“Mükemmel olmalıyım”
Bu cümle, ilk bakışta disiplinin, çalışkanlığın ve yüksek hedeflerin sesi gibi duyulur. Oysa çoğu zaman, başarının değil; kaygının, korkunun ve tükenmişliğin sessiz habercisidir.
Mükemmeliyetçilik, özellikle sporcular arasında sıkça övülen bir özellik olarak görülür. Daha iyi olmak istemek, hata yapmaktan kaçınmak, sınırları zorlamak… Bunların hepsi kulağa başarıya giden yol gibi gelir. Peki gerçekten öyle mi?
Mükemmeliyetçilik Nerede Başlar?
Mükemmeliyetçilik; kişinin kendisine, performansına ya da sonuçlara yönelik ulaşılması zor, katı ve esnek olmayan beklentiler koymasıdır.
Sorun “yüksek hedef” koymak değil; hata payını sıfırlamak istemektir.
Özellikle çocuk ve genç sporcularda şu düşüncelerle kendini gösterir:
* “Hata yaparsam başarısızım.”
* “En iyisi olmazsam değerim yok.”
* “Kazanmazsam hayal kırıklığı yaratırım.”
Bu noktada spor, gelişim alanı olmaktan çıkar; sürekli sınav hissi yaratan bir sahneye dönüşür.
Başarıyı Besleyen Mükemmeliyetçilik Var mı?
Evet, literatürde “uyumlu mükemmeliyetçilik” olarak adlandırılan bir tür vardır.
Bu yapı:
* Çabaya odaklanır
* Hataları öğrenme fırsatı olarak görür
* Kişinin kendisiyle sağlıklı bir ilişki kurmasına izin verir
Ancak pratikte sporcularla çalışırken gördüğümüz tablo çoğu zaman bunun tam tersidir:
Uyumsuz (zararlı) mükemmeliyetçilik.
Bu tür mükemmeliyetçilik:
* Performans kaygısını artırır
* Yarışta donakalma, kaçınma veya aşırı kontrol davranışlarına yol açar
* Sporcunun potansiyelini değil, korkularını yönetmesine neden olur
“Antrenmanda Var, Maçta Yok” Cümlesinin Altında Ne Var?
Sıklıkla duyduğumuz bu cümle, çoğu zaman teknik değil psikolojik bir soruna işaret eder. Antrenmanda rahat olan sporcu, yarışta neden yapamaz?
Çünkü yarış:
* Hata ihtimalini görünür kılar
* İzlenme ve değerlendirilme duygusunu artırır
* “Ya olmazsa?” düşüncesini tetikler
Mükemmeliyetçi zihin için yarış, performans sergileme alanı değil; kendini ispat etme zorunluluğudur. Bu baskı altında beden kasılır, nefes bozulur, dikkat daralır.
Çocuk Sporcularda Mükemmeliyetçilik Nasıl Şekillenir?
Burada en kritik rol; aile ve çevreye aittir.
İyi niyetle söylenen bazı cümleler:
* “Sen yaparsın.”
* “En iyisi olmalısın.”
* “Bu kadar çalıştıysan kazanman lazım.”
Çocuk zihninde şu anlama gelebilir:
“Başarılı olursam sevilirim.”
Bu da sporcunun iç motivasyonunu değil, onay ihtiyacını besler.
Sonuç: Çabasına değil, sonucuna göre kendini değerlendiren bir çocuk.
Gerçek Başarı Nerede Başlar?
Gerçek başarı, hatasız olmakta değil;
Hata yaptıktan sonra oyunda kalabilmekte başlar.
Başarılı sporcuların ortak özellikleri şunlardır:
* Hata sonrası hızlı toparlanma
* Kontrol edemediklerini bırakabilme
* Sonuca değil sürece odaklanabilme
* Kendileriyle sert değil, net konuşabilme
Bu beceriler, mükemmeliyetçilikle değil; psikolojik dayanıklılıkla gelişir.
Peki Ne Yapmalı?
* Sporcuya “sonuç” değil, çaba dili ile yaklaşılmalı
* Hata, kimliğe değil; deneyime ait görülmeli
* “En iyi olmak” yerine “bugünkü halinden biraz daha iyi olmak” hedeflenmeli
* Aileler ve antrenörler, niyetlerinden çok aktardıkları mesajın farkında olmalı
Unutmayalım:
Mükemmel olmak zorunda hisseden sporcu, özgür oynayamaz.
Özgür oynayamayan sporcu ise gerçek potansiyeline ulaşamaz.
Son Söz
Mükemmeliyetçilik bazen başarıya giden bir yol gibi görünür;
ama çoğu zaman, sporcuyu hedefine değil kendinden uzaklaştıran bir tuzaktır.
Başarı, kusursuz olmakta değil; kusurlarla birlikte ilerleyebilmekte saklıdır.