İstanbul
Kapalı
17°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,0188 %0.06
55,6982 %0.17
6.600,12 %0.20
83.547,93 %-0.50
Muhalif. GÜNDEM Özgür Özel'den fon soruşturması açıklaması: “Fon skandalından çıkan gerçek AK Parti'nin saadet zinciri olduğudur”

Özgür Özel'den fon soruşturması açıklaması: “Fon skandalından çıkan gerçek AK Parti'nin saadet zinciri olduğudur”

Özgür Özel, fon soruşturması üzerinden iktidara yönelik eleştirilerde bulunurken soruşturmanın tüm yönleriyle araştırılması gerektiğini savundu.

Özgür Özel'den fon soruşturması açıklaması: “Fon skandalından çıkan gerçek AK Parti'nin saadet zinciri olduğudur”
KAYNAK: HABER MERKEZİ
Okunma Süresi: 13 dk

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin milletvekilleriyle genel merkezde gerçekleştirdiği çalışma toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özel'in açıklamalarında fon soruşturması, sermaye piyasalarındaki gelişmeler, yargı süreçleri ve partisinin yeni yasama dönemindeki çalışmaları öne çıktı.

Fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerinde iktidara yönelik eleştirilerde bulunan Özel, soruşturmanın kapsamının genişletilmesi ve tüm sorumluların ortaya çıkarılması gerektiğini savundu. Özel ayrıca YENİ Parti Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz'ın eşi Serpil Yavuzyılmaz hakkında başlatılan soruşturma konusunda da değerlendirmelerde bulundu.

“31 Mart seçimlerine doğru giderken hep birlikte büyük bir emek, büyük bir gayretle çalıştık ve kenetlendik”

Özel, konuşmasının başlangıcında partisinin yeni yasama yılı hazırlıklarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu:

“Değerli arkadaşlarım, değerli milletvekillerimiz, kıymetli yol arkadaşlarım, ekranları başında bizleri izleyen değerli yurttaşlarımız sizleri milletimizin kurduğu Yeni Partimizin genel merkezinden sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 28’inci döneminin beşinci yasama yılı öncesinde milletvekili grubumuzun çalışma toplantısını Yeni Partimizin genel merkezinde gerçekleştiriyoruz.

Geleneksel olduğu üzere siyasi partiler hemen dönem başlamadan önce ya da takip eden ilk hafta, ilk ay içerisinde milletvekili kampları gerçekleştirirler. Bu kamplar genellikle hafta sonu bir otelde ailelerle birlikte hem sosyal tarafı güçlü hem içeriği hazırlığa yönelik, geçmiş yaz dönemi çalışmalarının değerlendirildiği ve önümüzdeki dönem Meclis çalışmalarının değerlendirildiği toplantılar olur. Yeni Parti’nin diğer partilerden bir farkı, olağanüstü şartlarda kurulmuş olması, milletimizin ‘Bir yol bulamıyorsanız yeni bir yol açın’ demesi, istikameti göstermesi, kolumuza girmesi, arkamızda durması, partinin adını sahada, sokakta bizzat kendisinin koyması ve bütçesini de kıt kanaat bütçeleri ile ürettiği üründen, bir römorku satıp bize bağışlayarak ya da güç bela geçindiği emekli maaşının içinden bir 200 lirayı yollayarak, bir gram altınını yollayarak, ya da yastığının altında veya gelecek günlerde kendisi için ihtiyaç olduğunda kimselere muhtaç olmadan bir yerden çıkarılıp kullanılsın diye ileriye dönük koyduğu bir paranın içinden bize yolladığı bütçeyi hiç şüphesiz ki bir otelde, bir hafta sonu kampı yerine değerlendirmek hiçbirimizin içinden gelmedi. Bu sebeptendir ki milletimizin bağışlarıyla kurduğumuz mütevazi genel merkezimizin toplantı salonunda bugün, gerekirse devamında yarın sabah Meclis’in açılışına kadar geçen süreyi değerlendirme toplantısı olarak yapacağız. Ondan sonra da 28’inci dönem beşinci yasama yılı çalışmalarımıza başlayacağız.”

Özel, partisinin geçmiş dönemdeki seçim çalışmalarına ilişkin ise şu ifadeleri kullandı:

“Hep birlikte siyasi tarihimize geçen bir yaz dönemini geride bıraktık. Yaz başında önce hep beraber 21 Mayıs darbesini yaşadık. 21 Mayıs darbesi aslında mevcut iktidarın kendisinden sonraki iktidara yaptığı, giriştiği bir darbe sürecinin; 19 Mart’ta başlayan darbe sürecinin bir devamı ya da önemli bir aşaması olarak gerçekleşti. Hatırlayalım, hepimizin büyük emekleri olan ve büyük üzüntülerle kaydettiğimiz 14 - 28 Mayıs seçiminden sonra bizler yenilgiyi içine sindiremeyen, özeleştiri yapılması gerektiğini düşünen, yerel seçimlerden önce Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir yenilenmeye ihtiyacı olduğunu düşünen ve bu noktada harekete geçen, ‘Partimiz değişirse Türkiye değişir’ diyen kadrolardık. Bunun devamında büyük bir umutsuzluk, büyük bir hayal kırıklığı, artık sandığa olan inancın kaybedildiği, gözlerin yere düştüğü, herkesin siyasetten koptuğu bir apati döneminin geliştiği, artık iktidarın değişeceğine olan umutların kırıldığı bir süreçten sonra milletimiz 4-5 Kasım Kurayımızı bir özeleştiriye saydı. Kurultayda bazılarımız farklı taraftaydı, bazılarımız farklı taraftaydık. Ancak kurultaydan hemen sonra bir araya gelip, 31 Mart seçimlerine doğru giderken hep birlikte büyük bir emek, büyük bir gayretle çalıştık ve kenetlendik. Burada kendilerini farklı konumlandıranlar, genel seçimden bir yenilgi bekleyenler, bu yenilgiden sonra partinin bir kez daha bir kurultaya gideceğini ve yönetimin değişeceğini düşünenler, açık açık söyleyenler, ‘1 Nisancılar’ diye kendilerini tanımlayanlar vardı. Ama hem örgütümüzün tümü hem de grubumuzun çok önemli bir kısmı büyük bir kenetlenme ile yerel seçimlere büyük bir özveri, büyük bir gayret, büyük bir heyecanla hazırlandı. O günlerde ortaya koyduğumuz bir iddia… Yani nasıl ki 1970’lerde rahmetli Bülent Ecevit girdiği ikisi yerel, ikisi genel dört seçimden birinci parti çıkarttıysa partimizi, ‘Bunu yapmazsak bırakırız’ demiştik. Milletimiz buna izin vermedi.”

“Milletimiz 47 yıl sonra partimizi birinci parti yapmamıza, yenilmez sanılan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kurulduğu günden sonra ilk kez yenilgi ile tanışmasına, nüfusun yüzde 65’i, ekonominin yüzde 84’ünü yönetecek Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin görev başına gelmesine imkân tanıdı. Rekorlar yaşadık. İstanbul’u, Ankara’yı belediye meclis çoğunluğumuz yokken, güçlüklerle, başarıyla yönetmişken belediye meclis çoğunluklarımızı sağladık. Yüzde 6 aldığımız geçmişte seçim çevrelerinde, yüzde 60’lar - 55’lerle, iki kişiden birinin oyunu alarak çoğu arkadaşımız göreve geldi. 21 il belediyesi, 15 büyükşehir belediyesini kazandık. 411 belediye ile birlikte Türkiye siyasi tarihinde yaşanmış en büyük yerel seçim zaferini; bir siyasi partiye nasip olmuş en büyük yerel seçim başarısını yaşadık. Bunun üzerine yolumuza o akşamı bir zafer değil bir yükümlülük akşamı, bir sorumluluk akşamı, bir görev akşamı görerek; havai fişeği, davulu-zurnayı yasak edip sabah erken kalkmayı öğütleyerek, ‘Bu seçimin kaybedeni yok, kazananı Türkiye’dir’ diyerek seçmenin bize verdiği krediyi bir yatırımcı kredisi gibi, Türkiye’nin yarınlarına yatırım yaptığı bir kredi gibi görerek yola başladık. Bir yıl oldu-olmadı belediyelerimizden memnuniyet oranı yüzde 60’lara vardı. Burada İstanbul Büyükşehir Belediyesi 13 bin farkla kazanılmış, hazımsızlıkla mazbatası iptal edilmişken, ardından milletimizin bu işe bir demokrasi ayarı vermesiyle 45 gün sonra 806 bin farkla kazanmışken, beş yıl içeride yapılan çok sert muhalefete ki belediye meclis çoğunluğu yok, yurt dışından bulunan kredilerimizin imzalanmamasına, dünya kadar sabotaja, ‘Film çekeceğiz’ diye kiralanmış belediye otobüslerinin film setlerinde yakılıp ‘İBB araçları yanıyor’ denilmesine, içerisine taş sıkıştırılan yürüyen merdivenlerin çalışmamasına kadar türlü yalan dolan kumpaslara karşı girdiğimiz İstanbul seçimini bu seferde 1 milyon 150 binin üzerinde bir farkla kazandık.”

“Milletimiz Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında gösterdiğimiz bu başarıyı bir iktidar yürüyüşü olarak gördü, böyle taçlandırdı ve bu gözle baktı. Ama o sırada artık ‘İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder’ mantığıyla meseleye bakan, bunu sloganlaştıran Sayın Erdoğan ve ekibi bizi kadın kollarıyla, gençlik kollarıyla, ana kademesiyle yenemeyeceğini anlamış ve yargı kollarını kurmuştu. Hiçbir siyasi partide olmayan yargı kollarını. Başında geçmişin elverişli bir yargıcı, hakimi… Yani aldığı bütün kararlar Anayasa Mahkemesi tarafından ‘hakkı ihlali’ denen, tarihin bütün utanç verici kararlarını veren birisi Bakan Yardımcısı olarak görevlendirilmişti, artık siyasetteydi. İstanbul’a yargının başına Cumhuriyet Başsavcısı olarak geldi. Türkiye’nin en büyük ilçesi Esenyurt’tan başladı ve 19 Mart darbesi ile birlikte ki öncesinde Beşiktaş’ımıza saldırdı, 19 Mart darbesi ile birlikte İstanbul’un üst üste üç kez seçilmiş belediye başkanını, daha milletin bir yıl önce yani aslolan milli irade ise bir yıl önce verdiği kararla görevlendirdiği kişiyi, milletimizin Cumhurbaşkanı adaylığına yakıştırdığı, 23 Mart günü kuracağımız sandıklarla ön seçimle belirleyeceğiz cumhurbaşkanı adayını dört gün kala gözaltına aldı ve tam o gün tutukladı. Tam o gün de milletimiz sandıkları koşarak 15,5 milyon oyla kendisini Cumhurbaşkanı adayımız olarak belirledi. Buradan sonra kötülükler durmadı belediyelerimize, meclislerimize, bürokratlarımıza karşı. Sadece onlara olsa ‘Neyse’ diyeceğiz. Ailelerine, çocuklarına, çevrelerine, günahsız şoförlerine, devletin polis korumalarına karşı bir büyük kötülükle bir büyük saldırı başladı, sürdü ve aylar süren hakaretler, aylar süren iftiralar, aylar süren gerçek dışı iddialar hem yandaş medyada hem maalesef etkileri altına aldıkları merkez medyada gerçekmiş gibi konuşuldular. Maalesef bu iddialar bir yandan bizim tarafımızdan milletimizle birlikte Saraçhane’den başlayarak milyonlarla, Maltepe’de, Türkiye’nin dört yanında hafta sonları, hafta içi çarşamba akşamları İstanbul’un bir ilçesinde, beldesine göre Yozgat’ta on binlerle, icabında yüzbinlerle, İstanbul’da milyonlarla dimdik ama dimdik bu iftiralara karşı durduk. Mücadelemizi gitgide yükselttik.”

“Maalesef bu sürede bu mücadeleye karşı yani bu bir yandan asrın iftiralarına, kumpaslarına, gerçek dışı ifadelerine, asla delillendiremeyecekleri, ileride iddianamelerine yazamayacakları bu iddialara karşı ‘1 Nisan’da seçim başarısız olursa’ diye hesap-kitap yapanların bu sefer bu iddiaları olumlayan ve bir arınma söylemi üzerinden iktidarın köşesinde muhalefetmiş gibi barınma hesabında olanların hesapları devreye girdi. Dümdüz konuşmak, dümdüz görmek gerekirse o dönemin tamamı, sosyal medyadan, oradan, buradan AK Parti’nin yargı kollarının iftiraları, milletimizin bu iftiraya direnişleri ama kurdun kendi içinden olan ağacın baltasının sapı ağaçtan olan keserin verdiği yaralarla, hasarlarla bir yandan ilerledi ama bir yandan da biz de gördük, milletimiz de kimin ne yaptığını gördü. Öyle bir noktaya gelindi ki her şeye rağmen parti, birinci parti. Her şeye rağmen kumpaslara karşı direnç en üst noktada. İddianame çıktı, iddianamede yer alanlar, geçmişte atılan iftiraların hiçbirini doğrulamıyor. Kör kuruş yolsuzluğu ispatlayamayan, tel tel itirafçıların dökülmeye başladığı, yalancı şahitlerin bile isim değiştirip şahitlikten çekilip gizli tanıkların isimlerinin değiştirildiği bir süreç yaşanırken işte o aşamada artık şunu gördüler ki biz yaptığımız çağrılarla, partinin başını, yönetimini, ‘Arkadaşlarını bırak. Onları sat, onlar geride kalsın, sen önüne bak, partinin başına otur, yıllarca muhalefette dur’ anlayışına partinin genel başkanı da yönetimi de o partiyi parti yapan gerçek kadroları da üyeleri de prim vermiyor. İşte darbe girişiminin son evresi o yüzden 21 Mayıs günü Türkiye’nin kurucu partisini, birinci kongresini Sivas’ta yapmış olan bir partiyi, o partinin seçimle değişmiş ilk genel başkanını, o seçimden sonra üç kez daha toplam dört mazbatası olan Genel Başkanını, Parti Meclisini, Yüksek Disiplin Kurulunu, yargı kolları eliyle olmayacak bir tedbirle, sonuç doğuracağı için tedbir kararının alınamayacağını tüm hocaların söylediği bir kararla partinin başından uzaklaştırdılar. Partinin başına, geçmişte defalarca yendikleri, onlar yendikten sonra özeleştiri yapmayan, yine devam eden ve yine kaybeden bir anlayışın bulunmasını, gelecek açısından kendileri için önemli, iktidarlarının devamı için elzem gördüler. İşte arınma söylemiyle bu konuya katılanların iktidarın kenarında muhalefetmiş gibi gibi barınma süreci, bu hayalleri bu şekilde gerçekleşirken bir şey oldu.”

“O gün, 24 Mayıs günü butlancılarla Adalet ve Kalkınma Partili darbecilerin talimatlandırdığı polis, kapıları kırarak, Atatürk’ün hatırasını tarumar etti. Atatürk’ün hatırası tarumar edilirken Türkiye’de bir vicdan dalgası ve gerçekten tarihin doğru tarafında duranların vicdanlı sesleri yükseldi. Biz o binadan çıktığımızda, yağmurun, dolunun altında, nereden geldiklerini kimsenin bilemediği, evlerinden nasıl kendilerini dışarı attıklarını kendileri de bilmeyen 10 binlerce Ankaralı, Türkiye’de 10 milyonlarca yürek bizimle birlikte yürümeye, arkamızda durmaya ve bizi eskiyi geride bırakmaya yeniye doğru adım atmaya, teslim olmamaya, direnmeye ve iktidar hedefinden şaşmamaya doğru yüreklendirdi ve arkamızda durarak bizi onurlandırdılar. Biz, Atatürk’ün partisini hep birlikte birinci parti yapmıştık. O gün de o binadan Atatürk’ün mirasını alarak hep beraber çıktık. Dün ‘arınma’ deyip iktidarın kenarında barınma hevesinde olanların oldukça yetkili ismine anket soruyorlar, yüzde 3 çıkmış ankette. Diyor ki ‘Anketlerdeki oy oranımıza şu anda bakmıyoruz. Biliyoruz ki seçim gelsin millet Atatürk’ün partisine oy verecektir’ diyor. Şu konu doğrudur. Bu millet Atatürk’ün partisine oy vermek ister. Ama bu millet, Atatürk’ün partisini baraj altında da bıraktı, bu millet Atatürk’ün partisi ile girdiğiniz 14 seçimde sizi birinci parti de yapmadı.”

“Bizler Atatürk’ün partisini hep birlikte birinci parti yapmıştık”

Özel, partisinin kuruluş sürecine ilişkin değerlendirmelerini de sürdürdü:

“Bu millet Atatürk’ün partisine oy vermeyi çok ister ama eğer Atatürk gibi cesursanız, onun ilke ve devrimlerine sıkı sıkıya sarılıyorsanız, onunla Cumhuriyetin kurucu kadrolarıyla husumeti olanlarla mücadeleyi göze alıyorsanız, kimseyi geride bırakmıyorsanız, tek hedefiniz Atatürk’ün partisini iktidar yapmaksa millet 50 yıl sonra arkanızda durur. Yok eğer ‘Bu iktidar, iktidarda dursun, ben Atatürk’ün partisinde muhalefetin başında durayım, yıllarca muhalefet olayım’ derseniz millet alır, böyle yüzde 3’e bırakır. Ondan sonra da Atatürk’ün partisinin adıyla iktidar olma umudunu gösterirsiniz. Bizler Atatürk’ün partisini hep birlikte birinci parti yapmıştık. O gün de binadan Atatürk’ün mirasını hep beraber alarak çıktık. Şimdi o miras Yeni Parti’nin kadrolarına ve milletimize emanettir. Binadan çıktığımız gün milletimize sığındık. Haziran ve Temmuz’da 22 il gezerek milletimizi dinledik. Sokakta, meydanda, tarlada, bana, size, hepimize ‘Yeniyi kurun’ dediler. Kurduk. Adını ‘Yeni’ koydular, uyduk. Sizler de partimizin kurucuları oldunuz. Hem partinin kuruluş sürecinde hem de partiyi kurduktan sonra yaz boyunca büyük bir özveri ve fedakarlık gösterdiniz. Durduğunuz yer, tarihin kayıtlarına geçmiştir. Partimizin kurucular kurulu; grubumuzun tüm milletvekillerine tarih önünde bir kez daha yürekten teşekkür ediyorum.”

“Son aylarda sahada sadece Yeni Parti kadroları vardı. Sokağa çıkamayanlar bir yana, iktidar partisinin de sokakta, tarlada, meydanda, ortada olduğu yoktu. İktidar partisi sokağa çıkamazken sizler gittiniz emeklinin, emekçinin, esnafın, çiftçinin elini sıktınız, derdini dinlediniz. 10 Eylül’den sonra ilk olarak 32 ilde, 20 Eylül - 30 Eylül arası 29 ilde, toplam 61 ilde milletvekillerimiz olarak sahadaydınız. Hızla önümüzdeki ay tamamlanacak programda 81 ilimizdeki çalışmalarımızı tamamlamış olacağız. Geçim sıkıntısı, hayat pahalılığı, torpil, kayırmacılık, adaletsizlik, memleketin her köşesinde ayrı bir feryat gibi yükseliyor. İşte tam da böyle bir dönemde yeni yasama yılına başlıyoruz. Sizlerden, hepimizden milletimizin beklentisi Yeni Parti’den büyüktür. Her birimiz, bize duyulan güvenin sorumluluğuyla, sokağın, çarşının, pazarın, esnafın, fabrikanın ve tarlanın sesi olmak durumundayız. Birazdan ekonomi, dış politika ve milli güvenlik alanlarında kapsamlı sunumları uzman arkadaşlarımızdan dinleyeceğiz. Bu konuda görüş alışverişinde bulunacağız ve daha sonra sizlerin yaz dönemi çalışmaları ile gelecek dönem çalışmalarımıza yönelik olarak da karşılıklı görüş alışverişleriyle birlikte önümüzdeki yasama yılına hep birlikte hazırlanacağız. Bu yasama yılının partimize ve ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyor, her birinize önümüzdeki dönem çalışmalarınız için şimdiden başarılar diliyorum.”

“Fatma Hanım’ın beş ay sonra çektiği parayla 367 daire alabiliyorsunuz”

Özel, konuşmasının fon soruşturmasına ilişkin bölümünde şu ifadeleri kullandı:

“Değerli grubumuz, değerli arkadaşlarım ne yazık ki yeni yasama yılına tarihimizdeki en büyük finansal krizlerinden birinin yakıcı ortamında başlıyoruz. Sadece ‘finansal kriz’ demenin yeterli olmadığı bir devlet krizi ile karşı karşıyayız. Milletimiz geçim derdiyle kıvranırken iktidar partisinin açtığı yolda iktidar partisi mensuplarının içinde olduğu asrın soygunu yaşandı. Vatandaşın devlete emanet ettiği yatırımlarına resmen çöküldü. Devlet kurumlarının güvencesindeki fonlar ve milletin birikimleri çalındı. 800 milyar liralık vurgun çarkı üç-beş kuruşunu enflasyon karşısında korumaya çalışan 455 bin küçük yatırımcının üzerine devrildi. Fon krizi patlak verdiğinde bu dolapları çevirenlerin, haksız kazanç elde edenlerin sıralı tam listesi AK Parti’nin elinde vardı. Ama pustular, sustular, saklandılar, hiç konuşmadılar. Ne zaman ki biz AK Partili eski Bakan ve mevcut Genel Başkan Yardımcısı’nın adeta deveyi hamutuyla götürdüğünü ortaya çıkardık, o zaman birden konuşmaya başladılar. Fatma Hanım, eşi ile birlikte 163 milyon lira yatırmış, fonlar batmadan

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız