İstanbul
Hafif yağmur
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,4703 %0.11
51,0115 %-0.44
6.500,67 % 1,28
67.366,81 %1.23
Muhalif. GÜNDEM Medyanın değirmeninin suyu

Medyanın değirmeninin suyu

Okunma Süresi: 2 dk

Bu haftanın gündemi şüphesiz Kemal Kılıçdaroğlu’nun TV100 kanalında Uğur Dündar’la röportajı esnasında, ekranın altında beliren SADAT reklamıydı… Hadisenin ehemmiyetini vurgulamak için hatırlatmak isterim; sn. Kılıçdaroğlu, SADAT (Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.) isimli paramiliter yapının idaresinin kapısına geçtiğimiz aylarda dayanmış ve bu yapıya dikkatleri çekmişti. Hülasa ana muhalefet partisi genel başkanının hedef gösterdiği bir oluşumun reklamının, üstelik katıldığı bir televizyon programında yapılması tabiatiyle tepki çekti.

Bu durum elbette ki etik değildi. Yaşanan gayriahlâkî durum üzerine kanal yönetimi üç çalışanını işten çıkardı. Yalnız dikkatli kamuoyu biliyordu ki bu durumun müsebbibi o üç çalışan olamazdı. Hemen kanal sahibinin kimliği, bağlantıları araştırıldı ve TV100’ün sahibi Necat Gülseven’in suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı ile bir fotoğrafı ortaya çıktı.

Bir reklam dolayisiyle çıkan hadisenin ucu gene medyaya dayanmıştı.

Medya deyip geçmeyiniz, zira, “medya” ismiyle adlandırılan yapı halk üzerinde o kadar muktedirdir ki; hayatî mevzularda ilerleyen durumun seyrini aksine döndürebileceği gibi iktidarı bile değiştirebilir!

28 Şubat döneminde askerlerin, doğrudan medyaya ve önde gelen gazetecilere “brifing” vermeleri nafile değildi.

Tansu Çiller’in Doğru Yol Partisi’nin başına geçmesi gene medyanın kuvvetiyle başarılmamış mıydı?

Turgut Özal’ı ve Anavatan Partisi’ni yıpratan, Özal ailesinin aleyhinde hemen her gün gazetelere yansıyan haberler değil miydiler?

Medyanın tüm bu gücünün farkında olan iktidarlar ve iktidarı yıpratmak için hiçbir fırsatı kaçırmamakta kararlı muhalifleri daima medya kuvvetini ellerinde tutmak istemişlerdir. Hatta her biri bir medya kanalı (eskiden gazete yahut mecmua) sahibi olmak için gayret göstermişlerdir...

Köşe yazısının tamamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız