Kurulduğu zamanın efsane yayıncı şirketi Digiturk’ün, dijital platformlara üye olanların ve internet üzerinden yayın almayı tercih edenlerin sayısı arttıkça üye kaybına uğramış olması çok olası. Peki bu kurumun kendisini daha cazip hale getirmek için bir çabası var mı? İşte o tartışmaya açık.
Sıradan bir Digiturk abonesi olarak başıma gelenleri yorumsuz ve eksiksiz sizlerle paylaşıyorum.
Son bir kaç ay içinde 3-4 defa Digiturk müşteri hizmetlerinden arandım ve Digiturk’ün uydu değişimine gittiğini ancak evdeki cihazın bunu online yapmaya uygun olmadığını ve yerinde servisle bunu yapacaklarını bildirdiler. Yıl sonuna kadar tüm üyelerde bu değişimin yapılacağını, cihazı uygun olanlarınkinin telefonla, uygun olmayanların teknik destekle yapılacağını ve takvimlenince aranacağımı söylediler. Fakat o takvimle ilgili arayan soran olmadı…
Son on gündür yayında kesinti takılma ve her zamanki gibi kutuyu aç kapa, kolay kurulum yap uyarıları çıkmaya başladı. Belirtilen adımlara rağmen sorun devam etti ve sonunda maalesef müşteri hizmetlerini aramak zorunda kaldım.
Müşteri hizmetlerinde işini yapmaya çalışan görevli ile birlikte tekrar cihazı kapattık yazılımı güncelledi ve tekrar kurulum yaptık. Bu defa kanalların hiçbiri yayına gelmedi.
Kanallar geri gelmedi ama malum konu tam da bu sırada geldi.
Uydu değişimi yapılması gerek dendi ve yayın komple gitti. Bütün bu olanlar çağrı merkezindeki görevli hattayken ve onun talimatları ile yaşanırken çözüm olarak teknik servis yönlendirmesi gerektiğini ve bu teknik servis için ödeyeceğim ücreti söyledi.
Her adımı müşteri hizmetlerindeki görevliyle yapmış olduğum ve uydunun değiştirilmesi ile bir kullanıcı olarak hiçbir ilgim olmadığı için bu ücreti ödemeyeceğimi söyledim, aboneliğimin iptalini istedim.
Gelelim ikinci aşamaya…
Konuştuğum kişi beni ilgili birime aktardı. Yine uzun süren bir bekleyişten sonra muhtemelen evinde yada hiç de uygun olmayan başka bir yerde rahatsız ettiğim bir üst muhataba sonunda aktarıldım.
Telefonu çekmediği için kendisini zar zor anlayabildiğim görevli bana kendinden emin şekilde sorunun çanaktan kaynaklandığını ve bu ücreti ödemem gerektiğini söyledi. Uygun olmadığı için sistemi göremediğinden tam da bu anda emin oldum. Kendime ait olmayan ve bir çok dairenin kullandığı çanaktan yayın aldığımı söyleyince, kablolalardandır tespitini sundu.
Onun da mümkün olmadığını açıkladıktan sonra geldik bence müşteri memnuniyetsizliğinin delili olan cümleye; ‘’O zaman iki yıl abonelik taahhüdü verin size ücretsiz servis gönderelim’’
Bu noktada içimden gelenleri okuyanların yorumuna bırakıyorum.
Saatlerce bana prensip ve kurallardan bahseden yetkili böyle diyordu. Sonuç olarak üyeliğimin iptalini isteyince önce bana cezai şart iletildi. Ona da tamam yeter ki bu nahoş uygulamaya maruz kalmayayım cümlemin hemen ardından ise ne hikmetse hat kesildi…
Abonelik sözleşmeleri, hizmet prensipleri, çağrı merkezi usullerine günlük hayatta anlayış ve saygı gösteren bana bu durum, benzeri kurumlarda görev gereği gün boyu ekranda çıkanı defalarca tekrarlamak zorunda kalan emekçiler dışında çok şey düşündürdü!!
Elbetteki aboneliğimi bin dereden getirilen suya ve cezai şarta rağmen iptal edeceğim. Ancak akşam vakti evimdeki huzurumun kaçırılıp saatlerce bu muameleye maruz kalmamın bir cezai şartı olabilir mi?
Ben bunu yaşadım ve paylaşmak istedim, ihtiyaç halinde Digitürk’ü aramadan önce başınıza geleceklere en azından hazır olun diye..