İstanbul
Parçalı bulutlu
9°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,4759 %0.09
51,3049 %0.09
6.418,54 % 0,01
67.422,97 %0.914
Muhalif. GÜNDEM Cumhurbaşkanı Erdoğan: Adalet dağıtamayan bir devlet, temeli çürük bir bina gibi yıkılıp gitmeye mahkûmdur

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Adalet dağıtamayan bir devlet, temeli çürük bir bina gibi yıkılıp gitmeye mahkûmdur

”Devlet ancak ve ancak adalet üstünde yükselir”

Okunma Süresi: 4 dk

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, adalet vurgusu yaptığı konuşmasında, ”Adalet dağıtamayan, vatandaşına adaletle hükmedemeyen bir devlet, tıpkı temeli çürük bir bina gibi yıkılıp gitmeye mahkûmdur” dedi. 

Dolmabahçe Sarayı’nda İslam Dünyası Anayasa Yargısı Konferansı Açılış Kongresi düzenlendi.

Konferansın açılış konuşmasını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan özetle şunları söyledi:

”Devlet ancak ve ancak adalet üstünde yükselir”

”Devletin görevi hepsi eşit haklara sahip vatandaşlarına güvenlikten temel ihtiyaçların karşılanmasına her alanda birinci sınıf hizmet vermektir. Hiç tereddütsüz devlet de kendi içinde bir güçler dengesine sahiptir.

Demokratik sistemin omurgasını oluşturan erkler arasında çekişme, çatışma, ve ya yıkıcı rekabet yaşanması halindeyse bunun zararını toplum görmektedir. Yasama, yürütme ve yargı arasındaki denge kadar bunların her birinin kendi içindeki uyumu da önemlidir.

Adalet hizmetlerinin sunumunda ideolojik taassuba ve bürokratik oligarşiye asla yer olmamalıdır. Adalet sadece mülkün temeli değildir aynı zamanda devlet mimarisini bir arada tutan kilit taşıdır.

Devlet ancak ve ancak adalet üstünde yükselir, gelişir, güçlenir, büyür. Adalet dağıtamayan, vatandaşına adaletle hükmedemeyen bir devlet, tıpkı temeli çürük bir bina gibi yıkılıp gitmeye mahkumdur.

”Yargıda birliği temin ve tesis ettik”

Türkiye olarak geçmişte yaşadığımız tecrübeler ışığında, son 20 yılda bilhassa adalet hizmetlerinin kalitesini artıracak pek çok adım attık. Sivil yargı askeri yargı ayrımını ortadan kaldırarak yargıda birliği temin ve tesis ettik. UYAP’ı hayata geçirerek teknolojik ve bilimsel gelişmeleri yargının hizmetine sunduk. Uzlaştırmacılık ve arabuluculuk sistemlerini kurarak taraflara kolaylık getiren alternatif çözüm yollarını uygulamaya koyduk. Anayasa mahkemesine bireysel müracaat imkanı, lekelenmeme hakkı, kamu denetçiliği kurumu, Türkiye insan hakları kurumu, kişisel verileri koruma kurumu gibi pek çok reformu hayata geçirdik. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçerek tarihimizde ilk defa güçler ayrılığı ilkesini tam manasıyla ülkemizde tesis ettik” dedi.

Adalet hizmetleri ve insan hakları başlıkları altında yapılanlar, ne kadar büyük olursa olsun hiçbir zaman yeterli değildir. Hayatın devamlı değiştiği, değişimin beraberinde yeni sorunlar ürettiği bir iklimde, hukuk sisteminin bunun dışında kalması düşünülemez. Ülkeyi yönetme sorumluluğunu taşıyan siyasetçiler olarak biz de meseleye böyle bakıyor, mevzuatımızı devamlı geliştiriyoruz.

”Yunanistan’ın şımarıklığına tepki gösterilmiyor”

Müslümanlara yönelik arızi bakış açısının ürünü kin ve nefret dalgalarının olumsuz etkisi hemen yanı başımızda bugün de devam ediyor. Batı komşumuz Yunanistan’ın göçmenlere karşı sergilediği tavır artık vahşet boyutuna varmıştır. Mülteci botlarının denizin ortasında batırılmasında göçmenlerin işkence edilerek ve sorularak geri itilmesine varan zulümlere her gün bir yenisi ekleniyor. Yunanistan’ın bu şımarıklığına ve zalimliğine batı ülkeleri kayda değer bir tepki de göstermiyor. Sınır hattın ve nazi kamplarını andıran mülteci barınaklarından yansıyan görüntüler karşısında sürdürülen aymazlık hepimizi derinden üzüyor.

Benzer bir tavra terörizmle mücadele konusunda da şahit oluyoruz. Suriyeli, Iraklı, Afrikalı göçmenlere kapı duvar olan kurumlar, sıra PKK’lı ve FETÖ’cü teröristlere gelince olabildiğince hoş görülü davranıyor. 15 Temmuz Gecesi 250 vatandaşımızı şehit eden darbeciler bugün birçok Avrupa ülkesinde ellerini kollarını sallayarak özgürce gezebiliyor.

”FETÖ ele başının malikanesinin kapısını çalan olmadı”

Verdiğimiz klasörler, bütün bu klasör dolusu belge ortada ama barındığı ülkenin güvenlik birimlerinden FETÖ ele başının malikanesinin kapısını çalan hala olmadı. Türkiye’nin 252 evladını şehit verdiği darbe teşebbüsü sonrasında attığı hukuki adımları eleştirenlerin bugün darbe söylentileri karşısında aldığı sert tedbirleri hepimiz görüyoruz.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız