ABD ile İran arasında yaklaşık altı aydır süren çatışmaların ardından Washington cephesinden çarpıcı bir kulis bilgisi sızdı. ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine'in, savaşın daha fazla tırmandırılmasının ABD'nin çıkarlarına zarar verebileceği ve yalnızca hava saldırılarıyla Başkan Donald Trump'ın hedeflerine ulaşılmasının düşük ihtimal olduğu gerekçesiyle yönetim içinde savaştan bir "çıkış yolu" aradığı bildirildi.

CNN'e konuşan ve konu hakkında bilgi sahibi olan üç kaynağa göre Caine, son haftalarda Trump yönetimindeki üst düzey danışmanlara savaşın sona erdirilmesi için alternatif stratejiler geliştirilmesi gerektiğini özel olarak iletti. Kaynaklardan biri durumu doğrudan "Caine bir çıkış yolu arıyor" sözleriyle özetledi. Amerikan basınına yansıyan yeni bilgilere göre, Caine'in sözcüsü Joseph Holstead bu iddialar üzerine gizli görüşmeler hakkında yorum yapmayacaklarını belirterek konuyu yalanlamaktan kaçındı.

Hava gücünün sınırları ve ordunun kapasitesini koruma refleksi
Orgeneral Caine'in bu konudaki endişelerini yalnızca kendi ekibiyle değil; CIA Direktörü John Ratcliffe, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Başkan Yardımcısı JD Vance gibi kabinenin diğer kilit isimleriyle de paylaştığı belirtiliyor. Hatta basına konuşan kaynaklara göre, Caine'in bu uyarısının arkasında ABD ordusunu ve askeri personeli yıpranmaktan koruma güdüsü yatıyor.

Caine ve Trump yönetimindeki bazı yetkililer, savaşın geldiği şu aşamada askeri seçeneklerin ciddi anlamda daraldığını düşünüyor. Geçtiğimiz ay Kongre'de yaptığı bir konuşmada "hava gücünün sınırları olduğunu" açıkça vurgulayan Caine, yalnızca bombardımanla İran'ı teslim olmaya zorlamanın gerçekçi bir strateji olmadığı görüşünde. Başkan Trump ise şu ana kadar İran'a kara birlikleri gönderme fikrine sıcak bakmayıp, şiddetli hava saldırılarının Tahran'ı ABD'nin şartlarını kabul edeceği bir anlaşmaya zorlayabileceğini savunuyor. Kaynaklara göre Caine, askeri operasyonların risklerini Başkan'a aktarırken, ordunun istenildiği takdirde İran'a büyük çapta zarar verebilecek kapasitede olduğunun da altını çiziyor.
Kritik mühimmat stoklarında tehlike çanları
Washington'ın karşı karşıya kaldığı en ciddi sorunlardan biri ise hızla eriyen mühimmat stokları. CNN'e konuşan askeri kaynaklar, ABD'nin bilhassa gelişmiş füze önleyici sistemlerinde ve yüksek teknoloji mühimmatlarında stokların “tehlikeli derecede düşük” seviyelere gerilediği uyarısında bulunuyor. Bu durum, sadece İran operasyonlarını sekteye uğratmakla kalmayıp ABD'nin İsrail ve Ukrayna'ya sağladığı askeri desteği de riske atıyor.
Bunun yanı sıra Körfez ülkeleri, ABD'nin gelişmiş hava savunma sistemlerinde yaşayabileceği olası zafiyetlerin, İran'ın misilleme saldırıları karşısında kendi enerji altyapılarını korumasız bırakabileceği konusunda Washington yönetimine endişelerini iletmiş durumda.
"Köstebek vurma" oyununa dönen hedefler ve misilleme riski
Başkan Trump daha önce İran'ın enerji altyapısını hedef alma tehdidinde bulunmuş olsa da ABD'li yetkililer böyle bir hamlenin Tahran'ı teslim olmaya zorlamaktan ziyade, Körfez ülkelerinin enerji tesislerine yönelik şiddetli misillemeleri tetikleyeceğini öngörüyor. Üstelik İran'daki insansız hava aracı (İHA) ve füze fırlatma noktalarının sürekli yer değiştirmesi, hava operasyonlarını askeri bir hedeften çok "köstebek vurma" oyununa dönüştürmüş durumda. Kaynaklar, elektrik santralleri veya köprüler gibi sabit hedeflerin bombalanmasının bile savaşın nihai sonucunu değiştirmeyeceğine dikkat çekiyor.
Bu operasyonel açmaz, Pentagon ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nı (CENTCOM) İran'a yönelik askeri stratejiyi bütünüyle yeniden değerlendirmeye itti. Hatta geçtiğimiz günlerde CENTCOM'daki üst düzey bir askeri yetkilinin, İran'a baskı uygulamak için “yaratıcı ve alışılmadık” yeni yöntemler bulmak adına kurum içinde fikir alışverişi başlattığı basına yansımıştı.
Sembolik zafer ve diplomasiye açık kapı
Güvenlik uzmanlarına göre İran'ı kesin bir askeri yenilgiye uğratmanın tek yolu, kara birliklerinin de fiilen sahada olduğu büyük çaplı bir işgal operasyonundan geçiyor. Ancak böyle bir harekatın binlerce Amerikan askerinin hayatına mal olabileceği ve ciddi bir siyasi bedel yaratacağı biliniyor. Pentagon masada bu tür senaryolar bulundursa da şu an yönetim içinde kapsamlı bir kara harekatını savunan belirgin bir aktör bulunmuyor.
Tüm bu tablo ışığında; Caine ve diğer kurmayların, Başkan Trump'a hem kamuoyuna karşı en azından "sembolik" bir zafer olarak sunabileceği hem de diplomatik müzakerelerin önünü tamamen kapatmayacak bir çıkış stratejisi sunmaya odaklandığı belirtiliyor. Bu stratejinin ilk somut adımının ise Hürmüz Boğazı'nın yeniden ticari gemi trafiğine açılmasını sağlayacak bir ön anlaşma olabileceği değerlendiriliyor.