Uluslararası seyahatlerin giderek kolaylaştığı günümüzde, birçok ülke turist kabulünde esnek davranırken, kalıcı oturum ve vatandaşlık söz konusu olduğunda katı kurallar uyguluyor. Türkiye ile diplomatik ve ticari ilişkileri iyi olan ülkelerde dahi vatandaşlık süreçleri çoğu zaman ciddi bürokratik engellerle dolu.
Küresel ölçekte pasaportların sağladığı haklar ile vatandaşlık süreçlerindeki zorluklar arasındaki fark giderek büyüyor. Bazı ülkeler, nüfus yapısını, siyasi düzenini veya sosyal dengelerini koruma gerekçesiyle yabancılara vatandaşlık hakkını neredeyse ulaşılamaz hale getiriyor.
Vatandaşlık almakta en zor ülkeler arasında şunlar bulunuyor:
Vatikan: Dünyanın en küçük devleti olan Vatikan’da vatandaşlık, yalnızca dini görev süresi boyunca geçici olarak tanınıyor.
Kuzey Kore: Yabancılar için vatandaşlık neredeyse imkânsız; ülkeye giriş dahi sıkı denetim altında.
Butan: Nüfus ve turizm politikaları doğrultusunda vatandaşlık konusunda son derece seçici.
Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri: Uzun süreli ikamet bile çoğu zaman vatandaşlık için yeterli değil; istisnai durumlar dışında yabancılara açık değil.
Suudi Arabistan, Kuveyt ve Lihtenştayn: Soy bağı ve uzun ikamet şartları belirleyici; kültürel ve dini kriterler de sürece etki ediyor.
İsviçre ve San Marino: Vatandaşlık başvuruları merkezi otoriteler ve yerel topluluklar tarafından titizlikle değerlendiriliyor.
Monako: Prenslik makamının onayı şart; süreç son derece sınırlı.
Japonya ve Çin: Çifte vatandaşlık yasakları ve soy bağı odaklı sistem yabancılara vatandaşlık yolunu zorlaştırıyor.
Avusturya ve Finlandiya: Uzun ikamet süreleri, dil yeterliliği ve uyum kriterleri titizlikle uygulanıyor.
Uzmanlar, bu ülkelerde vatandaşlık almanın sadece hukuki prosedürle değil, aynı zamanda kültürel, sosyal ve siyasi bağlarla da sıkı şekilde ilişkilendirildiğini belirtiyor. Bu durum, turist olarak kolay seyahat ile kalıcı yurttaşlık arasında büyük bir çelişki yaratıyor.