İşte gazeteci ve yazar Emin Çölaşan'ın Sözcü gazetesi için 17 Ocak Cumartesi günü kaleme aldığı, “Ve bir “Gazeteciler” Cemiyeti!" başlıklı yazısı:
Sevgili okurlarım, dünkü yazımın başlığı “Gelen Gitmiyor Acep Nedendir” idi. Türkiye’de bazı kurumların, sivil toplum kuruluşlarının ve özellikle sendikaların başına gelen kimselerin ekipleriyle birlikte oralara nasıl çöktüklerini kısaca anlatmaya çalışmıştım.
Bunlar önceden ayarlanan delege oyunlarıyla seçiliyor, kuruluşların başına çöküyor ve bu ballı kaymaklı görevden uzun yıllar boyunca ayrılmaları artık söz konusu olmuyor. Avantalı koltuklara her biri adeta kıçlarından zamkla yapışıyor.
Şu anda bazıları 36 yıldan, bazıları 25 yıldan bu yana o koltuklarda oturuyor.
Dün bir okurumdan mesaj aldım... ”Emin Bey yazınızda Ankara Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin’e değinmemişsiniz. Kendisi tam 36 yıldan bu yana, kesintisiz olarak o kuruluşun başkanlığını yapmaktadır. Onu değiştirmek asla mümkün değildir” diyordu.
Doğrudur, okurum haklıdır... Ve aynı dümenler ve ayak oyunları bizim gazetecilik mesleğinde de vardır. Şimdi size benim yaşadığım bir olayı kısaca anlatayım.
Yıl 1977... Bu mesleğe Milliyet’te başlamış çiçeği burnunda bir muhabirim. Dönen dümenleri bilmiyorum. Cemiyetin o günkü başkanı olan Beyhan Cenkçi’nin Milliyet’te foto muhabiri olan kardeşi Engin Cenkçi yanıma geldi, cemiyete üye olmamı istedi. Bunun için iki kıdemli üyenin referansı gerekirmiş. (Bu arada isminden yola çıkıp karıştırmayalım, Beyhan Cenkçi erkektir.)