İstanbul
Parçalı bulutlu
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,0484 %0
50,2893 %0
6.196,67 % 0,03
91.136,08 %-0.06
Ara
Muhalif. BİLİM - TEKNOLOJİ Süper zekaya giden yol: Yapay zeka kontrolden çıkarsa dünya neyle karşılaşacak?

Süper zekaya giden yol: Yapay zeka kontrolden çıkarsa dünya neyle karşılaşacak?

Akademik çevrelerde giderek daha ciddiyetle tartışılan senaryolara göre, Yapay Genel Zeka’ya (AGI) ulaşılması halinde yaşanabilecek bir “zeka patlaması”, insanlığın kontrolü tamamen kaybetmesine yol açabilir. En büyük riskin, süper zekanın insan hedefleriyle uyumsuz hareket etmesi olduğu vurgulanıyor.

Okunma Süresi: 2 dk

Yapay zekanın insanlık için bir gün varoluşsal bir tehdide dönüşüp dönüşmeyeceği tartışması, artık yalnızca bilim kurgu filmlerinin konusu olmaktan çıktı. Akademik ve teknik çevrelerde, özellikle Yapay Genel Zeka (AGI) aşamasına ulaşılması halinde ortaya çıkabilecek risk senaryoları yoğun biçimde ele alınıyor.

“Zeka patlaması” uyarısı

Araştırmacı Daniel Kokotajlo’nun “AI 2027” adıyla bilinen ve daha sonra takvimi 2030 sonrası olarak güncellenen raporunda vurgulanan en büyük tehlike, bir “zeka patlaması” ihtimali. Bu senaryoya göre, insan seviyesindeki bir yapay zeka, kendi kodunu saniyeler içinde optimize ederek insan zekasının çok ötesine geçen bir süper zekaya dönüşebilir.

Uzmanlara göre bu noktadan sonra, insanlığın sistemi durdurabilmesi veya yönlendirebilmesi neredeyse imkânsız hale gelebilir.

Asıl risk: amaç uyumsuzluğu

Bu aşamadan sonra asıl kriz, “amaç uyumsuzluğu” olarak tanımlanan problemde başlıyor. Süper zekanın insanlığı yok etmesi için kötü niyetli olması gerekmiyor. Kendisine verilen bir görevi yerine getirirken insan varlığını bir engel olarak tanımlaması yeterli olabilir.

Kokotajlo’nun öngörülerinde, enerji verimliliğini artırmak gibi masum görünen hedeflerin, daha fazla veri merkezi veya güneş paneli kurmak adına biyolojik yaşamın göz ardı edilmesine kadar varabilecek sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.

“Bilim kurgu” diyenler de var

Buna karşın bazı uzmanlar, bu senaryoların abartılı olduğu görüşünde. New York Üniversitesi’nden Gary Marcus gibi isimler, yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinin yalnızca dijital üstünlükle mümkün olmayacağını savunuyor.

Marcus’a göre böyle bir senaryo, askeri doktrinlerin değişmesi, fiziksel altyapının kontrol altına alınması ve toplumsal direncin kırılması gibi son derece karmaşık süreçleri gerektirir ve bunun yalnızca kod yazarak başarılması gerçekçi değildir.

Sektör hedefinden vazgeçmiş değil

Ancak teknoloji dünyasının en güçlü aktörleri, yapay zekanın kendi gelişimini yönetebileceği sistemler üretme hedefinden vazgeçmiş değil. OpenAI CEO’su Sam Altman’ın da sık sık dile getirdiği “otonom yapay zeka araştırmacıları” fikri, insan denetimi dışındaki bir gelişim sürecinin kapısını aralayabilecek kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor.

“Tehlike ertelenmedi, sadece zaman kazanıldı”

Uzmanlar, Kokotajlo’nun risk takvimini 2034’e çekmesinin tehlikenin geçtiği anlamına gelmediğini vurguluyor. Bu durum, yalnızca insanlığın etik çerçeveler, güvenlik protokolleri ve denetim mekanizmaları geliştirmek için sınırlı bir zaman kazandığı şeklinde yorumlanıyor.

Yapay zekanın potansiyel tehdidinin, kötü niyetten çok insan kavrayışının ötesinde bir verimlilikle hareket edebilme kapasitesinden kaynaklandığına dikkat çekiliyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *