Bir kahve siparişiyle başladı, sosyal medyayı sardı: “Sade kahve teorisi” ne anlatıyor?

Son günlerde sosyal medyada sıkça konuşulan “sade kahve teorisi”, hayatta yalnızca kaçındığımız şeylere odaklanmanın bizi hedeflerimizden uzaklaştırdığını savunuyor. Teoriye göre, insan ne istediğini net ifade etmezse, zihni de hayatı da istemediklerine göre şekilleniyor.

“Sade kahve teorisi” adını taşıyan yeni bir yaklaşım, sosyal medyada hızla yayılıyor. Henüz bilimsel bir kuram olarak kabul edilmese de, kişisel gelişim içeriklerinde sıkça kullanılan bu anlatım, odak noktasının insan hayatını nasıl yönlendirdiğine dikkat çekiyor.

Teori nereden çıkıyor?

Teori basit bir kafe örneği üzerinden anlatılıyor. Bir kafeye gidip sipariş verirken baristaya yalnızca “Sade kahve istemiyorum” dediğinizi düşünün. Ne istediğinizi söylemediğiniz sürece baristanın aklında kalan tek şey “sade kahve” oluyor. Sonunda size tam da istemediğinizi hazırlıyor.

Bu örnek, günlük hayatta da benzer bir zihinsel süreç yaşadığımızı öne sürüyor: İnsan ne istemediğini tekrar ettikçe, zihni de o kavram etrafında dönmeye başlıyor.

“Ne istemiyorum” dili neden sorunlu?

“Stres yaşamak istemiyorum”, “başarısız olmak istemiyorum”, “yalnız kalmak istemiyorum” gibi ifadeler, teoriyi savunanlara göre odağı korkulara kilitliyor. Böylece kişi, ulaşmak istediği hedefleri değil, kaçmak istediği ihtimalleri besliyor.

Yazar ve yaşam koçu Margie Warrell bu durumu,
“Odaklandığımız şey genişler. Hayatımızdaki enerjimizi ve zihinsel kapasitemizi tüketir”
sözleriyle özetliyor.

Sade kahve teorisi ne öneriyor?

Teorinin temel mesajı net: Hayatta ne istediğini açıkça ifade etmezsen, ona ulaşmak için de bilinçli bir yön oluşturamazsın. Sadece kaçınılan durumlara odaklanmak, kişiyi pasif bir ruh hâline sürüklüyor.

Bu nedenle “başarısız olmak istemiyorum” yerine “başarılı olmak istiyorum”,
“yalnız kalmak istemiyorum” yerine “sağlıklı ilişkiler istiyorum” gibi ifadeler kullanmak öneriliyor.

Hayata kahve siparişi gibi yaklaşmak

Sade kahve teorisi, hayatın da tıpkı bir sipariş gibi netlik istediğini savunuyor. İnsanın kendi hedeflerini, arzularını ve beklentilerini açıkça tanımlaması; kaçtığı şeyler yerine yönelmek istediklerine odaklanması gerektiği vurgulanıyor.

Teoriyi paylaşanlar, “Hayat direndiğin şeyler için değil, odaklandığın şeyler için çalışır” görüşünde birleşiyor.

İLGİLİ HABERLER