore hesabına koyuyorlar. Sonra yabancı yatırımcı yani bıyıklı yabancı diyorlar bunlara yabancı yatırımcı... Belki bu bakan için pis sakallı yabancı diye söylenebilir.

Lüksemburg'daki off-shore hesaptan Türkiye'de yabancı yatırımcıymış gibi o tera fonda taklaları atıyorlar, paraları kazanıyorlar. Tera fon için ileride daha çok konuşacağız. Bu fon sadece paraya para katılan bir yer değildir arkadaşlar; dünyanın en büyük çamaşır makinesidir!"

Özel, fon soruşturması kapsamında farklı kişilere uygulanan tedbirler arasında ayrım yapıldığı iddiasını da gündeme getirdi.

"İstanbul'da tutuklu belediye başkanlarımızın annesinin, babasının, oğlunun, kardeşinin hesaplarına, üç kuşaklık şirketlerine tedbir koydular. 18 aydır duruyor. Şirketten maaş ödenecek, o bile hâkim imzasına tabi. O şirketi üç kuşaktır işletenlere asgari ücret veriyorlar, 'Bununla geçineceksin' diyorlar. 18 aydır tedbirler kalkmıyor. İtirafçı olandan tedbiri kaldırıp, kendini salıp, malı iade edip; itirafçı olmayanın yedi sülalesine zulmediyorlar. Hayati Yazıcı'nın oğluna gelince bir saatte tedbir kaldırıyorlar!"

"20 milyar çekip yurt dışına kaçan Osman Arıkan Nacar ve Ömer Çelik beraber tatil yapmış!"

"20 milyar TL çekip yurt dışına kaçan Osman Arıkan Nacar en yakın arkadaşıyla baş başa tatil yapmış. Kimmiş o arkadaş? AK Parti Sözcüsü Sayın Ömer Çelik'miş. Bodrum'da tatil yapmışlar beraber!"

Bulls Yatırım ve Bin Bin iddiaları

Özel, fon soruşturması kapsamında adı geçen şirketlerden Bulls Yatırım ve Bin Bin arasındaki ilişki üzerinden de çeşitli iddialar dile getirdi. Bu bölümdeki kişi ve şirketlere yönelik suçlama ve bağlantılar Özel'in konuşmasında ileri sürdüğü iddialardır; kesinleşmiş yargı kararı olarak değerlendirilmemelidir.

"Bulls yatırım AKP'lilerin en iyi bildiği yatırım şirketi. Gizli sahibi kim? Yönetim kurulu başkanı Kemal Akkaya. Bunlar savcılıktan serbest bırakıldı. Tutuklanamayacak kadar büyükler. Nezaret kapısından geçemeyecek kadar büyük lokmalar. Bu şirketin yönettiği ve tasfiye edilen 15 fon var. Bu isimler Lidya Holding'in ortağı olduğu Bin Bin şirketinin ortağı. Lidya ile bu şirket doğrudan ortak. Bin Bin'in sahibi Usama. Bu genç yatırımcı Erdoğan'ın kardeşi Mustafa Erdoğan'ın oğlu Usama Erdoğan. Yani Bin Bin'i halka arz eden Bulls yatırım. Doğrudan bağlantılı ortaklar. Lidya Holding hakkında şu bilgiye herkes şaşırır. Lidya Holding'in değer kazandığı görülünce çalışan sayısına bakıldı, sıfır çalışan. Usama Erdoğan, Tayyip Bey'e amca diyor, öz amcası. İşleri yolundayken 200 lira, rekorlar kırmış. 200 lira koyan zavallının hissesi 47 liradan işlem görüyor. Parayı vuranlar kenarda oturuyor. Bakan orada, eski bakan orada, atadıkların fonun başında sen ilk günler diyordun ki ucu nereye çıkarsa çıksın ilerleyeceğiz. Birden çark etti bunda. Yakında bu işi dış güçlere bağlar demiştim. Diyo ki Türkiye'nin iktisadi bütünlüğüne sabotaj düzenlendi. Bu soygunun, AKP'lilerin saadet zincirinin ekonomiye maliyeti 90 milyar dolar. 11 il yıkıldı maliyeti 100 milyar dolar. Asrın soygununu maliyeti 90 milyar dolar."

"Kurşun geçirmez okul çantası" ve okul güvenliği

"YouTube'a yazın 'kurşun geçirmez okul çantası'; çanta poligonda gidiyor, her mesafeden kurşun sıkıyorlar. Burası kurşun kaplıymış... Kurşun geçirmez malzeme kaplı, çantadan geri dönüyor. Çocuğa gösteriyorlar; kurşun sıkılan yöne doğru çantayı tutup arkasına saklanacaksın diye.

Bu niye? Bu niye? Okulda polis yok diye! Okulda güvenlik yok diye! Okulda çocuğu koruyacak yok diye! Yok vallahi. 3 bin kişi Cumhurbaşkanını korumakla meşgul çünkü. Okula bulunamayan polisler Cumhurbaşkanını koruyorlar, 3 bin korumayla geziyor.

İşte Türkiye'nin acı gerçeği budur: Kurşun geçirmez okul çantası bir yanda; okul polisi yok okulun önünde, okulun önünde koruma yok. Çünkü hepsi birden beyefendiyi korumakla görevlendirilmişler.

Bugün maalesef bir kötü haber de Başakşehir İmam Hatip Lisesi'nden geldi. 10. sınıf bir kız öğrenci, 7 kız öğrenciyi bıçaklayarak okulda dehşet saçtı. Bunun için bir kez daha, bir kez daha buradan söylüyoruz: Biz, devletin alıp eğitip 7 yıl terörle mücadelede sınayıp liyakatle görevini bırakanlardan, uzman çavuşlarımızdan 60 bin önce, 60 bin takip eden dönemde 120 bin uzman çavuşu sınava sokup psikolojik test ve okulda görev yapmayla ilgili eğitimin sonunda bunları okulların bahçesinde, önünde okul güvenliği olarak görevlendireceğiz. Okulların güvenlik sorunu çözülmeden hiçbir siyasetçi kendi güvenliğini bu şekilde sağlamayacak."

T24'e erişim engeli kararına tepki

"Fon krizinde millet cevap bekliyor; iktidar, soranın sesini kesiyor. Paranın izini süren gazetecinin, tehlikeyi önceden haber verenin ya da yaşandıktan sonra riskleri anlatan ekonomistin sosyal medya hesaplarına erişim engelleri geliyor. İfade Özgürlüğü Derneği'nin tespitine göre yalnızca eylül ayında 1.270 X hesabına erişim engeli geldi. T24'ün sitesini ve sosyal medya hesaplarını erişime engellediler. Evrensel'in, Sol Haber'in, Kısa Dalga'nın hesaplarını engellediler. 7 bin üyeli Türkiye Psikiyatri Derneği'nin, 7 bin üyeli Türkiye Psikiyatri Derneği'nin, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu'nun, Kadın Koalisyonu'nun sesini kıstılar.

Kara mizah, şaka gibi; ağlanacak halimize güleceğiz ama sonunda en son hangi hesapların engelli olduğunu ilan eden, yorumsuz veren EngelliWeb'in web sitesini ve sosyal medya hesabını kapattılar. İnanmak güç ama İfade Özgürlüğü Derneği'nin kendi hesabını kapattılar.

Ateşi söndüremeyenler çözümü dumanı yasaklamakta buldular. Bu yetkiler geçtiğimiz temmuz ayında, burada konuştuk; milletvekillerimiz, ilgili komisyon üyelerimiz, grup başkanvekillerimiz komisyonda, Meclis'te konuştu. Meselenin kendisi şu: Bu erişim engeli yetkisini Cumhurbaşkanlığına bağlı Siber Güvenlik Başkanlığı'na verdiler. Kanun temmuz ayının sonunda, 31'inde yayınlandı. Biz de bunu 21 Eylül günü yürütmenin durdurulması talebiyle Anayasa Mahkemesi'ne götürdük.

O gün komisyonda, Meclis'te arkadaşlarımız şunu söylüyordu: 'Siz sosyal medya erişimini bir siyasi partinin genel başkanının atadığı Siber Güvenlik Başkanına bırakırsanız bu siber güvenlikle falan ilgisi kalmaz. Bu kendileri açısından siyasi güvenlik mücadelesine döner, muhalifleri susturur' deyince AK Partili, MHP'li milletvekilleri 'Yok yok, suçun beş unsuru var; oluşmadan olur mu, bilmem ne olmadan olur mu?' diyorlardı. Şimdi tweet'i atıyor, fon krizindeki riski anlatıyor; o hesabı kapatıyorlar.

Tayyip Erdoğan sarayda akşam oturmuş, elde kumanda nasıl kanal değiştiriyorsa, televizyonu ne kadar kolay kapatıp ne kadar kolay açıyorsa muhaliflerin sosyal medya hesaplarını o kadar kolay kapatıyor. Siber Güvenlik Başkanına söylüyor; onlar zaten kraldan çok kralcı: 'Ya bu adam ne konuşuyor, kapatın hesabını!' 'Kapattık efendim, 10 dakika önce.' 'Aferin, aferin!'"

AYM önüne çağrı

"Böyle bir noktaya geldi Türkiye. Yarın saat 12.00'de Anayasa Mahkemesi'nin önünde, Anayasa Mahkemesi'ni suçlayarak değil ama bu meselenin hassasiyetini vurgulayarak erişim... hesabına erişim gelen gerçek kişileri, kurumları, kurumların yöneticilerini, bizimle birlikte Anayasa Mahkemesi'ne çeşitli yollardan başvuruda bulunmuş herkesi ve erişim engeline karşı sesini yükseltip Anayasa Mahkemesi'ni göreve çağırmak isteyen herkesi yarın 12.00'de Anayasa Mahkemesi'nin önüne bekliyoruz.

Yarın orada biz değil, elbette biz de başvurusu olanlardan biri olarak, ancak hesabı engellenenler, sansüre uğrayanlar orada konuşacaklar.

Temel olarak yaklaşımımız şu: Anayasa Mahkemesi'nden bu kadar büyük bir hak ihlalinde... Düşünün önceki düzenlemeyi, daha öncesini, diğer ülkelerdeki uygulamaları; böyle bir şey olması için yargı kararı olması lazım. Kademe kademe geldi bunlar. Önce BTK kapatır, bir gün içinde yargıya gider bilmem neden; şimdi Tayyip Bey söyler, Siber Güvenlik kapatır noktasına geldi.

Böyle bir hak ihlali varken Anayasa Mahkemesi'nin bir süredir terk ettiği yürütmeyi durdurma yetkisini, daha önceki içtihatlarıyla kazandığı, Anayasa Mahkemesi'ni Anayasa Mahkemesi yapan yürütmeyi durdurma yetkisini kullanmasını bekliyoruz. Yoksa 9 ay, 10 ay, 12 ay sonra 'Millet haklı' denecek; 12 ay boyunca susturulanlar ne olacak? 12 ay sonra aynı kanunun bir kelimesini değiştirerek, anlamı değiştirmeden, virgülü noktalı virgül yaparak götürüyorlar, bir 12 ay daha kazanıyorlar.

Anayasa Mahkemesi, bu tip durumlarda verdiği kararı boşa düşüren; yani ona 'Biz seni saymıyoruz, sallamıyoruz, umurumuzda değilsin, seni bağlayıcı bir kurum olarak görmüyoruz' diyen şımarık yasama anlayışına, şımarık iktidarın dayattığı kalitesiz ve hak kaybettirici yasama anlayışına karşı milletin hakkını, hukukunu savunmak için yürütmeyi durdurma hakkını kullanmaya davet ediyoruz."

"Ailem güvende" operasyonları

"'Ailem Güvende' operasyonları yapıyorlar bir süredir. En son Mersin'e de siyasi bir operasyon yaptılar. Sabahın köründe polis belediye başkanlarımızın, meclis üyelerimizin, bürokratların evlerine şafak baskınları yaptı. Sabahın beşinde bir kapıyı çaldılar. Bir hanımefendi üstünde ev kıyafetiyle, geceliğiyle kapıyı açtı. Karşısında kameraları ve polisleri görünce 'Ne oluyor?' dedi. Polis dedi ki: 'Şu sebeple geldik.' 'Lütfen çekmeyin bu kıyafetle' deyince, 'Korkmayın' dedi polis kamerası. Ve biz o polis kamerasının kaydını bu 'Korkmayın, endişe etmeyin' sözüyle birlikte, 2 saat sonra bütün sosyal medya hesaplarında ve yandaş kanallarda gördük; hanımefendinin yüzüyle ve üzerindeki o ev hali kıyafetiyle birlikte.

Buna tepki gösterdik. İçişleri Bakanı açıklama yaptı. Biz, ülkenin bakanı böyle diyorsa ona itimat etmemiz lazım. 'Bu bizden sızmadı' dedi. 'Biz polis kamerasını servis etmedik' dedi. 'Bu konuda İçişleri Bakanlığı'nın ve polisin bir sorumluluğu yok' dedi. Ben bu açıklamaya itibar ediyorum. Ve polis o kamera görüntülerini kime veriyor? Savcılığa veriyor. Bugün AK Parti'yi rahatsız edecek bir açıklamayı kim yaparsa; parti sözcüsü, onun 10 yıl önce Türkiye'den gitmiş abisine geçen sene İzmir'de ne yaptı? Partinin genel başkan yardımcısı, kendi dokunulmazlığı var, karısına yağmadan... Yarın sabah tutuklama tehdidi. Öbür taraftan bir milletvekili ya da yeni partiye gelmek isteyen milletvekili, 'Vay efendim ailene şöyle çökerler, bilmem ne yaparlar.' Belediye başkanı; o tehdit, bu tehdit."

"Allah ailemizi senden de korusun"

"Buradan Erdoğan'a söylüyorum; Adalet Bakanlığı'nda bir yapı var. Çekilen polis kamerası... Bakın, sırf bu örnekten gidin ya! İçişleri Bakanı diyor ki: 'Biz vermedik.' O görüntü kime verilmiş ve verilen kişi ile yayınlayan kuruluş arasında bağı kuracaksın. Bu görüntülerin tamamı Adalet Bakanlığı'ndaki bir yapı tarafından hızla elde ediliyor. Kimi o günkü operasyonda bir algı yaratmak için, kimi yarın konuşan biri olursa diye arşivlenerek bir yere konuyor ve haysiyet cellatlığı, haysiyet suikastı için yapılıyor. Sayın Erdoğan; ya Adalet Bakanlığı'ndaki bu haysiyet cellatı... İnsanların özel hayatlarına el uzatan, insanların mahremini millete teşhir eden ve bundan utanmayan bu çeteyi dağıtırsın; ya da Allah ailemizi senden de korusun! Allah ailemizi senden de korusun."

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer'in tutuklanması

Özel, konuşmasının son bölümünde Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Vahap Seçer'in tutuklanmasına tepki gösterdi. Seçer, Mersin Büyükşehir Belediyesi ile Yenişehir ve Mezitli belediyelerine yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 6 Ekim 2026'da tutuklandı.

"Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımızı ki kendisi TBB'nin de başkanıdır. İmamoğlu'nun olmasını da hiç hazmedemediler. Yüzde 1 gerisine yüzde 99 kendilerine şeklinde yönettiler orayı yıllarca.

AKP yüzde 51 alınca hepsini alıyor ya biz AKP'ye de gücünüz nispetinde temsilci verin dedik, vermediler. Biz milletin verdiği belediye oranında paylaştık. Bunlar tamamını alıp yıllarca bu belediye başkanlığını sindiremediler. önce İmamoğlu'nu aldılar yerine Zeydan Karalar seçildi onu da tutukladılar sonra da Vahap Seçer seçildi, onu da tutukladılar. Yeniden seçim yapılacak bakalım orada neler dönecek."

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız