Bazı insanlar çok az uyuduklarında bile sabah kalkınca kendilerini beklenenden daha enerjik ve uyanık hissedebiliyor. Bu durum, özellikle birkaç saatlik uyku sonrası sosyal medyada bile sıkça paylaşılan bir deneyim haline geldi. Ancak bilim insanları bu hissin gerçek bir enerji artışı değil, vücudun uyku eksikliğine geçici bir yanıtı olduğunu belirtiyor.
Uzmanlara göre beynimiz yeterli uyku alamadığımızı “anladığında”, sürvival (hayatta kalma) modu gibi bir tepki vererek uyanıklığı artıran hormonların salınımını tetikliyor. Bu süreçte stres hormonu kortizol ve adrenalin salgısı, enerji hissi yaratacak şekilde geçici bir uyanıklık dalgası oluşturuyor. Ancak bu etki kısa sürüyor ve beynin gerçek performansını yansıtmıyor.
Bir diğer neden ise sirkadiyen ritim olarak adlandırılan biyolojik saate bağlı hormonal değişimler. Vücudumuz doğal döngüsüne göre sabah saatlerinde belirli hormonları yükselterek uyanıklığı destekliyor. Bu ritim, az uyku sonrası dahi sabah saatlerinde enerji hissi yaratabilir.

Bilim insanları ayrıca, uyanma anında yaşanan algısal farkın da bu hissi güçlendirdiğini söylüyor. Derin uyku yerine daha hafif uyku evresinden uyanmak, bireyde “daha dinçim” hissi yaratabiliyor fakat bu durum kognitif performansın gerçek anlamda iyi olduğu anlamına gelmiyor.
Uzun vadede uyku eksikliği, reaksiyon sürelerinde yavaşlama, dikkat dağınıklığı ve performans düşüşü gibi ciddi etkilerle kendini gösteriyor. Bu geçici “dinçlik hissi”, beynin uyku eksikliğini telafi etmek için kısa süreli bir savunma mekanizması olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlar gerçek enerji ve optimal zihin fonksiyonu için düzenli ve yeterli uykunun kritik olduğunu vurguluyor; vücudun geçici hislerle bizi kandırmasına izin vermemek gerektiğini belirtiyorlar.