Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, TBMM’de düzenlenen Yeni Yol grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Davutoğlu, hem işçi hakları hem de toplumsal meseleler üzerinden dikkat çeken açıklamalar yaptı.
Doruk Madencilik işçileri üzerinden eleştiri
Ankara’da alacaklarının ödenmesi talebiyle eylem yapan Doruk Madencilik işçilerine ilişkin sürece değinen Davutoğlu, arabuluculuk yapan kurumları eleştirdi:
"Dün anlaşma sağlandı. Kim sağladı anlaşmayı? İçişleri Bakanlığı, Enerji Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı. Madem bu işçileri haklı bulacaktınız, bir uzlaşı için işçilerle emek sömürücüsü işveren arasında bir anlaşma zemini bulacaktınız bu vatana, bu millete bu zulmü niye yaptınız?" diye sordu.
Davutoğlu ayrıca bakanlara yönelik sert ifadeler kullanarak şunları söyledi:
"Ey Enerji Bakanı, şimdi garantörlük yapıyorsun o işçiler senin binanın önünde günlerce açlık nöbeti yaptılar neredeydin sen? Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, sen işverenin değil işçilerin bakanısın be adam. Allah aşkına bu işçileri niye çağırmadınız bir kere? 'Ne istiyorsunuz kardeşim? Nedir derdiniz?' diye niye sormadınız? Değerli işçi kardeşlerim, yüzlerce kilometreyi Eskişehir'den buraya yürüyen kardeşlerim, açlık grevi yapıp sırtını derdini anlatmak için kullanan kardeşlerim, biz bu meselenin takipçisi olacağız hiç tereddütünüz olmasın. Sizin garantörünüz sizinle konuşmaya tenezzül etmeyen Enerji Bakan'ı değil, sizi temsil etmeyen Çalışma Bakan'ı değil sizin garantörünüz biziz"
Okul saldırılarında hayatını kaybedenler ve KHK vurgusu
Davutoğlu, 23 Nisan’da okul saldırılarında hayatını kaybeden çocukların ailelerini ziyaret ettiğini belirterek yaşadıklarını anlattı ve siyasetçilere eleştiriler yöneltti. Açıklamalarında Gazze ve toplumsal duyarlılık temaları da öne çıktı.
"Her birisi bir destan ve her birisi Türkiye’de bir resim ortaya koyuyor ve her birisi de siyasetçilere, bizlere ve bütün siyasetçilere ders veriyor. Başlayayım birer birer, nasıl ders veriyorlar? Dinliyordum ilk Düziçi’nde oturdum, Adnan’ın babası ki bütün aile öğretmen, teyzeleri öğretmen, annesi öğretmen, babası öğretmen. Çok hüzün duydum ama biraz sonra geleceğim, büyük de ümitlendim bu ziyaretlerden sonra. Babası anlatıyor, 'oğlumun doktor olmasını istiyordum çünkü babamı kanserden kaybetmiştim. Onkoloji okusun istiyordum. Bir gün Adnan geldi ve dedi ki baba, ben vazgeçtim. Ben savaş pilotu olacağım ve Gazzeli çocukların intikamını İsraillilerden alacağım'. Hacılar hu der ilahisini çok seviyormuş ama Minap’ta çocuklar ölünce gelmiş, babasına demiş ki 'Ben artık bu ilahiyi okumayacağım çünkü orada hu diyen hacılar Minap’taki çocuklara sessiz kaldı' demiş. Şimdi hemen onun yanında birini daha zikredeyim, sınıf başkanı Adnan, Maraş’ta Belinay kızım da sınıf başkan yardımcısı. Belinay da bayram harçlığını kumbaralarda toplayıp Gazzeli çocuklar için harcıyormuş ve kermeslere gidiyormuş Filistinliler için."
"Ben bunları dinlerken, açık söyleyeyim, gözümün önünden İsrail’le ticaret yapan ve bu ticarete izin veren siyasetçiler geçti, 'Ama ne yapalım, karlı, dış ticaret açığımızı kapatıyor' diyen Ticaret Bakanı geçti. Gözümün önünden 'Bu petrol geçişleri bize kâr getiriyor' diyen bir Grup Başkanvekili hanım geçti ve yazıklar olsun onlara dedim. 10 yaşındaki çocuklar, bu siyasetçilere ders vermeli ders. Bu liderlik dersidir, liderlik. Bir sınıf başkanı, 10 yaşındaki çocuğun bilincine bakın. Bir de ülkeyi yönetmekle birlikte aç ve sefil, Enerji Bakanının önünde duran vatandaşına gözünü kapatan siyasilere bakın, yazıklar olsun. O 10 yaşındaki çocuktan ders alsalar, diyecekler ki, 'Ben bu ülkenin cumhurbaşkanıyım, bakanıyım. Onlar açsa ben tok yatamam' demesi gerekir."
Erdoğan’a KHK ve toplumsal barış çağrısı
Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın taziye telefonu üzerinden KHK düzenine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak toplumsal barış çağrısı yaptı:
"Sayın Cumhurbaşkanı'na sesleniyorum, 10'uncu yıla girerken toplumsal barış iklimi yakalayalım. Bir kez düşünün zihninizde, bu Yusuf Tarık eğer burada o çocuklarla birlikte şehit olmasaydı, dışarıda bir yerde trafik kazasında ölseydi, babası KHK'lı diye muhtemelen kimse onun evine gitmeyecekti. Bu çocuklar bizim, hepsi masum. Gelin ne yapalım bakın; darbe teşebbüsünde fiilen yer almış olanlara en sert cezaları uygulayınız ama üçe ayırdınız ya ona sadık kalın. Üstü ihanet dediniz ya onlara karşı tavrınız net olsun, o net tavırda yanınızdayız. Yurt dışında hala ihanet şebekesi olanlara karşı tavrınız net olsun. İkinci kategori olan ticaret, üçüncü kategori olan ibadet var en büyük kesim bu ibadet kesimi. Ticaret kesimi parayı verdi kendini kurtardı. O ibadet kesimi ise devletin açtığı okullara çocuklarını gönderdikleri için, devletin teminat verdiği bankalara para yatırdıkları için, devletin izin verdiği derneklere gidip üye oldukları için yıllarca hapis yattılar. İhanet şebekelerinin başını, kardeşini büyükelçi yaptınız. Onların akrabalarına sivil ölüm cezası tatbik ettiniz, bu adalet değil. Darbe karşıtlığına evet, adaletsizliğe hayır diyoruz.
Yusuf Tarık da büyüyecek ve bu ülkeye hizmet edecekti. Nice böyle çocuklar var; Yusuf Tarık bir tane değil ki. Muhtemelen KHK’lı yüz binlerce çocuk var, annesi babası KHK’lı olan çocuklar var. Nitekim geçmişte bu kürsüden söyledim; bir kızımıza 10. sınıfta ödül aldığı hâlde, babası annesi KHK’lı olduğu için ödül verilmedi, biliyorsunuz. Birisi, babası annesi KHK’lı olduğu için 16 yaşında intihar etti. Bir başka kız, Sümeyye; annesi hapishanede öldü. Şimdi bu çocuklar devletimizin geleceği ve bizim çocuklarımız... Bir girişim başlatmış Sayın Cumhurbaşkanı. Başkasına bırakmayın, siz yapın. Siz yaparsanız bu işler yürüyor."