İstanbul
Hafif yağmur
7°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,3186 %0.05
51,2861 %-0.1
6.527,99 % -1,43
69.749,99 %0.34
Muhalif. GÜNDEM "Müdahaleye arbede diyen gazeteciler, yaptığınızın farkında mısınız?"

"Müdahaleye arbede diyen gazeteciler, yaptığınızın farkında mısınız?"

Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, Akbelen Ormanı'nı savunan köylüler ve çevrecilere jandarma müdahalesini 'arbede' olarak duyuran gazetecileri eleştirdi.

Okunma Süresi: 6 dk

Bildirici yayımladığı yazısında:

Sözcü gazetesi, Akbelen ormanını savunan köylüler ve çevrecilerle ilgili habere “Akbelen’de arbede çıktı tansiyon yükseldi” başlığını atmıştı. Ama bu başlığın hemen üzerinde “Doğayı koruyanlar kendini ağaca zincirlemek istedi” deniyordu.

Aslında başlık ve spot birbiriyle çelişiyordu. Bir yerde “arbede” çıktığını söyleyebilmek için iki tarafın da şiddet kullanması, bir kavga çıkmış olması gerek. “Arbede” sözlüklerde “gürültülü kavga”, “çatışma”, “patırtı” olarak açıklanıyor.

Oysa Akbelen’de, Limak Holding’in Yeniköy-Kemerköy Termik Santralı’nda kullanmak üzere kömür ocağı açma girişimine karşı ağaçları savunanlar, jandarmaya karşı şiddet kullanmamıştı. Jandarmayla kavga da etmemişlerdi. Orada olanlar Sözcü’nün haberinde şöyle aktarılıyordu:

“Bölgede nöbetlerini sürdüren köylüler ve çevrecilere gece yarısı 250 jandarma görevlisi müdahale etti. Yerde oturarak bekleyen üç kadının etrafını 14 jandarma çevirince gerginlik yaşandı. Kazdağları direnişçilerinden Füsun Kayra da beline bağladığı zincirlerle kendisini çam ağaçlarından birine bağlamak istedi. Jandarmalar Kayra’yı engelleyip gözaltına almak isteyince arbede çıktı. Nöbet alanından zorla çıkarılan kalabalık duruma isyan etti.”

Her ne kadar haberde de “arbede çıktığı” vurgulanıyorsa da aslında anlatılan bir kavga, karşılıklı şiddet kullanma hali değil. Hatta müdahale, direnişle karşılaşınca “orantısız şiddet”e dönmüş.

Neticede 250 jandarmanın 50 kadar direnişçiyi zor kullanarak ormandan çıkarmasını anlatıyor bu haber. Ama olanları tanımlamada tam bir kafa karışıklığı sergileniyor. Haberde, başlık ve spotlarında Akbelen ormanlarında yaşananlar “arbede”nin yanı sıra “müdahale” ve “orantısız şiddet” fiilleri ile ifade ediliyor.

Jandarma köylüleri darp etmiş

Ne yazık ki, Akbelen’de yaşananları tanımlamadaki bu kafa karışıklığı, sadece Sözcü’de yaşanmadı.

Sözcü’nün haberini alıntılayan T24 sitesi “Milas Akbelen Ormanı'nda ağaç kesimine karşı nöbet sürüyor; jandarma ile çevreciler arasında arbede yaşandı”, MedyaFaresi “Akbelen direnişi: Jandarma ile çevreciler arasında arbede çıktı” başlıklarında “arbede” sözcüğünü kullanmıştı.  GazeteDuvar, “Jandarma, Akbelen’de orman nöbetindeki köylüleri otoyola sürükledi” ve Evrensel “Akbelen ormanından müdahaleyle çıkarılan köylüler: Limak’ı değil ormanı koruyun” haberlerinin içinde “arbede”den söz ediliyordu.

Ormanda yaşananları aktaran ender gazetelerden olan Cumhuriyet, Birgün ve Gazete Pencere’nin haberlerinde ise olaylar “jandarmanın müdahalesi” olarak anlatılmış: “arbede” denilmemişti. Cumhuriyet’in haberinde “Köylülerin alandan gitmeyeceklerini söylemeleri üzerine iddiaya göre darp edilerek 200 metre ileriye götürüldüler” bilgisi de veriliyordu. Yani köylüler ve çevreciler, müdahale eden jandarmaya karşı şiddet kullanmamışlar; bizzat onlar “darp” edilmişler, onlara şiddet kullanılmıştı.

Aşut: “Arbedede fiziki temas olur”

Doğrusu bu üç gazetenin yazdığı. Öyle ya, tek taraflı şiddet kullanmanın adı “arbede” olamaz. Doğru sözcük, “müdahale”. Akbelen’de jandarma müdahale etmiş, zor kullanarak köylüleri ve çevrecileri ormandan çıkarmış. Hatta bazı insanları da darp etmiş. Müdahale sırasında insanlar direnmiş, kargaşa çıkmış olabilir ama ona da arbede denemez.

Tabii bunları yazarak aslında Birgün yazarı Attila Aşut’un alanına girmiş oldum. Türkçe ve dilin gazetecilikteki kullanımıyla ilgili uzman isim o. “Arbede” sözcüğünün bu haberlerde kullanımı hakkında onun da görüşünü sordum, şu yanıtı verdi:

“Yayın organlarının kimi sözcük ve kavramları özensiz kullanımına çok sık tanık oluyoruz. Değindiğin örnek de bunlardan biri. ‘Arbede’den söz edilebilmesi için karşılıklı fiziki temas olması gerekir.

Oysa aktarılan haberlere konu olan olaylarda hep tek yanlı müdahale, engelleme, iteleme, alan dışına sürme, hatta saldırı eylemi var. O nedenle eleştirilerin son derece yerinde. Bu yanlış kullanımların hemen her yayında karşımıza çıkması, biraz da dijital yayıncılığın ‘kes/yapıştır' kolaycılığından kaynaklanıyor.”

Aşut’un da vurguladığı gibi, bir olayda yaşananlara “arbede” diyebilmek için “fiziki temas” olması gerekli. Akbelen’de köylüler ve çevreciler ile jandarma arasında yaşananlara “arbede” denilemez.        

Toplumsal gösteri haberlerinde hep aynı üslup

Aslında “müdahale” ile “arbede” karmaşası, sadece Akbelen ormanındaki köylüler ve çevrecilere jandarmanın müdahalesi haberlerinde yaşanmıyor. Bu yanlışlık, medyanın hemen tümünde sık sık tekrarlanıyor. Toplumsal gösteri haberlerinde güvenlik güçlerinin “müdahalesi” yerine çoğu kez “arbede” ya da “olay çıktı” ifadeleri kullanılıyor. Halbuki göstericilerin müdahaleye karşılık vermesi, karşılıklı bir çatışma çıkması halinde bir “arbede”den söz edilebilir.

Örneğin CNN Türk’ün “1 Mayıs’ta yine arbede yaşandı” haberinde “Taksim'e giriş ve çıkışlar kapatıldı ve izinsiz gösteri yapmak isteyenler polis müdahalesi ile karşılaştı. Beyoğlu Tarlabaşı da arbedenin yaşandığı alanlardan biri oldu. Sloganlar eşliğinde toplanan başka bir grupsa Taksim Meydanı'na çıkmak için Galatasaray Meydanı girişine geldi. Bariyerleri deviren eylemcilere polis müdahale etti” bilgisi veriliyordu. Ama göstericilerin polise fiziki olarak karşılık verdiğine dair bir ifade yoktu.

DW’nin “Boğaziçili öğrencilerin AKP’li rektör isyanı” haberinde “Polis, barikatı aşmak isteyen öğrencilere müdahale etti, biber gazı kullandı. Çıkan arbedede bazı öğrencilerin gözaltına alındığı ancak daha sonra serbest bırakıldığı bildirildi” deniliyordu. Öğrencilerin polise karşı şiddet kullandıklarına dair bir bilgi verilmemişti haberde.

Milliyet’in “Kadıköy’de İstanbul Sözleşmesi protestosu” haberinde gösteriler sırasında yaşananlar “Bahariye Caddesi’nde toplanan kadınlar, ellerindeki pankartlarla sloganlar atarak, Ayvalıtaş Parkı’na yürümek istedi. Polis grubun önünü kapatarak yürüyüşü engelledi. Bu sırada polis ile grup arasında kısa süreli arbede yaşandı” diye aktarılıyordu. Bu haberde de göstericilerin polisin müdahalesine karşılık verdiğine dair bilgi yoktu.

Habertürk’ün “Beyoğlu’nda polis müdahalesi” haberinde “Galatasaray Lisesi önünde toplanan bir grup, pankart açarak basın açıklaması yapmak istedi. Çevik kuvvet ekipleri ve sivil polisler, uyarıya rağmen dağılmayan gruba müdahalede bulundu. Müdahale sırasında kısa süreli arbede yaşandı” ifadesi kullanılmıştı. Bu cümlelerden basın açıklaması yapmak isteyen grubun polise karşı koymadığı anlaşılıyordu.

Göstericilerin fiziki olarak karşılık vermemesine rağmen güvenlik güçlerinin müdahalesinin “arbede” olarak tanımlandığı haber örnekleri çoğaltılabilir.

   Anlatmak istediğim haber yazarken seçilen sözcüklerin önemi. Müdahale, arbede, olay, şiddet, kargaşa, kavga gibi sözcükleri yerli yerinde kullanmak gerek. Dikkat etmeden polis ya da jandarmanın göstericilere müdahale ederek zor kullanmasını “arbede yaşandı” ya da “olay çıktı” diye anlatmak, şiddete meşruiyet kazandırmaya yol açar.  

Gazeteciler, demokratik ve barışçıl gösterilere, sivil itaatsizlik eylemlerine güvenlik güçlerinin gözünden bakmamalı, onların diliyle haberleştirmemeli.  

Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici'nin yazısı için tıklayınız.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız