Yapay zeka terapiyi bitirir mi? Psikologlar için yeni tartışma gündemde

Yapay zekânın psikolojik destek alanındaki yükselişi, “Terapistlerin yerini alır mı?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlara göre yapay zekâ, insan terapinin alternatifi değil, tamamlayıcısı olabilir.

Yapay zekâ teknolojilerinin günlük hayatta giderek daha fazla kullanılması, psikolojik destek alanında da yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Son dönemde birçok kişinin duygusal ve zihinsel konularda yapay zekâdan “akıl alması”, terapistlik ve psikologluk mesleklerinin geleceğini sorgulatıyor. “Yapay zekâ psikolojik konularda ne kadar doğru destek verebilir?” sorusu ise tartışmanın merkezinde yer alıyor.

Tarafsızlık avantaj mı?

Yapay zekânın savunucuları, bu teknolojinin en büyük avantajlarından birinin tarafsızlık olduğunu vurguluyor. İnsan terapistlerin duygu durumları, yaşanmışlıkları ve bilinçli ya da bilinçdışı önyargılarının sürece etki edebildiğine dikkat çekilirken, yapay zekânın travması, egosu ya da kişisel hikâyesi olmadığı için daha nötr bir bakış sunduğu ifade ediliyor.

Bilgiye erişim hızı dikkat çekiyor

Bir diğer önemli başlık ise bilgiye erişim. Yapay zekânın saniyeler içinde binlerce akademik çalışmayı ve farklı terapi yaklaşımlarını tarayabilmesi, bilişsel çarpıtmalar, stres yönetimi, karar verme süreçleri ve farkındalık çalışmaları gibi alanlarda yapılandırılmış geri bildirimler sunmasını sağlıyor. Bu durum, tek bir insan zihnine dayalı destek anlayışını sorgulatıyor.

Yargılanma korkusu ortadan kalkıyor

Uzmanlara göre birçok kişinin psikolojik destek almaktan kaçınmasının temel nedenlerinden biri yargılanma endişesi. Yapay zekâ ile kurulan iletişimde bu kaygının büyük ölçüde azaldığı, bireylerin bastırılmış düşünce ve duygularını daha rahat ifade edebildiği belirtiliyor.

Her an erişilebilir olması öne çıkıyor

Randevu, zaman ve maddi kısıtlar terapiye erişimi zorlaştırırken, yapay zekânın günün her saatinde ulaşılabilir olması önemli bir avantaj olarak değerlendiriliyor. Özellikle yoğun düşünen ve zihinsel yükü yüksek bireyler için bu sürekliliğin rahatlatıcı bir etki yarattığı ifade ediliyor.

Yapay zekânın sınırları nerede başlıyor?

Ancak uzmanlar, yapay zekânın her şeyi kapsamadığı konusunda da uyarıyor. Yapay zekânın beden dili, ses tonu ve duygusal mikro tepkileri algılayamadığı; ağır travmalar, bağlanma sorunları ve kriz durumlarında insan insana kurulan terapötik ilişkinin hâlâ vazgeçilmez olduğu vurgulanıyor. Kriz anlarında sorumluluk alamaması ise önemli bir sınır olarak öne çıkıyor.

Rakip değil, tamamlayıcı yaklaşım

Tartışmanın geldiği noktada genel kanaat, yapay zekâ ile psikologları karşı karşıya koymak yerine, farklı işlevlere sahip iki destek alanı olarak değerlendirmek yönünde. Yapay zekânın günlük zihinsel karmaşa, düşünce düzenleme ve öz-farkındalıkta etkili bir araç olabileceği; psikologların ise derin ve tekrarlayan psikolojik sorunlarda vazgeçilmez olduğu ifade ediliyor.

Asıl soru değişiyor

Uzmanlara göre artık “Hangisi daha iyi?” sorusu yerine, “Hangi ihtiyaca hangi destek daha uygun?” sorusunu sormak gerekiyor. Yapay zekânın ruh sağlığında tek başına bir çözüm değil, insan desteğiyle birlikte kullanıldığında anlam kazanan bir araç olduğu görüşü giderek güçleniyor.

İLGİLİ HABERLER